Lütfen bekleyin..

Pir Zeynel KETE

Dersim’de Yaşanan Karşıt Aleviliktir

03 Ekim 2018, 19:05

Aleviler binlerce yıldır Yas-ı Muharrem orucunu tutarlar. Özellikle Mezopotamya ve Ortadoğu’da kriz ve kaostan kurtuluştan sonra Ana Mêzin’e (Büyük Ana, Doğa) bir minnet borcu olarak şükran aşını pişirirler.
Kerbela ile beraber Hz. Hüseyin ve kendine inananlar katledildiler. İmam Zeynel Abidin in hayatta kalmasından dolayı, bir şükranda bulunmak için 12 gün oruçtan sonra, Aşure pişirilir ve pay edilir.

Alevi inancında yas tarihle bütünleşme, yüzleşme, unutmama, yaşanan anın tarih olduğu bilincine varma, geçmişe dönme, hissetme, hafızayı tazeleme, nefis iktidarını yenme, ruhsal ve bedensel ikrarlaşmayı tamamlama, zalimin zülmünü ve zalimi bilince çıkarma, içebakış yöntemi ile “kimlik” yenileme, tarih bilincini geliştirme manalarına gelir. Bu yönüyle bakılırsa “yaş” bir kimlik edinmedir.

Hz. Hüseyin’in duruşu bir hakikat ve özgürlük arayışıdır. Her hakikat arayışı bir duruştur. İlk tavır çok önemlidir.  “Yanlış hayat doğru yaşanmaz” sözü Hz Hüseyin’in şahsında bir daha görünür kılınmıştır. Yezit tarafından dayatılan ikrarsız ve rızasız yaşamı reddetmiştir. Hz. Hüseyin zihin olarak İslamiyetteki hakikat paydasını görünür kılmaya çalışmıştır. Bundan dolayı Emevi İslam anlayışının temsilcileri ile bir kopuş yaşamıştır. Her hakikat yürüyüşü nahak zihniyetten kopuşu gerektirir. Hz. Hüseyin bu kopuşun sonunda serden geçerek pir olmuştur.

Son günlerde Dersim’de valilik, müftülük ve cemevi yetkililerinin ortaklaşa düzenledikleri “Aşure, Hz Hüseyin ve Kerbela Şehitlerini Anma” etkinliğini bir lokma erkanından ziyade bir “merasim” olarak tanımlamak lazım. Aşure ve Kerbela kavramlarının içi boşaltılmıştır. Alevi kavramlarına marifet gözüyle bakmak lazım. Gelinen aşamada yaşanan sadece Dersimle sınırlı değildir. Alevilik ikrarsızların elinde bir araç haline gelmiştir. Alevileri bekleyen tehlike büyüktür. “Karşıt Alevilik” kurumsallaştırılıyor. Nasıl ki “Yezit” şahsında somutlaşan Emevi İslam anlayışı İslamiyet’i demokratik, ahlaki politik özünden kopardıysa; İslamiyeti sömürünün, ikiyüzlülüğün, yalanın, hilenin üstünü örten bir araç haline getirdiyse; arsız, pirsiz nursuzların eliyle Rêya Heq Alevi inancı da özünden koparılarak, iktidarın hizmetine sunularak Hızır aklından uzaklaştırılıp  “karşıt Alevilik” inşa bilinmelidir ki, Hak yol Alevilik devletle bir çatışma ve uzlaşma değil, devlet zihniyetinden uzak, deryada ısrar etmektir. Alevi inancında otoriteye rıza gösterilmez. Mesele otoriteyi tanıma ve karşı olma değil; nahaka rağmen yola talip olup, rızalığı esas alma vardır.

Sorun aşureyi ve kerbelayı nasıl andıkları değildir. Alevilerin hakikat hattına karşı, dernekleşme hattı üzerinden içimizdeki ” Hınzır paşalar” eliyle Alevilik ahlaki ve politik özünden uzaklaştırılıyor. Alevilik egemenlerin elinde bir araca dönüşmüştür.

Dersim’deki Reya Heq Alevi toplumunun duyguları istismar edilmiştir. Cemevleri araç haline getirilerek binlerce yıllık iktidara bulaşmayan Alevi hakikati minaresiz cami haline gelen cem evlerine sıkıştırılıyor.
Nasıl ki Yezit ile beraber İslam’ın demokratik yönü kerbelada toprağa gömüldüyse, üzerine tuz ekildi ise, günümüzde ise Reya Heq Alevi inancının serçeşmesi olan Dersim’de, hêrda devreşte, mekanê Duzgun’ da “küfe ruhunu” temsil edenlerle Alevi hakikati toprağa gömülmeye çalışılıyor.

