Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Devlet eliyle, devlet örtüsüyle Dersim devlet kapanında

Devlet eliyle, devlet örtüsüyle Dersim devlet kapanında

12 Mayıs 2021, 08:47

Türk iktidarı ve aygıtları tarafından “huzur şehri” olarak ifade edilen Dersim, kadından doğaya, coğrafyadan kültüre, her yönden saldırıların hedefinde.

Dersim’in 1975’te 165 bin civarında olan nüfusu, özel savaş politikaları nedeniyle 2011’de 73 bine düşerken, bu sayının yarısını ise cezaevine atılanlar veya hakkında adli kontrol uygulayanlar oluşturuyor. Birçok yerleşim yerinin “geçici güvenlik bölgesi” olarak yasaklı olduğu bölge, orman yangınları, HES, maden, kum ve taş projeleriyle doğası yok ediliyor;  “avcılık” adı altında hayvanları katlediliyor. İstismar, tecavüz, fuhuşun arttığı kentte, Munzur Üniversitesi’nde okuyan Gülistan Doku’dan ise 494 gündür haber alınamıyor.

Devlet eliyle, devlet örtüsüyle

 Taciz, istismar, tecavüz, şiddet, uyuşturucu, ajanlaştırma olaylarının görüldüğü kentte yaşanan her yeni olayın devlet güçleri ve adli makamlarca gizlendiği ya da ortaya çıktığı andan itibaren gizlilik kararı alınarak üzerinin örtülmeye çalışıldığı dikkat çekiyor.

Pertek’te 16 Ocak 2020’de onlarca çocuğun istismar edildiğinin ortaya çıkması sonrasında soruşturma dosyasına gizlilik kararı verilmesi ve kentte yapılan eylem ve etkinliklerin yasaklanması; Ovacık’ta 6 Ocak’ta yaşanan çocuk istismarının üzerinin örtülmeye çalışılması; Munzur Üniversitesi’nde kadın öğrencilerin, vali, kaymakam ve üst düzey devlet görevlileriyle para karşılığı zorla cinsel ilişkiye zorlandığı ve bunun için üniversite içerisinde belli yapıların oluşturulduğu, Türk adli makamlarca soruşturmaya değer bulunmadı, üniversite rektörlüğü de umursamadı.

Kent merkezinde bulunan bazı kafe ve restoranlar uyuşturucu, istismar ve fuhuş için özel olarak açıldığı; bu kafe ve restoranların birçoğunun geçmiş dönemde vali olarak görev yapan ve Dersim Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Tuncay Sonel döneminde açıldığı ve çalışma izni aldıkları biliniyor. 

494 gündür kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku hakkındaki soruşturmanın ‘intihar’ şüphesi üzerinden yürütülmesi, baş şüpheli Zaynal Abarakov’un serbest olması, bilirkişi raporunun dikkate alınmaması, Gülistan Doku’nun bulunması adına Munzur Üniversitesi öğrencilerinin düzenlediği eylemlerin yasaklanması, “Gülistan Doku nerede?” diye soran kadınların cezalandırılması, kentteki kadın sorununu gözler önüne seriyor.

Munzur Üniversitesi öğrencisi olan bir kadın öğrencinin, üniversite eğitim masraflarını çıkarmak için part-time olarak çalıştığı bir restoranda taciz edildiği ortaya çıkmış, öğrencinin suç duyusunda bulunmasından sonra işletme sahibi ve yanında bulunan uzman çavuş tarafından olayın kapatılması ve üzerinin örtülmesi yönünde baskı gördüğü öğrenilmişti. Bu restoranın sahibinin eski Vali Tuncay Sonel’in arkadaşı olduğu ve onun kişisel çabalarıyla bu işletmeyi açtığı iddialarına ilişkin hali hazırda açılmış bir soruşturma bulunmuyor.

