Lütfen bekleyin..

Baki Gül

Siz siz olun, TC’ye ve RTE’ye değil dağlara inanın...

06 Aralık 2017, 19:32

2017 yılının son ayındayız. Dağların doruklarındaki kar, eteklerinde sonbaharın son renkleri. Gündüzleri gökyüzünün maviliğini geceleri ise ay ışığı ve yıldızların parıltısı kaplıyor. Gece ve gündüz bu dağın, bu renklerine bakıp düşünüyorum. Gözüm patikalardan gelip geçen gerillalara ilişiyor. Patikalardan dağların doruklarına uzanan gerilla mevzilerindeki yaşama uğraşısı ile sabah ve akşam gazete, TV haberlerine bakıyorum. Gördüğüm, tanık olduğum ve bizzat yaşadığımız mı gerçek, yoksa izlediğimiz ve okuduğumuz haberlerdeki görüntüler mi gerçek… 

Dağlar ve yıldızların gerçekliğinden hiçbir kuşkum yok. Dağların ve yıldızların şahitliğinde patikalarda hiç durmadan yürüyen ve yürüyüşlerine devam eden gerillaların gerçekliği de dağlar ve yıldızlar kadar gerçek. Gerillaların yürüyüşü, yürüyüşlerindeki tempo, taşıdıkları coşku, katıldıkları törenler, gördükleri eğitimler bana hep Türk devletinin inşa etmeye çalıştığı gerçeklikle, dağlardaki hakiki gerçekliğin kavgası gibi geliyor. Yani savaş silahlarla yürütüldüğü kadar hatta fazlasıyla medya üzerinden yürütülüyor. Şöyle ki; TC’nin bakanları, cumhurbaşkanı, ordusu, polisi, medyası ‘PKK’nin bittiğini, biteceğini, bitmek üzere olduğunu’ söylüyor. Süleyman Soylu ve ekibi ‘PKK’nin 2017 baharında biteceğini, esamesinin artık okunmayacağını’ söylemişti. Sonra yaz aylarına ve sonbaharda bitirileceğini ima etmiş, 20 Kasım’da da Kandil’e girip oturacaklarını açıklamıştı. MHP’nin tedavülden kalkmak üzere olan kuruşluk lideri Devlet Bahçeli de aynı fikirde ve istekteydi. Ama işte, zaman her şeyin ilacı ve ispatı olunca durum farkılılaşıyor. 

Aylardır dağlarda gerillayı izliyorum. Gerilla komutanları, PKK’li yetkililer ile konuşuyorum. Dağları izliyorum. Savaş uçaklarının yaptıklarına kendimce tanık oluyorum. Sonra Türk politikacılar, medyası ve gazetecileri ile ‘Terör uzmanı stratejistleri’ dinliyor, okuyor ve izliyorum. Vallahi de billahi de komedi ötesi bir durum ile karşı karşıyayız. Biten kim? Sınırlanan kim? PKK ne yapıyor? Gerilla nasıl savaşıyor? Gerillaya katılımlar nasıl devam ediyor? Bu soruları ve fazlasını sorana dağlar, mavi gökyüzü ve yıldızlar yanıt veriyor… Çünkü devleti ve toplumu kendi yalanları ve başkalarının inkarı üzerine kuranların görevinin olan bir gerçeği yok saymak olduğunu bilmek durumundayız. Uzatmadan söyleyelim:

Birincisi TC, askeri, ordusu, siyaseti ve diplomasisi ile PKK karşısında 2017 yılında bir kez daha değil, birkaç kez daha yenilmiştir. Çünkü PKK gerillasının eylem hattı kesintisiz devam ediyor. Gerillaya katılımlar Türkiye metropollerinden, Kürdistan kentlerinden ve Kürdün olduğu her yerden devam etmektedir. Ve geçen gün Halk Savunma Karargah Komutanı Murat Karayılan, gerillaya katılan yüzlerce genç ile görkemli bir tören yaparak bu konudaki temel mesajını verdi. 

İkincisi, PKK’nin meselesi ve gündemi sadece Türk devleti ve onun politikaları değil. PKK için TC ve AKP faşizmi gündemlerden sadece biri. PKK’nin enerjisi bölgesel ve küresel devrim dinamiğinin geliştirilmesi üzerine. Tabii ki Türk sömürgeciliğine karşı direnişi en üst boyutta tutuyor ama, PKK artık sadece Bakurê Kürdistan ve TC gündemli bir hareket değil. Kürdistan’ın diğer parçaları, Ortadoğu’daki diğer gelişmeler ve sorunlara kafa yoruyor. 

Üçüncüsü, PKK Türk devletinin yalanlarına yanıt vermek yerine kendi plan ve programını bütünlüklü bir şekilde hayata geçirme uğraşısında. TC’nin içinde olan biteni gayet iyi görüyor ve toplumu Tayyip Erdoğan sonrası gelişmeye hazırlıyor. Çünkü kendisini TC’nin varlığı ile özdeşleştiren Tayyip Erdoğan’ın her açıdan “Son kullanılma tarihi” bitmiş, artık Erdoğan hem kendisine hem de çevresine zehir saçan bir varlık haline dönüşmüştür. Hırsızlığını devlet ve toplum politikası haline getiren bir çaresiz durumundadır. TC ise bu çaresizliği kendi devlet politikalarını yürütmek için biraz daha kullanmak istemektedir. Ama TC de Tayyip Erdoğan da bunları yaptıkça batmakta, hırsızlık, katillik, faşistlik ve kalleşlik kulvarlarında rekorlar kırmaktadırlar. Yani Türkiye toplumu, siyaseti ve medyası Tayyip Erdoğan’ı savunarak kendi sonlarını da yakınlaştırmaktadırlar. O nedenle korku duvarını aşarak, Tayyip Erdoğan’ın gerçeği karşısında onurlu durarak kendi saygınlığını korumak görevi Türkiye toplumunun hemen yapması gereken bir gerçekliktir. Yoksa Tayyip Erdoğan’ın çocukları ve yakınları ile birlikte çaldıkları milyon ya da milyar dolarları akli kılmak için çaba gösterenlerin geleceği de Tayyip Erdoğan ile birlikte kararacaktır. 

Siz siz olun, PKK ile TC’nin savaşında Tayyip Erdoğan ve ekibi için kahramanlık öyküsü çıkarma uğraşısına girmeyin. Mesele o kadar kolay değil. Bunu anlamak için 2017 yılının 11 ayına, o da yetmiyorsa son 40 yıla dönüp öylesine bir bakın...

Bu haber 29 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları