Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / HDP Alevi kadınlar buluşması: Tek yol bir araya gelmek

HDP Alevi kadınlar buluşması: Tek yol bir araya gelmek

12 Kasım 2020, 18:02

İktidarı gönderecek esas gücün kadın mücadelesi olduğuna dikkati çeken HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Şiddet yüklü toplumsal algıları kırıp, barış içerisinde bir arada yaşamı tesis edecek bir demokratik cumhuriyeti yaratma zamanıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, yeni dönem programı çerçevesinde Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan bir otelde “Alevi Kadın Buluşması” düzenledi. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Muş Milletvekilli Gülistan Kılıç Koçyiğit ve çok sayıda kadının katıldığı buluşmada açılış konuşmasını HDP Sözcüsü Ebru Günay yaptı.
 
Kadın dayanışmasının kadınların yaşamla olan bağının olduğunu ifade eden Günay, “Bugün sizleri kadın mücadelemizin verdiği güç, beraberliğimizin yarattığı inançla selamlıyorum. Tarihi boyunca direnmiş halkların benimsediği inanç gerçekliğinin temsilcisi olan siz kadınları saygı ve sevgiyle selamlıyorum. İnancından, değerlerinden, dilinden ve kültüründen asla vazgeçmeyen; Seyid Rıza’yı, onunla birlikte cümle canın davası uğruna canı pahasına direnen Bese’yi ve nice canları saygıyla minnetle anıyorum” dedi.
 
‘TOPLUMUN KADINLARDAN BEKLENTİLERİ VAR’
 
Toplumun kadınlardan beklentileri olduğunu dile getiren Günay, “Çünkü toplum işsizlikle, açlıkla, sömürü, talan, tahakküm ve ayrımcılıkla boğuşurken, ne yazık ki bunun en yakıcı halini de yine kadınlar olarak bizler yaşıyoruz. Dilimiz, kimliğimiz, kültürümüz, neye inandığımız ya da inanmadığımız fark etmeksizin baskıların hedefindeyiz. Cinsiyetimiz, cinsel yönelimimiz, hayat tarzımız, giyim kuşamımız, tercihlerimiz üzerinde tahakküm kurmaya çalışan bu iktidar bizleri evlere hapsedip erkek egemen bir toplum inşa etmeye çalışmakta. Bu iktidar kadınların şiddete, baskıya, ölümlere, katliamlara maruz kalmasına sebep olan; bu suçları işleyen erkekleri cezasız bırakan ve koruyan bir anlayışa sahip” ifadelerini kullandı.
 
‘KADIN İSYANININ BİR PARÇASIYIZ’
 
Türkiye’de binlerce kadının erkek egemen zihniyet ve anlayış tarafından katledildiğine dikkati çeken Günay, “Fakat bu suçları işleyenler; bu ülkenin iktidarı tarafından, bu ülkeyi yönetenler tarafından korunmuş, kollanmış ve cezasız bırakılmıştır. Ama biz kadınlar dünyanın her yerinde süren kadın isyanının bir parçasıyız. Bugün Polonya’da kürtaj hakkı için direnen kadın mücadelesinin bir parçasıyız. Tüm kadınlar özgür ve eşit bir dünyaya ulaşana dek mücadelemiz devam edecek. Bugün buradaki birlikteliğimiz de bu mücadelenin teminatıdır” dedi.
 
İktidarın kadına karşı her alanda “kışkırtıcı” siyasal bir dil kullandığını vurgulayan Günay, “İktidar tüm pratiklerini bu düşmanca yaklaşım üzerinden hayata geçirdi. Ama şu an açığa çıkan şey, kadınların direnişi; tam da bu politikaların hayat bulmadığını gösteriyor. Kadınlar her türlü saldırı ve engellemeye rağmen bir araya gelmeyi başardı, itirazını dile getirdi, boyun eğmedi ve sokaklarda direnen öncüler oldu. Gerçekten de 21'inci yüzyılın durmaksızın direnen öncü gücü kadınlar oldu” diye belirtti. 
 
‘18 YILDA 7 BİN 500 KADIN KATLEDİLDİ’
 
Günay, resmi rakamlara göre AKP’nin 18 yıllık iktidarlık dönemi boyunca 7 bin 500 kadının katledildiği hatırlattı ve şunları söyledi: “100 binin üzerinde kadın tacize maruz kalmış, 200 binin üzerinde kadın ise yine cinsel saldırıya maruz kalmıştır. Bunların resmi rakamlar olduğunu, şüpheli ölümlerin bu sayılar içinde yer almadığını, tablonun görünenden çok daha vahim olduğunu ne yazık ki biliyoruz. Hala akıbetinden bihaber olduğumuz Gülistan Doku’dan biliyoruz. 5 yıl önce evlerine gelen polislere 'galoş giyin' dediği için katledilen Dilek Doğan’dan biliyoruz. Kendisine yaşatılan adaletsizliğin hesabını bedeniyle soran İpek Er’den biliyoruz. Canice katledilen Merve Arslan’dan biliyoruz. AKP iktidarının ölüm politikası sonucu yaşamını yitiren Ebru Timtik’in yaşam ve adalet hakkının insafsızca elinden alınmasından biliyoruz.”
 
‘KADINLARIN ARTIK SABRI TAŞTI’
 
Dünyanın her yerinde kadınların, erkek ve otoriter rejimlere geçit vermediğini kaydeden Günay, “Kadınların artık sabrı taştı. Arjantin’de, Polonya’da kadınlar meydanları doldurarak 'ellerinizi bedenimizden çekin’ diye haykırıyor. Pakistan’da, Sudan’da kadınlar erkek iktidarların kendi yaşamları hakkında karar vermelerine izin vermiyor. DAİŞ karanlığını yıkan Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlar, şimdi de yeni yaşam için tüm dünyaya umut oluyor. Kürt, Türk, Laz, Çerkes, Ermeni, Arap; Alevi, Êzidî ve Süryani kadınlar bugün Türkiye’de baskılara karşı en büyük mücadeleyi yürüten güçtür. İşte bu yüzden diyoruz, bu yüzyıl kadınların yüzyılı olacak, bu yüzyıl bin yıllardır bedenimizi, emeğimizi sömüren erkek egemenliğinin yıkılacağı ve kadınların kazanacağı yüzyıl olacaktır” ifadelerini kullandı.
 
‘İKTİDAR ANNELERİ TUTUKLUYOR’
 
Kadın siyasetçilere yönelik gözaltı operasyonlarına da değinen Günay, konuşmasının devamında şunlar yer aldı: “Çözüm masasının devrildiği 2015’ten bu yana partimize, faşizme karşı mücadele edenlere, kadınlara yönelik her gün gözaltı saldırıları yapılıyor. Özellikle kadınların hedefte olduğu bu gözaltı dalgalarıyla İktidar kadın mücadelesini kırmaya ve kadınları teslim almaya niyet ediyor. 70-75 yaşlarındaki annelerimizi tutukluyor. 10 günlük bebekleri anneleri ile beraber gözaltına alıyor. Eşbaşkanlık sistemimizi kriminalize ederek biz kadınları siyaset dışına itmeye niyetleniyorlar. Halbuki eşbaşkanlık sistemi kadınların politika yapım sürecinin her aşamasına aktif rol olmasını sağlayan kadın özgürlükçü bir sistemdir.
 
MÜSAADE ETMEYECEĞİZ
 
İstanbul Sözleşmesi'nden geri çekilmeyi planlayarak, kadınları katliamlara ve şiddete karşı koruyan hukuki güvenceden yoksun bırakmak istiyorlar. İstanbul Sözleşmesi bu topraklarda yaşayan bütün kadınların uzun soluklu mücadelesi sonucu kazanılmış bir haktır. Asla geri alınmasına müsaade etmeyeceğiz. Kadınları taciz eden, çocukları istismar eden güvenlik güçlerini aklamaya cüret ediyor. Çocuk istismarını dahi yasallaştırmak istiyorlar. Yüzlerce yıllık mücadelenin sonucu elde edilen nafaka hakkını geri almak istiyorlar bizlerden. Ne İstanbul Sözleşmesi ne eşbaşkanlık sistemi ne de nafaka hakkı gibi kazanılmış haklarımıza el konulmasına müsaade etmeyeceğiz.
 
