Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Türkiye nereye gidiyor?

03 Şubat 2018, 09:26

Dünya Adalet Projesi, 113 ülke hakkında hukuka uygun hareket edilip edilmediğini belirten yıllık raporunu geçtiğimiz günlerde yayınladı.

Rapora göre Türkiye, hukukun üstünlüğüne uyum konusunda 113 ülke arasında 101'inci sırada yer alıyor. Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde 13 ülke arasında en sonuncu, üst orta gelirli ülkeler arasında da 36 ülke arasında 35''inci sırada bulunuyor. Türkiye'nin en kötü performans gösterdiği alan ise “hükûmet yetkileri üzerinde kısıtlamalar” kategorisi olmuş. Temel haklar konusunda 107'inci sırada yer alan Türkiye, geçen yıla göre en fazla “güvenlik ve düzen” kategorisinde gerileme göstermiş. Rapora göre Efrîn'e yönelik saldırılardan sonra ülkenin daha çok gerilediği de belirtiliyor. 

Ama Türk medyasına baktığımızda Türkiye'de her şeyin “dört dörtlük” olduğunu görüyoruz. Bir o kanalda bir bu kanalda boy gösteren “her şeyin uzmanı” uzmanlara göre tüm dünya ülkeleri Türkiye'yi kıskanıyor ve bütün bu devletler işini gücünü bırakmış sadece Türkiye ile uğraşıyor. 

Türkiye'nin “yerli ve milli” ÖSO çeteleriyle birlikte Efrîn'e yönelik saldırıları devrimci ve demokrat her kesimden tepki alıyor. Konuyla ilgili en son Türk Tabipler Birliği (TTB) bir açıklama yapmıştı:

“Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş; fiziksel ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılamaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir. Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi! Türk Tabipler Birliği / Merkez Konseyi” şeklindeki açıklama bilindiği gibi Türkiye'de olay oldu. TTB için soruşturma başlatıldı, birçok kişi görevden alındı ve tutuklandı. Türk medyası da açıklamayı “skandal” diyerek verdi

Konuyla ilgili bir açıklama yapan TTB eski başkanı Gençay Gürsoy, ilgili açıklamanın neredeyse iki yüz yıllık uluslararası bir metin olduğunu belirterek, metnin Dünya Tabipler Birliği'nin de ajandasında olduğunu söyledi.

İnsanların bütün organları her türlü saldırıya açık bir şekilde yaratılmışken, beyni kafatasının içinde mükemmel bir şekilde korunmaya alınmıştır. Beynimiz dış dünya ile ilişkileri sahip olduğu duyu organlarıyla kuruyor. Bu duyumların beynin ilgili yorumlarıyla ilişkilendirilmesine algı deniyor. Beynimiz algı işlevi sayesinde dünya ve yaşananlar arasında devamlı bir iletişim kuruyor. Metni noktasından virgülüne olduğu gibi veren Türk medyası ise açıklamayı “skandal” olarak niteleyerek okur ve izleyicilerinin algısıyla oynuyor. Oysa metin gayet açık ve anlaşılır. Beynini kafatasında aksesuar olarak taşımayan her kişinin de anlayacağı gibi hiç bir art niyet yok. 

Türkiye cezaevlerinde ‘Tek Tip Kıyafet’ dayatmasına karşı büyük bir direniş ve öfke varken Türk medyası Yalova'da yeni açılan bir kafeyi anlata anlata bitiremiyor. Farklı bir konseptle ortaya çıktığı vurgulanan ve özendirilen kafe, cezaevi şeklinde dizayn edilmiş. Gelen müşteriler ilk önce turuncu renkte ve üzerinde “haft” (hapis) yazan tek tip kıyafetleri giymek zorunda. Demir parmaklıklar ardında kahve servisi yapılan müşteriler orada hatıra fotoğrafı çekiyor ve böylece bütün insanlar ülke genelinde içinde yaşadığı cezaevine alıştırılmaya çalışılıyor.

Yandaş medya sadece kendisine servis edilmesi buyurulan haberleri verirken, büyük bir baskı altındaki özgür basın çok zor koşullarda insanlara gerçekleri ulaştırmanın mücadelesini veriyor. Jinnews Haber Ajansı bir kaç gün içinde beş kez erişim engeliyle karşılaştı örneğin. Bu kafayla Türkiye dünya ülkeleri arasında sonuncu olmaya doğru hızla ilerliyor. 

Efrîn'de çoğu kadın ve çocuk sivil insanlar hayatını kaybederken ikinci haftanın sonunda da Avrupa ülkeleri, Birleşmiş Milletler, çocuk hakları konusunda mücadele yürüttüğünü iddia eden UNİCEF ve SOS Kinderdorf gibi kurumlar hala sessiz ve olanları “endişeyle” izlemeye devam ediyor. 

Bu haber 258 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
26 gün önce
130 gün önce
138 gün önce
141 gün önce
159 gün önce
169 gün önce
229 gün önce
235 gün önce
264 gün önce
340 gün önce
370 gün önce
380 gün önce
397 gün önce
488 gün önce
535 gün önce
563 gün önce
586 gün önce
929 gün önce
1033 gün önce