Lütfen bekleyin..

Fadıl Öztürk

Kendi ellerimle öldürdüm...

13 Nisan 2019, 12:17

Zalimler, bizim ne kadar iyi yanımız varsa, ondan besleniyorlar. Onların asla beslenemeyeceği bir uyanma hali koyuyorum şuraya.


Yaşadıklarımız bir hayatın kaldıracağı şeyler değil. Baktım çıkamıyorum bu kan ve kin çanağından, gözlerimle gören, dudaklarımla konuşan, dilimle tat alan, kulaklarımla duyan, burnumla koku alıp, ellerimle dokunan, yüreğimle beslenen merhametimi kendi ellerimle öldürdüm. Kimse yaptığımı bir suça saymasın. Elde kalan ömrümle anca bunu yapılabilirim. Burada yazdıklarım yazı değil, işlediğim bir cinayeti ihbar ediyorum...

Her taşınmaz durumu yaşanır kılmak için, gelip kapımda uzanarak kalbimin halden anlayan yanından beslenen, gözlerimden şefkatle hayata bakan, aklımı iyilikle doldurarak içimde kendine bir hayat kuran iyi niyetimi eve dönerken yol ortasında, ekmek bıçağıyla öldürdüm. Bir yükten kurtulmuş olarak döndüm evime...

Defalarca başımı beladan kurtarmış, vicdanımda bir kuş gibi yuva kurmuş, yaz-kış benim bedenimde kendine ruh bulmuş tahammülümü göğsümden gömleğimi yırtar gibi kanlı ellerimle söküp attım sokağa. Köpekler yesin...

Her kötü durum karşısında ruhuma iyilik üfleyen, hayatı onulmaz yara ve silahlarla köşeye sıkıştıran zalim karşısında beni yanına çekerek bugüne getiren umudumun yuvasını kendi ellerimle dağıtım. Söz veriyorum, bir daha dallarımda kuş cıvıltılarını duymayacaksınız...

Kimsenin yüzüne bakmadığı küçük kıpırtılardan beslenen, benimle uyuyup rüya benimle uyanıp hayal olan, bedenimin en yakışıklı, en sevimli hali, çocukların gördüğü yerde yüzüne tırmandıkları, öğrencilerin teneffüse çıkmış hali olan sevincimi, bütün çocuklardan özür dileyerek, zulüm bende tutunacak bir yer bulmasın diye, ruhumdan söküp attım. Onsuz çok eksik olacağımı bile bile yaptım bunu, arkasından baka baka...

Bütün bunları, zulmün yerden göğe yükselişi karşısında içimden dışıma taşmak isteyen öfkeme yer açmak için yaptım. Artık öfkem istediği gibi büyüyecek. Bir dalını bile kesmeyeceğim. Uzasın göğüme hâkim olsun istiyorum. Çünkü artık üst üste bindirilmiş haksızlıkları, hakları varmış gibi yapanları kaldıramıyorum. Beni peşine düşülerek aranır yapsın. Hızla kıyıya doğru ilerleyen bir dalganın ucunda vuruşalım. Geri çekilerek değil, hayatı vuruşarak hak edelim istiyorum...

Her haksızlık karşısında suskunluk dilimizde büyürken, şiddet ve nefretin konuşulduğu, camlarından rüzgârın girdiği evlerin çoğaldığı, çocukların çocukluğunu yaşamadan büyüdükleri yerde, el emeği göz nuru biriktirdiğim çareleri döktüm. Döktüm gözlerimdeki ışığı döker gibi sokağa. Artık aranızda kör bir bıçak gibi dolaşacağım...

Ağırlığıyla taşınmaz olayları her yaşadığımda, dalıp giden gözlerim kalsın baktığım duvarlarda. Hiçbir şey olmamış gibi tekrar yüzüme dönmesinler. İki serçe gibi yüzümde yuvalanan gözlerimi bir daha gözyaşı dökmesin diye parçalayarak bir potada erittim. Su gibi akan kor demirler gibi erittim. Kurtuldum onları ellerimle silerek ayıplarını gizlemekten. Artık gözlerimden gözyaşı değil demirden leblebiler dökülecek, asla çiğnenmeyen...

Eşit koşullarda vuruşalım diye bir sözle vurdum insanlığımı. Bir zeytin tanesini vurur gibi vurdum, kapkara ve yağlı. Cadde ortasında boylu boyunca uzanmış yatıyor insanlıktan beslenmiş halim. Çünkü, umudumuz her durumda yol ortasında vuruldu. Gözyaşında ikamet eder hale getirildik, bu halden bir türlü tahliye olamayan mahpus...

Eskiden söz vardı, selam vardı, küçük-büyük vardı, söz bir kere ağızdan çıkardı.

Alıntı yaptığımız kitaplar vardı, yemin-billah vardı, ar vardı, üstüne yemin ettiğimiz şeref vardı. Geçen zaman onları eksiltmez her gün yeni değerler katardı. Çocuklar onlarla büyür anne ve baba olurlardı. Sesimizle yol alıp, gözlerimizde kimseyi incitmeyen bir bakış olurlardı. Dilimiz sözcük sözcük bizi beslerdi. Oysa şimdi doğrunun ipliğini pazara çıkarmışlar. Seçimler mi bir savaş hali, yoksa savaşlar mı bir seçim. Yasa koyucular kendi koydukları yasalara uymuyorlar. Her şey birbirine karıştı...

İçimizde birbirine asla benzemeyen çeşitli hallerimiz var. Olaylar karşısında durmadan öfkesini çiğneyen kızgın halimiz; Bir mutlulukla havalanan kıpır kıpır sevinçli halimiz; Başka işi yokmuş gibi durmadan gelecek hayali kuran hayalci halimiz; Bize her durumda mezar kazan ama gömmeye mecali olmayan üzüntülü halimiz...

Yediğimiz içtiğimizle beslenen duygularımız, içimizde kendi aralarında durmadan iktidar mücadelesi veriyorlar. Kızgınlığım biraz öne çıksa, merhametim hemen onun önünü kesiyor. Ellerinden belaya düştüğüm duygularımı zalimimle eşit koşullarda vuruşmak için gözümü kırpmadan bir bir kendi ellerimle öldürdüm. Çünkü zalimler, bizim ne kadar iyi yanımız varsa, ondan besleniyorlar. Onların asla beslenemeyeceği bir uyanma hali koyuyorum şuraya. Tadı biraz acı olsa da ihtiyacı olan alsın...

Bu haber 588 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
669 gün önce
787 gün önce
793 gün önce
837 gün önce
865 gün önce
893 gün önce
921 gün önce
1075 gün önce
1082 gün önce
1131 gün önce
1145 gün önce
1173 gün önce
1180 gün önce
1194 gün önce
1201 gün önce
1208 gün önce
1250 gün önce
1264 gün önce
1278 gün önce
1291 gün önce
1299 gün önce
1305 gün önce
1327 gün önce
1334 gün önce
1361 gün önce
1383 gün önce
1446 gün önce
1515 gün önce
1530 gün önce
1572 gün önce
1614 gün önce
1663 gün önce
1690 gün önce
1706 gün önce
1747 gün önce
1768 gün önce
1796 gün önce
1901 gün önce
1908 gün önce
1929 gün önce
1936 gün önce
1943 gün önce
1964 gün önce
1971 gün önce
1985 gün önce
1999 gün önce
2020 gün önce
2436 gün önce