Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Ezda’ya durmak / Veysel IŞIK

Ezda’ya durmak / Veysel IŞIK

04 Ağustos 2019, 10:08

“Bak bana yavrum, iyi dinle. Sen de gördün herhalde, yıllardır, önüne gelen Yezidi öldürüyor. Çocuk demiyor, bebek, genç kız, delikanlı, yaşlı, hasta demiyor, dağları çölleri, mağaraları, delikleri bir bir arayarak Yezidi bularak öldürüyorlar…”

Doğanın yavaş yavaş uyanmasıyla kuş sesleri gelmeye başlamıştı. Sabah güneşi kendine fısıldar gibi tan karanlığının arasından sızmaya çalışıyordu. Döngü akımına kendini kaptıran Ay ışığı altında ağırdan ilerleyen yarı karanlık gece, güneş ışınlarına yol vermek istemiyordu. Geceye hazırlanmış uzun sakallıların zifiri karanlıklı bir güne hazırlandığını biliyordu. Geçen günün yorgunluğuna yaslanmışların uykusuzluklarının farkındaydı. Ay ışığıyla saranmış olan gece, sabaha uyanacaklara haber vermek ister gibi ağırdan ağıra yörüngeye doğru akıyordu.

Geceden daha karanlık gelen günün farkındalığıyla yol alıyordu. Zifiri karanlığın ne olduğunu en iyi gece bilirdi. Gece, Sonbaharın yağmurlu ve ayazlı zamanlarını bu döngüde hep yaşardı. Ondan daha karanlık gün mü olur deyiverdi. “Akışın rutin planlarını bozsam” der gibi yavaşlamak isteyen geceye kendinden emin akan güneş ışınlarını durdurmak imkansızdı. Gece kendisine ukte etti. Bu günün içindeki karanlık sonbaharın ayaz gecelerine şükredecek deyip yörüngesine doğru akmaya devam etti.

Akşamdan sabaha hazırlık yapmıştı Xezal Birahîm. Çocukları uyandıracak, birlikte bostandan toplayacakları sebzelerle pikniğe gidecekti. Etrafı çöllerle kaplı bir ada misali olan Şengal Dağına çıkacaktı. Şengal Dağı, Irak’ın batısında Suriye sınırında bulunan dağ, etrafı çölle kaplı büyük bir kütle olarak coğrafyaya hakim bir konumdadır. Batıdan doğu istikametine uzunluğu yaklaşık 80 kilometre olan dağın, güney kuzey ekseninde uzunluğunun yaklaşık 10 kilometre olduğu söylenmektedir. En yüksek noktası Çilmêra’nın (Kırk Yiğit) 1460 metre olduğu dağ, bir sıradağlar toplamından oluşmaktadır. Xezal Birahîm tam da Çêlmêra’nın tepesine çıkacaktı.

Xezal Birahîm de gecenin uzunluğundan yakınıyordu. Sabahı beklerken sık sık evin damına çıkıp güneşin doğuşuna şahitlik etmek istiyordu. “Bir türlü gelmeyen tan” dedi. “Yoksa gece mi inat ediyor döngüye?” diye mırıldandı. Evin damından aşağı indi, yatak odasına gitti. “Ben yatağa uzansam güneş erken doğar” diye yine söylendi. Biraz uzandı. Uzanması ve uykuya dalması çok uzun sürmedi.

Xezal Birahîm uzandığı yataktan büyük bir şokla yataktan fırladı. Çünkü yanında uyumakta olan eşi Carcûr Birahîm bağırıp, çağırıyordu. İkisi birden ‘Ya Melekê Tawus’ diye dua ettiler. Carcûr “Ne oldu Xezal?” diye sordu. Bir bardak su içen Xezal, “Sanki bir rüya gördüm” dedi. Beyaz pikaplar üstünde siyah giyinmiş sakallı insanların Şengal’e saldırdığını ve herkesin Şengal Dağı’na doğru koştuğunu söylemeye çalışırken, silah sesleri gelmeye başladı. Carcûr ve Xezal Birahîm’in rengi soldu. Şengal’e siyah bayraklı, kiri sakallı soykırımcıların saldırısı başlamıştı.

DAİŞ saldırısı 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal Dağı’nın güneyinde bulunan Girzerik ve Siba Şêx Xidir köylerine saldırılarla başlamıştı. Yüzyılların saldırısı hiç eksik olmamıştı Ezda’nın yolcularına. En son 2007’nin Ağustos ayında Şengal’de bulunan Siba Şêx Xıdır ile Tilêzer katliamında resmi rakamlara göre 500’e yakın Êzîdî katledilmişti. 3 Ağustos 2014’teki saldırıda ise binlerce Êzîdî katledilirken, çoluk çocuk ve kadın binlercesi de esir alınarak köle pazarlarında satıldı ya da cariye olarak kullanıldı. Dünün efsaneleri 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Kürdün sırtındaki kambur olarak yeniden tekrarlanıyordu. Soykırımın tarih olduğunun gafletine dalanlar, avlanmaktan kurtulmamıştı.

Yaşar Kemal 1997’de basıma verilen “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” adlı romanında Êzîdîler için “Bak bana yavrum, iyi dinle.

Sen de gördün herhalde, yıllardır, önüne gelen Yezidi öldürüyor. Çocuk demiyor, bebek, genç kız, delikanlı, yaşlı, hasta demiyor, dağları çölleri, mağaraları, delikleri bir bir arayarak Yezidi bularak öldürüyorlar…” demişti.

Öldürülen ve soykırımdan geçirilen Kürtlerin kurtuluşu özgürlük savunmasından geçer. Amaralının dediği gibi “Tek kurtuluş özgürlüktür. Direnişi yeni yaşam biçimi olarak benimsemeyen Kürt’ün de, kadının da, ülkenin de başka yaşama şansı yoktur”. Herkesin bu şiarı esas alarak yeniden kendisini direniş mevzisi haline getirerek özgürlüğe sarılmanın vaktidir. Yoksa DAİŞ’in iz düşümleri Kürdün yakasından düşecek gibi görünmemektedir.

Politika

Bu haber 10 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Cumartesi Anneleri, sağanak yağmura rağmen eylemlerinin 751’inci haftasında..