Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Kadının bir eli beşik, diğer eli dünyayı sallar’

‘Kadının bir eli beşik, diğer eli dünyayı sallar’

19 Eylül 2019, 17:30

Alevi kadınlara tarihsel olarak “Yolda kadına biçilen rol nedir?” ve “Bu rol bugün yerine getirilemiyorsa nedenleri nelerdir? Nasıl aşılabilir?” şeklinde sorular sorduk. Dizi yazımızın bu bölümünde sorularımızı Garip Dede Dergahı Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Aynur Güney yanıtladı. Güney, “Yenilikleri biz kadınlar yapmalıyız” dedi.

Cemlerde, sohbetlerde “Yol kadındır, kadın mürşidi kamilullahtır” sözünü çokça duyarız. Yine “Alevilerde kadın erkek eşittir” sözü neredeyse her ortamda övünülerek dile getirilir. “Bizde kadın erkek yoktur herkes candır” sözlerini de çokça duyarız. Çoğunlukla da bu sözleri erkeklerin ağzından duyarız.

Pratik gerçekten öyle midir? Öyleyse Alevi kadınları neden Alevi örgütlenmeleri içinde belirgin bir noktada değiller? Neden söz ve yetki kademelerinde yer alamıyorlar? Neden renkleri, karakterleri sahaya yansımıyor? Gerçeğe biraz daha yakından bakmak için bu kez mikrofonu Alevi kadınlarına bıraktık.

Başlattığımız bu yazı dizisindeki muradımız; konunun esas sahipleri kendi sözünü söylerken aynı zamanda tıkanan kanalların açılmasında yol almalarına hizmet etmektir.

Bu nedenle Türkiye ve Avrupa’da Yol’a çeşitli düzeylerde hizmette bulunmuş kadınların görüşlerine başvurduk. Bu konuda elbette sözü olup da ulaşamadığımız isimler vardır ve bize ulaşmalarını dileriz.

Yazı dizimizin bu bölümünde sorularımızı Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu Üyesi Aynur Güney‘e sorduk.

“YENİLİKLERİ BİZ KADINLAR YAPMALIYIZ”

PİRHA: Tarihsel ve toplumsal olarak Alevilikte kadının yeri nedir? Nasıl bir seyir izledi sizce?

Aynur Güney: Şöyle söyleyeyim. Tarihte kadının yeri Adem ile Havva’dan bu yana belirlenmiş. Adem’in kaburga kemiklerinden kadının oluşumu meydana geldiği için kadının toplumdaki yeri o zamandan bu zamana kadar belirlenmiş. Mücadele de o zaman başlamıştır. Fakat biz hem analık hem belli yükün altında inançsal, hizmetsel konumda olduğumuzu belli noktalara kadar götürmüşüz. Ve götürmeye de devam ediyoruz.

Biz Alevilikte kadınları belli noktalara nasıl götürebiliriz düşüncesiyle hareket ediyoruz. Bizim Alevi kadınlarını toparladığımızda, belli işlevlerde bir araya getirdiğimizde dergahlarda, gerçekten çok mükemmel düşünceleri, idari yöneticilikleri ve çok güzel analık düşünceleri olduğu alenen belli. Ama bizim alt yapımızda şöyle bir sıkıntı var: Doğudan batıya, batıdan doğuya kıyasladığımızda ve her iki tarafı ortak bir noktada buluşturduğumuzda Alevi kadınlarda batıdakiler daha kendilerini ifade edebilecek konuma gelmişler. Doğudaki kadınlarımız yine edep erkan, batıdaki kadınlarımız gibi bir aradalar fakat kendilerini ifade ederken ‘Acaba eşim ne der. Annem ne der?, Babam ne der?’ diyorlar.  Bizim Alevi kadınlara belli noktalarda gidemeyişimizin sebebi bu.

Bunları nasıl yıkabiliriz? Öncelikle biz kadınlar genel bilgileri annelerimizden alıyoruz. Bilgi sahibi olabilmemiz için öncelikle birbirimizi eğitmemiz lazım. Bu eğitimleri nereden alabiliriz? Dedelerimizden, cemevlerimizden çok geniş kapsamlı oturup birbirimizi yenileyip daha iyi ortamlara götürebiliriz kendimizi. Ama bir saat bir arada olabiliyorsak ikinci saat ‘Benim gitmem gerekir’ şeklinde bir ifade oluyor. Ya eşi gelecektir ya çocuğu gelecektir. Ama olaylara bu şekilde baktığımızda belli noktalara gidemiyoruz.