Cem evlerinin ve dernekleşmenin araç haline gelmesiyle inancımızın ne hale getirildiği görülmektedir. Dersim’de yaşanan aslında Alevi inancının, toplumsallığının çarmıha gerilmesidir.
Son dönemlerde Alevi coğrafyasında HES’ lerin yapılması, maden ocaklarının açılması boşuna değildir.
Aşure Alevi inancında hakkın emri rızasını savunan, farklılıkların birbirlerine hakimiyet kurmadan, bir arada yaşamanın adıdır aynı zamanda. Aşure kazanı biri bin yapar. Kazanın kendisi Rıza Toplumunu temsil eder, ruhsal ve bedensel ikrarlaşmayı sağlamayanlar bu tadı bozar. Kerbela’yı bilince çıkarmayanlar, yolu nursuza, arsıza düşüren cemevi yöneticileri ve pir olduğunu söyleyenler ancak ikrarından dönenlerdir. Aşuredeki tamlar çeşitlilik içinde birlikteliği temsil eder. Birinin varlığı ötekinin varlığı ile anlam bulur. Mülki erkanın Dersim’de yapmaya çalıştığı ise tektipleştirerek inancı özünden uzaklaştırmaktır.
Bütün Aleviler bilmeliler ki, mevcut dernekleşme ve cemevi anlayışı Alevi hakikatini görünür kılmıyor.

Muhammed Mustafa’yı peygamberlik sıfatı ile ceme almayan bir gelenekten geliyoruz. Haneye alınmaması sadece fakirliği dile getirmesi ile ilgili değildir. Xızır aklı ile bütünleşmesidir.Dersim ve bir çok yerde erkan yürüten, postta oturanların ” ikrarsızları” ceme almaları bir üst aklın sonucudur. Bir projedir. Alevi inancını devlet aklı ile bütünleştirip, tektipleştirerek özünden koparmaya çalışıyorlar. Son dönemlerde Alevi – Bektaşi havzalarına yönelmesinin nedenide budur. Daha önceleri Erzincan’da, Adıyaman’da, Ankara’da ve bir çok yerde cem erkanı sırasında, erkana ara verilerek mülki erkan ceme alınmış, posta oturtulmuştur. Erkana uymayan bu davranış “mihman” kavramıyla savunulmustur. Alevilikte “mihman” haneye nur tasıyandır. Nur taşımayana “bexer( hayırsız) denilmektedir. Yolu arsıza düşüren, ikrarsız olan, hakkın rızasını bilmeyen, nahak zihniyete biat eden, bütün tekçi zihniyetlerin temsilcileri bizim için mihman sayılmaz. Nursuz olan doğal olarak düşkündür.

Nahak zihniyet ve hınzır paşalarla Alevi toplumsallığı dağıtılmaya çalışılıyor. Alevi aklı ile bakıldığında ilk varoluş nedeni topraktır. Toprak inancımızda mülk değildir, hêrda devreştir. Bizler toprakla yâr olmuşuz. Turab olma bir makamdır. Alevilikte kutsal olan aynı zamanda toplumsaldır. Başta cem erkanlarımız olmak üzere bütün kutsallarımız tarihsel ve kültürel değerleri ile birlikte çarmıha geriliyor. Yaşanan sorunu kişilere indirgemek, müftülüğü mesul tutmak, karşıtlık oluşturarak dillendirmek istenen şeydir.
Bizim inancımızda mazlum çaresiz, zaman sahipsiz değildir. Zor aklı bu çarkın içinde bütün yol hakikatlerinin doğumunu gerçekleştirecektir.

Hak için söz söyleyeceğiz. Alevilerin bu kutsal ayda, Hüseyni nuru, gayreti, kemaletin, ikrarlı duruşu için kutsallarına karşı özünü dara alıp, çerağ uyandırarak, dar-ı didar olmaları lazım. Alevilerin her türlü nefis iktidarından aklen, ruhen ve bedenen arınması lazım. Buna kendini bilmek denir. Zihni pak, aklı pak, nuru pak ,yola ikrar veren, dar-ı didar olan Alevi pirleri ve dernek yöneticileri yolun devamını sağlar. Kendini bilen yolu pirsize, nursuza, arsıza, hırsıza düşürmez.

 

Bu haber 43 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları