Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Alevilere iktidar İslamla saldırmak Türk milliyetçilerin taktiğidir

Alevilere iktidar İslamla saldırmak Türk milliyetçilerin taktiğidir

03 Haziran 2020, 17:41

"Son yıllarda Kürt Rêya Heq Aleviler içindeki dar bir kesimde etkisi görülse de milliyetçilik Aleviliğe ve Alevilere esasta Türk milliyetçiliği biçiminde bulaşmıştır. Geçmişte de bugün de İslamlaştırma Türklük üzerinden Alevilere ve Aleviliğe sokulmaya çalışılıyor."

Alevilerin tarihi boyunca yaşadığı en derin sorunlar milliyetçi laik cumhuriyet döneminde ortaya çıkmaya başladı. Bir kesim Alevinin inanç değerlerini unutması ve Alevilerin yaşadıkları kimliksel yabancılaşma bu dönemin eseridir. Cumhuriyetin temel kadrolarının da içinden çıktığı İttihat ve Terakki’nin Aleviliği Türk milliyetçiliğini temel alarak tanımlamaya başlaması günümüz sorunlarının ana kaynağıdır. İttihat ve Terakki’nin günümüz temsilcileri olan AKP-MHP de Aleviliği 110 yıl öncesine dayanan mirası kullanarak yeniden tanımlamaya çalışıyor. Enver-Talat-Cemal ittihatçılığı Aleviliği Bektaşiliği esas alarak yaratmaya çalıştıkları Türk ulusunun temel unsuru yapmaya çalışmıştı. Erdoğan-Bahçeli ittihatçılığında ise Alevilik, Anadolu Türk İslam’ının ve Türk milletinin ‘yoldan çıkmış topluluğu’ sayıldığından Türk İslam sentezi ile Türk milliyetçiliğine kazandırılmak istenmektedir.

Dikkat edilirse her iki ittihatçı dönemde de Alevileri İslamlaştırma temel amaç olmamıştır. Temel amaç için bir araç olarak kullanılmıştır. Temel amaç Alevileri Türk milliyetçiliğinin bir unsuru yapmak olmuştur. Alevileri İslamlaştırmada değişmez amaç Türk milliyetçiliğini geliştirmektir. Türk milliyetçiliği, Türk ulus devletine tebaa yaratma ideolojisidir. Osmanlıda özellikle de Yavuz’dan itibaren Alevileri İslamlaştırılma temel amaç iken, Türk ulus devleti ile birlikte bu ikinci belki de üçüncü derecede önemli sayılmaya başlanmış, asıl amaç Türk milliyetçiliğine yeni unsurlar kazandırmak olmuştur.

Türk milliyetçiliği iktidar İslamından besleniyor. Türk milliyetçiliğinin iktidar İslam’ından beslenmesinin nedeni Türk egemenlerinin İslamla devletleşmesi, düşünsel ve ekonomik olarak başka imkan ve olanaklarının olmamasıdır. Bu sadece AKP-MHP çizgisindekiler için değil CHP’nin temsil ettiği çizgi için de geçerlidir. Kendisine laik diyenlerin iktidarında kurulan Diyanet kurumu bunun kanıtıdır. Gerçekte iktidar dininden beslenmeyen ulus devlet yoktur. Bu nedenle Aleviler İslam kılıfı altında kendilerine kurulmuş Türk milliyetçi tuzağını iyi görmek zorundadır.

Alevilerin milliyetçileştirilmesi zordur. Aleviliğin milliyetçi ideoloji ile, tanımlanarak tarif edilmesi imkansız gibidir. Ancak bu Aleviliği iyi bilmek ve yaşamak söz konusu olursa böyledir. Alevilik iyi bilinmeden ve yaşanmadan yapılacakların en azından bir bölümünün Aleviliği bozacağı yeterince açığa çıkmıştır.

Alevilere iktidar İslam argümanıyla yapılan saldırın temel amacı Alevileri demokratik muhalefet gücü olmaktan çıkarmak, egemenlere hizmet eder duruma getirmektir. Bu da Alevilerin İslamlaştırılması ile değil Türk milliyetçisi yapılması tam olarak gerçekleşebilir. Çünkü İslam olunsa bile iktidara ve egemenlere muhalefet yapılabilir. Örneğin AKP iktidarından önce Türkiyeli Müslümanların ekseriyeti rejime mesafeliydi. Devletin Aleviler Türk İslam sentezi içinde asimile olmadıkça her zaman potansiyel tehlike olarak gördüğü birçok kez ortaya çıkmıştır. Alevilerin kendilerine dönük saldırılarda kullanılan iktidar İslam’ını görmeleri fakat bu saldırı ile varılmak istenen yerin Türk milliyetçiliğine yeni bir toplumsal zemin kazandırmak olduğunu yeterince görememeleri tehlikeli bir tutumdur.