YENİ BİR YAŞAMI İNŞA EDECEĞİZ
 
Bu saldırı ve operasyonlarla bizi mücadeleden alıkoymaya niyetlenenler, belli ki kadın direniş tarihini unutmak gibi bir gaflete düşmektedirler. Değil geri adım atmak, bu operasyonlar; daha fazla direnmek, daha fazla örgütlenmek ve daha fazla bir araya gelmek için biz kadınlara daha fazla güç veriyor. Biz sadece direnmeyeceğiz aynı zamanda yeni bir yaşamı inşa etmek için bir araya gelmeye ve birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
 
SALDIRILARA ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ
 
Hiçbir din diğer hiçbir dinden üstün değildir. Hiçbir inanç diğer inançtan daha kutsal değildir. Her inanç kutsaldır. Bugün Alevi yurttaşlarımızın evleri işaretleniyor. İktidar bu tehditlere karşı sessiz kalarak adeta saldırıları teşvik ediyor. Kutuplaştırıcı iklimin oluşmasına zemin oluyor. Biz iktidarın bu yaklaşımını kabul etmiyoruz. Bu saldırılara asla müsaade etmeyeceğiz. Şunu da ifade etmek gerek, Cemevlerine yapılan saldırı ile mezarlıklara yapılan saldırı arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de aynı zihniyete hizmet etmekte ve aynı amaçlarla yapılmaktadır. İkisi de halkın inançlarına, değerlerine yöneliktir.
 
ALEVİLİĞİN ÖZGÜRCE YAŞAMASI İÇİN
 
Ne iktidarın Dersim’in doğasını yok etmesine ne de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına müsaade etmeyeceğiz. Bizi inancımızdan dolayı ayrıştırmaya çalışan iktidarın oyunlarını en başta biz kadınlar boşa çıkaracağız. Bugün hala Türkiye’de farklı inanç ve kültürlerin kendilerini yaşatmasını istemeyen bir egemen anlayış var. Her şeyde olduğu gibi inanç alanında da tek tip olmak dayatılıyor bizlere. Oysa Alevi inancı esas gücü ve dirayetini, her şeye rağmen var olmaktan, her şeye rağmen tekleşmemekten ve çoklu bir yaşamdan alıyor. Bu değer sadece Alevileri Alevi yapan değer değil, insanı insan yapan değerdir. Alevilik bu toprakların en kadim inancıdır. Bu inancın özgürce yaşaması için mücadele etmeye devam edeceğiz.
 
MÜCADELE AZMİMİZİ SAKİNELERDEN ALIYORUZ
 
HDP ‘Gökkube altında yaşayan bütün insanlar kardeştir’ diyen Alevi canların sesidir. HDP ‘Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan’ diyen iradedir. Bizler soykırıma karşı direnen Zarîfe’nin mirasını devraldık. Bizler bir kavga şeklinde süren yaşamını kadın mücadelesine adayan, kadın özgürlük çizgisinden bir an olsun ayrılmayan Sakîne’nin mirasçılarıyız. Biz mücadele azmimizi diz çökmeyen, baş eğmeyen Zarifelerden, Besêlerden, Sakinelerden alıyoruz. Onların mücadelesidir bizim yolumuzu aydınlatan, yolumuza ışık tutan…Bizi yolumuzdan alamazsınız. Dayanışmamıza zeval getiremezsiniz.
 
