Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Dede bir kişi değildir, kurumdur; dedeler ağırlıklarını bilmeli’

‘Dede bir kişi değildir, kurumdur; dedeler ağırlıklarını bilmeli’

05 Ekim 2019, 08:22

Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, Alevi asimilasyonunun bir tür devlet politikası olduğunu ifade ederek Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Alevi inanç merkezlerine yönelik ziyaretlerini değerlendirdi.

Pir Zeynel Kete, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ile Eski Başbakan Davutoğlu’nun Alevi inanç merkezlerine yönelik ziyaretlerini değerlendirerek, Alevilik son yüzyılın en büyük asimilasyonunu yaşıyor” dedi. Kete ayrıca, “Dede, bir kişi değildir. Alevi süreğinde dedelik, pirlik, mürşitlik bir kurumdur. Pirler ağırlığını bilmelidir” ifadesini kullandı. 

“DEVLET ERKANININ ZİYARETLERİ KARŞISINDA DEĞİLİZ”

Devlet erkanının, Alevi kurumlarını ziyaret etmesinin karşısında olmadıklarını söyleyen Kete, “Mansur, Nesimi ve Pir Sultan’ın da zamanın hükümetleri ile diplomasisi oldu. Bizlere manifesto, perspektif olacak düzeyde en iyi sözlerini bu diplomasi döneminde söylediler” diyerek şunları aktardı:

“Mevcut tekçi zihniyet, imparatorluklar döneminden günümüze kadar her kriz ve kaosa girildiğinde kendisi dışındaki inançları ve etnik yapılara yönelik bir siyaset geliştirmiştir. Ve bu son derece riskli olmuştur. Emevi-İslam anlayışının dışında olan rıza toplumunun, yaşayan itikatlara, inançlara hak ve süreklerine yönelik daima bir politikası olmuştur. Bunun peşinde de ciddi olarak kültürel ve fiziksel bir soykırım da yaşanmıştır. Sürece biraz da böyle bakmakta fayda var. Çünkü Alevi tarihinin çok güçlü bir diplomasisi vardır. Belli bir tarafta da Küfe ruhu da var. Yani kendi içinde ikrar ve rızalık verenler, verdikleri rızalığa sadık kalmadılar. Mansur’un da Nesimi’nin de Pir Sultan’ın da zamanın hükümetleri ile diplomasisi oldu. Bize manifesto, perspektif olacak düzeyde en iyi sözlerini bu diplomasi dönemlerinde söylediler.

“ALEVİ AKLI ESAS ALINMALIDIR”

Biz ‘Aleviler diplomasi yürütmesin’ demiyoruz. Fakat diplomasinin bir tarzı ve yöntemi olmalıdır. Başta Alevi aklı esas alınmalıdır. Tarihsel hafıza iyi kullanılmalıdır. Son süreçte dernek ve cemevlerimizi her ziyaret sonrasında ‘Mihmandır, Xızırdır’ yaklaşımları aslında kavramlarımızın derinliğinin de yitirilmesi gerçekliğini barındırıyor. İsteriz ki bu diplomasi sürecinde mana derinliğinin farkına varılsın. Yoksa herhangi bir devlet erkanının kurumumuzu ziyaret etmesinin karşısında değiliz. Bizi ziyaret edebilirler. Bu konuda bir sakınca yok. Biz yolumuzun kemaletini, bilgeliğini, tarihsel perspektifini biliyoruz. Buna göre rehak Alevi inancı ve diğer Alevi sürekleri olmak üzere toplumumuzu bu kaostan kurtarabilecek tarihi cümleleri kurmamız lazım. Eğer bir dil tartışmalara, Aleviliğe inananlar arasında ayrıştırmaya, farklı söylemlere yol açıyorsa sorun vardır. Zaman ve mekanın ruhuna uygun söz söylememişiz demek ki. Çünkü bizim inancımızda doğru söz Hak Kelami ibadetten sayılıyor. Ayrıca mekanlarımız kutsaldır. Mekan ve zamanla ikrarlaşmış bir gelenekten geliyoruz. İktidarla olan ilişkilerimizde, inancımız dışında yaşayan bütün cümle canla ilişkilenirken zaman ve mekanın birbirlerine ikrarlı olduğunu ve bunun ruhuna uygun söz söylememiz gerektiğine özellikle inanmak lazım.”