Ormanları yakılıyor

 ‘Diyalog süreci’nin bitirildiği 2015’ten itibaren Dersim bir kez daha OHAL’ler, geçici güvenlik bölgesi ilanları ve köy boşaltma tehditleriyle karşı karşıya kaldı. Dersim’de 2015 yazında 14 yer ‘geçici güvenlik bölgesi’ ilan edildi. Dersim’de 2009’dan 2018’e kadar geçen dönemdeki orman yangınları NASA’nın Kaynak Yönetim Sistemi için Yangın Bilgileri üzerinden aktif yangın uydu verileriyle incelendiğinde, çıkan yangınların ‘diyalog süreci’nin bitirilmesi arasındaki ilişkiyi görmek mümkün.

Dersimliler, ormanların bilinçli olarak yakıldığını, söndürme girişimlerinin engellendiğini aktarıyor. Dersimlilerin bu aktarımlarını Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2015’te; Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2017’de ve Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM ) 2018’de yayınladığı raporlar da destekliyor.

 Doğası katlediliyor

 Dersimliler, yalnızca orman yangınları değil, Hidroelektrik Santral (HES) projeleri ve maden, taş ve kum ocakları ile yavaş yavaş yok edilen doğasını çok kararlı ve örgütlü şekilde savunmasına rağmen geniş toplumsal destekten yoksun olduğu söylenebilir. HES gibi projeler, Dersim’de 1990’ların ikinci yarısından itibaren yapılmaya başlanmış ve amaçları bölgeye yatırımdan ziyade denetleme olarak sunuldu. Madenler ve orman yangınları için de benzer durumdan söz etmek mümkün. Özellikle OHAL döneminden bu yana devletin Dersim’in her tepesine inşa edilen kalekolların yapımı sırasında da hem inşaat bölgesinde hem de çevresinde ağaçlar yok ediliyor.

Devlet aynı, zihniyet aynı

 1937-1938’den çok sonra 1990 yıllarında askeri yetkililerce keyfi olarak köyler, mezralar boşaltıldıktan sonra da uzun süre fiili olarak birçok alan “yasak bölge” kapsamına alındı. O tarihlerde askeri yetkililer, bugün olduğu gibi “bilgi notu” yayımlayarak değil, “not”suz olarak ve canları nereyi isterse orayı “yasak bölge” ilan ediyordu. OHAL, 2002’de kaldırılmasına rağmen 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11-k maddesindeki  “kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklamak, bölge dışına çıkarmak veya bölge içerisinde belirli yerlere girmesini veya yerleşmesini yasaklamak” yetkisi hukuka aykırı bir şekilde “geçici güvenlik bölgesi” adı altında fiili olarak kullanılıyor. 

1980’lerin sonundan 2000’lerin başlarına kadar OHAL bölgeleri arasında yer alan Dersim’de ilk defa 2009’da uygulanan “geçici güvenlik bölgesi” uygulaması, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’na açıkça aykırı olmasına rağmen günümüze değin sürdürülüyor; “serbest dolaşım özgürlüğü” olmak üzere birçok temel hak ve özgürlük ihlal ediliyor. 

Kronolojik sıraya göre “memnu mıntıka”, “sıkıyönetim bölgesi”, “olağanüstü hal bölgesi”, “geçici güvenlik bölgesi” olan Dersim’de, tarih tekerrür ettiriliyor.

En fazla mayınlanan bölge

 10 binin üstündeki mayın sayısı ile bölgede en fazla mayının bulunduğu Dersim’de, çıkarılmayan mayınlar ve patlayıcılar yurttaşları endişelendiriyor. Bölgede 1993-94’ten 2019’a kadar çok sayıda yurttaş mayın patlaması sonucu ya hayatını kaybetti ya da yaralandı. Dersim’de şu ana kadar 12 sivilin mayına basması sonucu hayatını kaybettiği biliniyor. Hayatını kaybedenlerden 6’sı ise çocuk. Mayına basarak yaralananların sayısı ise dört, bunlardan biri kadın.

Gülistan Azak / MA / Dersim

Bu haber 66 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
28 Mayıs 1980 günü ırkçıların faşist saldırılarda “Kana Kan İntikam-Kanımız..