Son yıllarda Alevilere, Alevi deyimleri, kavramları, inançsal dili kullanılarak Türk milliyetçiliği bulaştırılmak isteniyor. Örneğin Yeniçerileri devşirmek için kullanılmış edebiyatın cemlerde kullanılması, cemlerde Türk bayrağı ve Atatürk resimlerinin asılması, bilerek ve isteyerek Kürtçeyi cemlerde kullanmamak bu minvaldeki gelişmelerdendir. Bilindiği gibi milliyetçilik tekçiliktir. Bu nedenle tekçilik de demek olan merkeziyetçiliği Aleviliğe dayatmak, bunu da serçeşme kavramı ile sunmak bir diğer tehlikedir. Bu bağlamda Türkmen Alevilerin kadim tarihini, direniş geleneğini, ocak ve dergahlarının verdiği hizmetlerin hakkını yeterince vermemek de Türk milliyetçiliğin tuzağına düşmeye yol açar.

Türkmen Aleviliğinde sadece Pîr Hacı Bektaş’ı görmek, Baba İshak ve Baba İlyas gibi hak ve hakikat savaşçısı yol erenlerini görmemek Alevi tarihine de inancına da uymamaktadır. Hubyar Sultan gibi komüncülere haklarını vermemek haksızlık olur. Bu ve benzer yaklaşımlar Türkmenliği Türklükle eşitlemeye, orta ve uzun vadede Türkmen Alevileri Sünni devletin milliyetçi dinine tabi olmaya yol açar. Benzer biçimde Koçgiri ve Dersim katliamlarını Alevi gözüyle görmemek, bu katliamları ikinci Kerbela Vakası olarak tanımlamamak, yapanlara Yezit soylu dememek de Aleviliğe bulaştırılmış milliyetçiliğin etkilerinden olduğu görülmek durumundadır. Özcesi Alevi ocaklarına kadar uzanmış saldırıların cesaret aldığı zeminlerden birinin de Aleviliğe değişik yol ve yöntemlerle bulaştırılmış Türk milliyetçiliğince yaratıldığı bilinmelidir.

Son yıllarda Kürt Rêya Heq Aleviler içindeki dar bir kesimde etkisi görülse de milliyetçilik Aleviliğe ve Alevilere esasta Türk milliyetçiliği biçiminde bulaşmıştır. Geçmişte de bugün de İslamlaştırma Türklük üzerinden Alevilere ve Aleviliğe sokulmaya çalışılıyor. Aleviler, İslamlaştırma ile Türk milliyetçiliğini birbirinden ayırmamalıdır. Yoksa asimilasyonun ve inanç soykırımın önüne geçemezler. Dolayısıyla Türk milliyetçi saldırısına karşı yapılması gerekenlerin birincisi; Kürt Alevilerin inanç ve ulus kimlik ilişkisini Kürt halk tarihine bakarak kurup, Aleviliklerini canlandırıp yaşamasıdır. Kendi dillerinde inançlarını yaşamalarıdır. Aleviliği, Türk İslam sentezinin saldırısından önemli oranda Kürtçenin kurtaracağını bilmek zorundadır. İkincisi; Türkmen Alevilerin Türkmen Türk ilişkisini direnişçi Türkmen Aleviliğin tarihini temel alarak yeniden ele almasıdır. Türkmen Aleviler İttihatçıların atası olduğu resmi tarih tezinin uydurmalarına göre değil, Türkmen halk tarihine ve bunun içinde yol erenlerinin emeklerine bakarak kendileri görebilmelidir. Üçüncüsü; Alevi örgütlemesinde yer alan Kürt Rêya Heq Alevi Pîr ve demokratların kendi duruş ve tutumlarını gözden geçirmesi hem Kürt hem Alevi kimlikleri noktasında daha cesaretli olmasıdır. Aleviliğe dönük saldırıların her türlüsünün büyük oranda bu tutum ve duruşla boşa çıkarılacağı, gerisinin de demokrasi mücadelesini büyütmekle başarılacağı kesindir.

Cihan EREN / Y.Özgür Politika

Bu haber 54 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
“33 canımız bu kentte diri diri yakıldı. 27 yılda adalet yerini bulmadığı g..