Yenilikler var mı? Evet çok var. Yenilikleri biraz da biz kadınlar yapmalıyız. Tamam, ‘kadın erkek eşittir’ deniyor ama aslında eşit değiliz. Kandırmayalım birbirimizi. İşin özünde bu var. Çünkü toplumun alt yapısında Ataerkil bir toplum. Memleketin hali durumu yani genel anlamda Alevi veya diğer mezheplere göre bakmayacaksın. En nihayetinde bizim alt yapımızda bunlar var. Ne yapabiliriz biz? Bu tabuları yıkabilmemiz için çok yavaş yavaş, kırmadan dökmeden gerekli bilgilere sahip olarak. İşte bulunduğumuz ortamlarda bir araya getirebileceğimiz insanların yanına gelirken diğer evde kalan kadınlarımızın çok güzel fikirleri olup da korkan ürken kadınlarımızın (aslında şöyle söyleyeyim bir araya geldiğimizde onların bizden daha iyi ve daha mükemmel bilgilere sahip olduğu zaten ortaya çıkıyor) gücünden yararlanabilmeliyiz.

“‘BİZ’ OLMAK ZORUNDAYIZ”

Amacımız birbirimizi eleştirmek değil, sen iyisin ben kötüyüm değil. Biz biz olmak zorundayız. Biz, ben olduğu zaman zaten bir noktaya gidemeyiz. Kadınlarımız neden yok? Tarihten günümüze kadar neden bu kadar gerideyiz diye düşündüğümüzde; bizim önümüze kimse set koymuyor. Biz demiyoruz ki sabahtan akşama kadar bir yerde takılalım kalalım. Evimizi, işimizi, eşimizi, çocuğumuzu arka planda bırakalım. Yalnızca her gün olmasa bile haftanın iki günü veya ayda bir kere iki kere bir araya gelelim. Sıkıntılarımızı paylaşalım. Yardımlaşmayı sağlayalım. Çocuklarımızı cemevlerine getirelim. Onları birbirleriyle entegre edelim. Aleviliğin iç yüzünde neler var bunları öğretelim. Cemlerin nasıl olduğunun bilgisini verelim. Veya uzun görgü cemlerinin nasıl olduğu anlatılır. Normalde cemlere gelen çocuklarımız uykuları geldiği halde ortamları gördüklerinde haz alıyorlar. En nihayetinde biz eğer kadınlar evde nasıl yemek yapmayı veya organizeyi nasıl biliyorsak; biz dışarıda da bu organizeyi yardımcı olarak başlatabiliriz, yapabiliriz. Hiçbir sıkıntı yok bence.

“SÖZDE, ERKEKLERLE EŞİTİZ AMA EŞİT DEĞİLİZ”

Peki geldiğimiz noktada durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne oldu da Alevi kadınlar sahneden çekildi? Aleviler bulundukları her ortamda “Bizde kadın erkek eşittir” diyorlar. Gerçekten eşit midir?

 Aynur Güney: Bulunduğumuz ortamlarda kadın erkek eşitliğine baktığımızda evet sözde eşitiz diye ifadesi var. Ama değiliz. Yani bu köklü bir sıkıntı aslında. Bunun Alevilikle birlikte en basitinden bir yere gidiyorsun, belli bir saat sonra sokağa çıkamıyorsun. Alevi kadınsın veya normal bir kadınsın. Kadın erkek eşit isek niye ben gece 12’de, 01’de, 3’te 5’te sokağa çıkamıyorum. Veya neden çocuğumun elinden tutup bir parka götüremiyorum. Bizim gün doğarken gün batana kadar dışarıda olup işlerimizi yapıp, eşlerimiz ya da çoluk çocuğumuz gelene kadar evde olmamız gerekiyor. Onun dışında biz 12’de 01’de dışarı çıktığımızda kendimizden veya toplumumuz bizden emin ama çevremizdeki faktörlerden dolayı ‘Acaba bize ne derler’ korkusu yaşıyoruz. Alevi kadınlar biraz da örf ve adetlerine ve çevresindekilere saygılı davrandığından dolayı çekingen.

“KADINLAR OLARAK ARKA PLANDA KALMAYALIM”

Alevi kurum ve örgütlerinde kadınların yerini biraz açabilir misiniz? Bu kurum ve örgütlerde kadının yer alması neden önemli?

Aynur Güney: Bir evde kadın olmasa o evin düzeni dengesi olmuyor. Kurumlarda yöneticilerimiz, saygıdeğer dedelerimiz hamur şeklinde bizi yetiştirdikleri için kadınlarımızın orada olmayışlarının sebebi aslında kendilerinden kaynaklı. Her gün çamaşırımız var, her gün çocuğumuz var. Her gün farklı konumuz var. Biz kendimiz kendimizi öteliyoruz. Ben bir şey söylüyorum ama acaba doğru yere mi gider yoksa yanlış yere mi gider ifadesi var. Aslında yanlış da olsa doğru da olsa hamur olduktan sonra güzel noktalara gider. En iyisi diyorlar ‘biz mutfakta olalım, arka planda kalalım.’
Kalmayalım, şu an sizlerle konuşuyorum ama doğru yanlış olarak değil. Bizimle birlikte olan kadınlarımıza bir ses olma mahiyetinde sizlerle birlikte buradayım.