“İMPARATORLUK DÖNEMİNDE BU KADAR ASİMİLASYON YOKTU”

Yapılan ziyaretler sonrasında yaşanabileceklerin altını çizen Kete, “Alevilik son yüzyılın en büyük asimilasyonunu yaşıyor” diyerek şunları söyledi:

“İnsanlık ve Aleviler, kendi kadir kıymetinden vazgeçmediği sürece bu yol, kendine bir yol açacaktır. İnançların toplumsal bir işleyişi vardır. Alevi inancının, Aleviliğe inanan hakların da bir kurumsal işleyişi vardır. Hala bu inanca ikrar verenler vardır. Ama tarihe baktığımızda, mesela imparatorluklar döneminde ilişkilenme olduğunda peşinden ‘zındık, nehak, kafir’ denilerek katlimize vacip kılınmıştır. Cumhuriyetle beraber Alevilerle her ilişkilendiğinde ya ‘din dışısın’ ya da ‘dinselleşeceksin’ şeklinde bize kültürel ve fiziki yok oluşla gelinmiştir. Böyle bir tedirginliğimiz vardır. Gerçekten de Alevilik son yüzyılın en büyük asimilasyonunu yaşıyor imparatorluk döneminde bu kadar asimilasyon yoktu.”

“ALEVİLİĞE YÖNELİK TOPLUMSAL MÜHENDİSLİK PROJESİ VAR”

Zeynel Kete, günümüz asimilasyon politikalarına da dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mesela birçok hanede, ziyarette erkan yürütüp kendi inancımızı yaşarken adeta, ‘Hak, Hızır’ gibi bizim kavram ve kuramlarımız unutuldu. Kendi diliyle konuşmayan, kendi erkanını yürütmeyen, dağınık, karmaşık, tarihsel hafızasından kopmuş, ikrarlık, rızalıktan uzaklaşmış; diyarından, pirinden, mürşidinden kopmuş bir Alevilik karşımızda var. Bu çerçevede yoğun bir şekilde kültürel ve fiziksel olarak asimilasyonla karşı karşıyayız. Buna karşı adeta ‘Allah’ kavramı Alevi toplumunu yok edici bir silah haline getirmiştir. Böyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız ve Aleviliğe yönelik bir toplumsal mühendislik projesi var. Zorla Alevilik iktidarlaştırılmaya çalışılıyor. Mevcut iktidar, Türk-İslam Aleviliği ile, Hanefi yorumuyla artık bir tıkanıklık yaşıyor. Bu çerçevede, İstanbul seçimlerinde Binali Yıldırım’ın bir sözü vardı; ‘yeni dönemin ittifakı Alevilerdir’ yani Aleviler üzerinden böyle ciddi boyutuyla bir proje var. Alevi toplumu bir rıza toplumu inancıdır. Rıza toplumu inancında bütün baskılara, iktidarcı, devletli yapılara rağmen Alevilik kendi varlığına devam etmiştir. Çünkü bütün inançlarda bir hakikat paydası vardır. Hakk birdir. Bundan dolayı da her kriz ve kaosta kendisini yenileyebilecek gücü kudreti kendinde bulmuştur. Ama zaman ve mekana yayılarak taksitle Alevilik öldürülüyor.”

“PİRLERİMİZ AĞIRLIKLARINI BİLMELİLER” 

Gelinen noktada dede ve pirlere düşen görevlere de değinen Kete şunları kaydetti:

“Dede, bir kişi değildir. Alevi süreğinde dedelik, pirlik, mürşitlik bir kurumdur. Bu inanç toplumsal hafızasını, tarihsel arka planını, edebini, erkanını, kendi içinde barındıran bir kurumu temsil eden bir ocak örgütlenmesidir. Ocak kurumu içerisinde söz, yetki, karar, kemalet sahibi olan insanlardır. Biz, pirlerden felsefe okumalarını, filozof olmalarını, tarih profesörü olmalarını istemiyoruz. Sadece ve sadece Alevi inancının en küçük zerresi dahi bir hakikati inşa edebiliyor.

“İKTİDAR ALEVİ İNANCININ EN KÜÇÜK ZERRESİNDEN KORKUYOR”

Zaten şu anda iktidar, zihniyet bütün dünyanın birçok yerinde Alevi inancının en küçük zerresinden korkar duruma gelmiştir. Ocak  örgütlenmesini bilmeli, her pir, talibe gitmeli, kendi mürşidini rayber bilmeli, yolu arsıza, pirsize uğratmamalı, kemalet sahibi olmalı, toplumsal rızalığı esas almalı, diyarına, toprağına, havasına, suyuna ikrar vermeli ve dar didar olmalı. Bunlar olduktan sonra kesinlikle bu sorunu çözeriz. Hakikat hattı esas alınmalıdır. Derneklerin araç ve amaç ilişkisi birbirine karıştırılmış. Kendi talibine gitmeyen, derdi dar olmayan, kentlerde, ocaklarda, cemevlerinde sadece 1 ocak mensubu olduğundan dolayı ‘ben pirim’ diyor ve erkan yürütüyor. Yok böyle bir şey. Biz bunu kabul etmiyoruz. Pirlik bir kurumdur. İnançla, talip arasında bir köprü görevi görüyor Ve bu inancın dik duruşunu kendi bünyesinde barındırıyor. Pirlerimiz, yolumuzu kendi edep erkanından ayırmadan arsıza, pirsize, nursuza düşürmemeliler. Ağırlıklarını bilmeliler.”

(Pirhaber)

 

Bu haber 26 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yön..