HALKA HESAP VERECEKSİNİZ
 
Berat Albayrak istifa ediyor. İnanılmaz bir karartma uyguluyorlar, toplumu karanlığa mahkûm etmek istiyorlar. Adına basın dedikleri yandaş mecraları ise 28 saat boyunca bir istifayı duyuramıyor. Cumhurbaşkanı saatler sonra lütfedip 'kendisini affettiğini' üstelik gayri ciddi bir üslupla, İletişim Başkanlığı üzerinden açıklıyor. Affı saraydan değil halktan dileyin! Bu halk sizi affediyor mu diye bir sorun! Askıda bir ekmeğe muhtaç ettiğiniz bu halk sizi affetmeyecek! İstifa etmek yetmez, bu halka yasalar önünde hesap vereceksiniz. Bu son iki günde olanlar, ülkeyi içine sürükledikleri derin krizin ve çöküşün itirafıdır. Bu iktidar, toplumu 18 yıldır ülkeyi uçurduklarına inandırmaya çalışıyor. Gerçekten uçurdular, doları uçurdular, işsizliği uçurdular, enflasyonu, saldırıları, hayat pahalılığını uçurdular.
 
GÜCÜMÜZ ONLARI TEDİRGİN EDİYOR
 
Dikkat ederseniz, bütün krizlerin, savaşların, ülkeye dayatılan çürümüşlüğün merkezinde tekçi, militarist, rantçı erkek aklı var. Bu zihniyet çoktan miladını doldurdu. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, artık sabrımız kalmadı, artık hiçbirimizin durup yaşananları izleme şansı yok. Taşan sabrımız, mücadele kararlılığımız ve haklılığımızdan aldığımız gücümüz onları tedirgin ediyor. Bizi bölmeye, parçalamaya, aramızda suni çelişkiler yaratmaya çalışırken her gün kendileri parçalanıyor. Ne kadar çabalarsa çabalasınlar, gerçeği ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışınlar; halkımız yoksulluğa, işsizliğe, ekmeğe muhtaç hale getirilmişken, yaşamımız şiddet altındayken, her gün kadın cinayetleriyle, halkların, inançların inkarıyla bu sistem varlığını sürdürmeye çalışıyorken, Saray ve saltanat hayatı sürdürenler de asla rahat yüzü göremeyecek. Bu ülkeye dayattıkları düşmanlık karşısında bu ülke onlar için asla dikensiz gül bahçesi olmayacak.
 
ESAS GÜÇ KADIN MÜCADELESİDİR
 
Çünkü bizim emeğimiz, gücümüz, hayallerimiz, değiştirme irademiz onların Saraylarından çok daha büyük. Çünkü meşruiyetlerini kaybettiler, toplumsal destekleri yok. Oysa biz halkımızın gücüne ve kendi mücadele inancımıza güveniyoruz. Bu iktidarı gönderecek esas gücün kadın mücadelesi ve kadın dayanışması olduğunu da iyi biliyoruz. Zulme karşı direnmenin ve yeni bir yaşam inşa etmenin tek yolu bir araya gelmektir. Ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe ve baskıya karşı eşit, özgür ve adil bir dünya kurabilmek için birbirimizi duyma ve dinleme zamanıdır. Birlikte hareket etme ihtiyacımızı bir an olsun unutmayacağız! Biz kadınlar umutla, kararlılıkla birlikte yürümeyi sürdüreceğiz.
 
KADIN DAYANIŞMASINI BÜYÜTME ZAMANIDIR
 
Bu karanlıkta, iktidarın baskılarına karşı kadın dayanışmasını büyütme zamanıdır. İnancımız ne olursa olsun, kadınlar arası daha güçlü bağlar kurma, dayanışma ağları örme, kadın mücadelenin parçası olma zamanıdır. Krize ve açlığa karşı emekçi işçi kadınların bir araya gelme zamanıdır. Biz kadınlar mücadele deneyimlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Şiddet yüklü toplumsal algıları kırıp, barış içerisinde bir arada yaşamı tesis edecek bir demokratik cumhuriyeti yaratma zamanıdır. Sevgili canlar, Türkiye’nin geleceğini birlikte kuracağız. 21. yüzyılın kadın yüzyılı olacağına olan inancımla hepinizi selamlıyorum. Yolunuz açık; Hızır Yar ve Yardımız olsun.”
(MA))
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
Bu haber 43 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Semah’a dinlerin, devlet dinlerine dönüşen anlayışların baktığı gibi bakama..