Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Oku(tul)muş cahiller…

18 Mayıs 2019, 09:45

Eğitim; okullar, kurslar ve üniversiteler aracılığıyla insanlara hayatı boyunca gerekli olan bilgi ve kabiliyetlerin sistematik bir şekilde verilmesi olarak tanımlanıyor. Cehaletse bilgisizlik, bilgiyi ve deneyimi reddetmek olarak kabul görüyor.

Türk okullarında okuyan herkes de bilir ki, burada eğitimin “e”si bile yoktur. Devletin güdümündeki bu kurumların tek amacı öğrencileri asimile etmektir. İlkokul birinci sınıftan başlayarak çocuklar adım adım kendi gerçeklerinde uzaklaştırılır. Önceleri “Hayat Bilgisi” dersi adı altında öğrencilere enjekte edilen resmi ideoloji bir süre sonra Tarih, İnkîlap Tarihi, Vatandaşlık ve Milli Güvenlik dersleriyle sürer. İlginçtir ki üniversitelerde bile branş derslerinin yanında mutlaka bu dersler verilir ve Atatürk’ün hepi topu altı ilkesi yıllarca bıkmadan usanmadan “öğretilir.”

Atatürk’ten pek haz etmeyen AKP iktidarında bazı değişikliklere gidildi. Kendi politik geleceği için onlar dini derslere ağırlık verdiler. Bu dönemde ilkokuldan sonraki bütün okullar İmam Hatip okullarına çevirildi. Her yerleşim yerinde Kuran kursları açarak ana okulu çağındaki çocuklardan başladılar beyin yıkamaya.

O nedenle devletin okullarında okumuş ve hatta çok iyi bir dereceyle mezun olmuş kişilere eğitimli diyemeyiz. Daha önceki birçok yazımda da bahsettiğim gibi, eğitim; bir insanın yaşamını sürdürebilmek için öğrendiği şeylerin bütünüdür. İnsan ilk ailede öğrenmeye başlar ve bu süreç bir ömür sürer. Eğitimin yaşı, zamanı ve mekanı yoktur. Türkiye hariç, başka ülkelerin okullarında öğrenciler eğitilir de.   

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), 2019 Eğitim İzleme Raporu’nu “Eğitimin Yönetişimi ve Finansmanı” adıyla iki gün önce kamuoyuyla paylaştı. Rapor, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bütçesi, basın açıklamaları ve 2023 Eğitim Vizyonu’nu inceliyor. Raporda MEB’in bütçesinin 2018-2019 ile son 10 yıllık karşılaştırılması yapılıyor. Buna göre MEB’in 2019 bütçesinin 113 milyar YTL olduğu ve bu bütçenin yüzde 83.4’ünün personele ayrıldığı aktarılıyor. Geriye kalan yüzde 16.6’nın ne kadarının eğitime ayrıldığı konusunda ise bir bilgi yok. Bilgi okuryazarlığı açısından öğretmen, veli ve okul yöneticileri ile yapılan toplantılarda hepsinin 2023 Eğitim Vizyonu belgesinden haberdar olduğu, ancak bunu okumadıkları anlaşılıyor. Rapor her 100 çocuktan 2’sinin eğitim dışında kaldığını da belgeliyor.

Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan, MEB’in bu vizyon belgesini oluştururken kaç kişiyi kattığının önemli olduğunu söyleyerek belgede katılımcılık konusunun yer aldığını, fakat şeffaflık ve hesap verilebilirlik kelimelerinin geçmediğine dikkat çekiyor. Çocukların bu sürece katılmadığı da açıklanan rapordan anlaşılıyor.

Aylardır dünyanın birçok merkezinde devam eden açlık grevi ve bazı cezaevlerindeki ölüm orucu direnişlerine en büyük destek herkes de biliyor ki Barış Anneleri’nden geldi. Barış Anneleri, adı üstünde, onurlu bir barışı savunuyor ve her koşulda barış için alanlara çıkıyor. Ellerinde hiç bir silah taşımıyor, yürüyüş ve oturma eylemi dışında başka bir eylemde bulunmuyorlar. Buna rağmen Türk “güvenlik” güçleri, çocukları, yakınları ve direnişte olan diğer insanlar yaşasın diye bir şeyler yapmaya çabalayan bu insanlara her dafasında hunharca saldırıyor ve direnişi kıramamanın verdiği hıncı Barış Anneleri’nden çıkarmaya çalışıyor. Kendi annesi yaşındaki bu kadınları onur kırıcı bir şekilde itekliyor, tazyikli su tutup yerlerde sürüklüyor, gözaltına aldıklarına çıplak arama dayatıyorlar.

Geçtiğimiz Perşembe ve Cuma günü Bakırköy Kapalı Cezaevi önü ve Mısır Çarşısı’nda eylem yaptıkları gerekçesiyle kırkın üstünde insan gözaltına alındı. Bunların içinde Barış Anneleri de vardı. Götürüldükleri ‘Emniyet’ Müdürlüğü’nde alınan ifade tutanaklarında bu annelerin “eğitim durumu” hanesine “okuma yazması yok” veya “okur yazar değil” yerine “cahil” yazıldı.

Devlet okullarında oku(tul)muş cahillerin Barış Anneleri için ifade tutanaklarına yazdığı “cahil” kelimesinin Kürt halkı nezdinde bir hükmü yoktur. Türk kurumlarınca asimile edilemediği için iktidar güçlerinin psikolojik ve fiziksel şiddetine maruz kalan o annelerin her biri halkımızın gözünde bir bilgedir. Onlar yaşamlarıyla, o zor yaşamın ve egemen zihniyetin karşısındaki saygın duruşlarıyla birer direniş abidesidir. Tarih, beyaz tülbentli Barış Anneleri’ni hafızasına saygıyla kaydederken, onları hor görenleri de kınayacaktır.

Bu haber 79 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
24 gün önce
72 gün önce
77 gün önce
171 gün önce
234 gün önce
275 gün önce
283 gün önce
286 gün önce
304 gün önce
314 gün önce
374 gün önce
380 gün önce
409 gün önce
486 gün önce
516 gün önce
525 gün önce
542 gün önce
633 gün önce
680 gün önce
708 gün önce
731 gün önce
1074 gün önce
1178 gün önce