Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Çocuk gelinler, ‘kahramanlar’ ve kurtarıcı’lar

14 Temmuz 2018, 11:38

2015 yılında Lübnan’da çocuk gelinlere ve konu ile ilgili yasaya dikkat çekmek için bir sosyal deney yapıldı. Lübnan Kadın Örgütü Kafa’nın katkılarıyla hazırlanan sosyal deneyde, fotoğrafçı yaşlı bir erkek ile on iki yaşındaki kız çocuğunun düğün çekimi yapılıyor. Daha sonra sosyal medyada yüzbinlerce kez tıklanacak olan bu kurgulanmış çekimde yaşlı damat ile çocuk gelini canlandıranların yanından geçenlerin bazıları onları tebrik ediyor. Ülkedeki kız çocukların yüzde altısının on sekiz yaşına gelmeden evlendi(rildi)ği Lübnan’da duruma öfkelenenler de oluyor elbette. Yoldan geçen bir erkeğin küçük yaştaki kızın omzuna dokunarak, parmağıyla gizlice ‘hayır’ işareti yaptığı an özellikle dikkat çekiyor. Fotoğrafçıya “onları çektiğin için mutlu musun?” diye soranlar da oluyor. Videonun sonunda ise orda koşu yaparken onları gördüğünü ve donup kaldığını ifade eden bir kadın olaya müdahil oluyor ve duruma şiddetle karşı çıkıyor. Kız çocuğunun ailesinin nerede olduğunu soran kadın, onu orada öylece bırakıp gitmeyeceğini ve gelinlik giydirilmiş kız çocuğunu kendi çocuğu olarak gördüğünü söylüyor. Video, çocukların ailelerin izni ile evlenebilmelerine olanak tanıyan oldukça eski mevcut yasanın geçerliliğinin olmayacağı belirtilerek sona eriyor.

Cumhuriyet rejiminin yıkılıp yerine ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında yeni bir rejimin ilan edildiği Türkiye’de, gündeme Malatya’da yaşayan bir düğün fotoğrafçısı damgasını vurdu. İyiye ve güzele hasret kalan Türkiye halkı, Onur Albayrak adındaki bu fotoğrafçıyı anında bağrına bastı.

2002 yılından bu yana profesyonel düğün fotoğrafçılığı yaptığı söylenen Albayrak, günün birinde aldığı ve zamanı gelince çekime gittiği iş nedeniyle Türkiye’de yayınlanan birçok gazetede haber oldu. Zira, gelinin yaşının küçük olduğunu farkeden düğün fotoğrafçısı geline kaç yaşında olduğunu sorunca, önce tereddütlü bir 15 ve ardından endişeli bir 16 cevabı alıyor. Bunun üzerine “prensip gereği” çocuk gelin fotoğrafı çekmediğini söyleyen Albayrak, damada “başka fotoğrafçıyla anlaşın” diyor.

Aman da ne prensip, ne prensip?

Tabii Türk medyası için ‘nasıl da şaşırtıcı, nasıl da beklenmedik ve alışılmadık’ bir olay. ‘Adam’, “prensip” diyor, “beni ilgilendirmez” demiyor(muş). “Benim ekmek param sonuçta” bahanesine sığınmıyor(muş). Ortada kabul edilemez bir şey görüyor ve onun bir parçası olmayı reddediyor(muş)!

Halbuki, ‘prensip’ olarak çocuk gelin fotoğrafı çekmediğini belirten fotoğrafçı ne bir yetkili kurumu aramış ne de bu evliliğe engel olmak için bir girişimde bulunmuş. ‘Damat adayı’ “sana ne kardeşim, sen kendi işine bak” demese, ‘itiş kakış’ olayı da olmayacakmış. Ki zaten olmamış.

Söz konusu haberle gündeme gelen fotoğrafçı sosyal medyada bir anda ‘fenomen’ olurken, nedense birbirinin kopyası olan haberlerde ve fotoğrafçının üst üste verdiği röportajların hiçbirinde çocuk gelinin ve ‘damadın’ ismi ya da fotoğrafı yoktu. Oysa ki ‘anlı şanlı’ Türk medyası böylesi olaylarda çocuk gelinin fotoğrafını yayınlar ve onu bir kez daha mağdur ederdi. Fotoğrafçıyı dövmeye kalkıştığı için ‘dayak yiyen ve burnu kırılan damat adayı’ da onu ne mahkemeye verdi ne de çıkıp bir kelime etti.

Bütün Türkiye’yi olmasa da yarısını sevince boğan bu haber, çok geçmeden Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği’nin açıklaması ile yalanlandı. Dernek, Malatya Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile görüşünce böyle bir olayın yaşanmadığı anlaşılmış.

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün dezenformasyon ve yanıltıcı haber konusunda 37 ülkede yaptığı araştırmada, Türkiye’nin bu alanda yüzde 49’la başı çektiğini bir süre önce açıklamıştı. Yine geçtiğimiz günlerde Hindistan’da çocuk kaçırma olayları ile ilgili söylentiler ve kopyala yapıştır haberler nedeniyle çok kişinin linç edildiği ortaya çıktı ki haberlerin daha çok Whatsapp aracılığıyla yayılması nedeniyle Whatsapp, gönderilerin kişiler tarafından mı yazıldığı yoksa kopyalanıp mı iletildiği bilgisini gösteren bir uygulamayı devreye koyacağını açıkladı.

Konumuza dönersek, fotoğrafçıyı çocuk gelin konusunu gündeme getirdi diye yere göğe sığdıramayanlar var. İşin aslı şu ki, fotoğrafçı kendi reklamını yapmaktan başka bir şey yapmamıştır. Yoksulluk ve cehalet söz konusu olduğu ve giderilmediği müddetçe aileler kız ve erkek çocuklarının hayatlarını isteyerek veya istemeyerek, acı çekerek ya da olağan görerek karartmaya, bir takım uyanıklar da konu üzerinden rant elde etmeye devam edecek.

Büyük bir toplumsal yarayı kullanarak popüler olmaya çalışan birisinin ‘kahraman’ veya ‘kurtarıcı’ olarak görülmesi son derece üzücüdür. Böylesi hassas bir konuda umut bağlayacağımız tek kişi kendimiz olmalıyız. Unutmayalım ki umut ve zafer sadece mücadelededir. Mücadele etmezsek daha çok kandırılır, daha çok hayal kırıklığına uğrarız.

Bu haber 102 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2 gün önce
12 gün önce
72 gün önce
78 gün önce
107 gün önce
184 gün önce
214 gün önce
223 gün önce
240 gün önce
331 gün önce
378 gün önce
406 gün önce
429 gün önce
772 gün önce
876 gün önce