“BİR ARAYA GELİRSEK DAHA İYİ YERLERE GİDERİZ”

Alevi kadınların özgün bir örgütlenme modelini yaratarak mücadele etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğuna inanıyor musunuz? Öyleyse nasıl bir model öneriniz var?

Aynur Güney: Bulunduğumuz toplumda bizim örgütlenebilmemiz için zaman zaman arkadaşlarımla konuşuyorum. Ev hanımları iş yapıyorlar. Diyorum ki o gün yapmayın. Börek çöreklerden ziyade bir saat, yarım saat, on dakika birbirine zaman ayırmalı. Alevilik nedir? Alevi kadınları nerededir, neler yapmalı, çocuklarını nasıl yetiştirmeli? Yine dergahlarda ve diğer kurumlarda oradaki bacılarımıza ne şekilde destek olabiliriz? Veya nasıl toparlanabiliriz” diye bir araya gelirlerse samimi söylüyorum biz daha iyi yerlere gideriz.

Alevi kadın meclisleri tartışmaları var, kurum ve örgütlerde eş başkanlık tartışmaları var bu konularda neler söyleyeceksiniz?

Aynur Güney: Eyvallah diyoruz. Eş Başkanlıktan yana bir sıkıntımız yok. Saygımız var. Bizim bir arada olmamızı sağlayan ortamları kaybetmememiz lazım. Birlikte olabilmemizin mücadelesini vermemiz lazım. Yapabileceğimiz en güzel şeyler ne ise; şimdi oturup hep eskiyi eleştirmememiz lazım. O olmuş bu olmamış düşüncesiyle hareket ettiğimiz zaman zaten biz belli bir noktaya gidememişiz demektir. Tabii ki bu olmayacak değil, olacak ama ufkumuza bir madde koyacağız. Diyeceğiz ki, biz artık bunun üzerine çalışacağız, ilerleyeceğiz veya toplanacağız, büyük büyük paneller yapacağız. Dedelerimizle birlikte karşılıklı sohbetler, muhabbetler yapacağız. Bilmediklerimizi öğreneceğiz, bildiklerimizi anlatacağız. Bunları bu şekil bir araya toparlayıp irdelersek çok daha iyi olacak.

“ANALAR POSTA OTURMALI”

Eskiden cem yürütülürken sadece erkekler değil kadınlar da cem yürütüyorlardı. Ama şimdi buna pek tanık olmuyoruz. Bu ciddi bir eksiklik. Bir kadın da cem yürütebilir, yürütmelidir denildiğinde tepki gösterenler var ne diyeceksiniz?

 Aynur Güney: Şöyle söyleyeyim. Biz diyoruz ya ‘canız’ ‘cemde canız’ bizde kadın erkek ayrımı asla olmaz. Cemevinin kapısından içeri girildiğinde hepimiz bir canız. Bizde ayırım yok. Anneler posta oturmalı. Ama biz küçük bir yerde bir araya gelip bilgi birikimleri yapamazsak, kendimizi donatamazsak, o postlara oturduğumuz zaman karşımıza çıkacak soruları değerlendirip, kadınlara güzel cevaplar veremezsek o çocuklarımıza iyi şeyler sunamazsak bir anlamı olmuyor. Zaten bizim dedelerimiz bize ‘siz oturmayın’ demiyor.

Dedelerin eşleri Ana olarak görev yapabiliyor. Geçen panelde Muharrem Temiz dedemiz, ‘Benim ebem otururdu posta’ dedi. ‘Gerekli bütün sorulara cevap verirdi. Şu şöyle bu böyle olsun diye bilgi aktarırdı bacılarımıza.’ Bizim giyim tarzımız, düzenimiz, her şeyimiz cemlere ve bulunduğumuz ortamlara bağlı.

Biz öncelikle temiz, edepli, kendine yakışır bir şekilde cemimize girelim. Anamız oturursa kimse ona karşı değil. Ama özde şu var: Biz kendimizi yetiştireceğiz. Yetiştirirsek her kapı bize açık. Ben her zaman şunu söylüyorum: Kadının bir eli beşik sallar, diğer eli de dünyayı sallar. Bir erkek kadınsız bir kapıya giremiyor. Bir kapıdan içeriye girebilmek için de kadın anahtardır. Kilittir. Biz biz olmalıyız. Biz olmadığımız süreç içerisinde hiçbir şey yapamayız. Eleştirmeyeceğiz, eksiklerimizi görmeyeceğiz, eyvallah diyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz. Önümüz çok zorlu mücadeleler içerisinde bunların mücadelesini vermek zorundayız.

 “SAĞDAN DA GİRSEK, SOLDAN DA GİRSEK AYNI MEKANDA CEM OLUYORUZ”

Kadın erkek eşit diyoruz. Bugün kimi cemevlerine baktığımızda kadınlar ayrı kapıdan giriyor, erkekler ayrı kapıdan. Eşarp takma zorunluluğu, ayrı oturma zorunluğu getiriliyor. Bunlara ne diyeceksiniz?

Bu haber 49 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yön..