Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / 4 Mayıs 1937 Dersim Tertelesi / Yüksel Mutlu

4 Mayıs 1937 Dersim Tertelesi / Yüksel Mutlu

09 Haziran 2019, 09:41

''Dersimli Kızılbaş Kürtler için 4 Mayıs 1937 önemli bir gündür. Unutamayacakları , büyük vahşi bir soykırımın yapıldığı, 70 bin insanın katledildiği, on binlerce insanın batıya sürgün edildiği kara bir gündür.''

TBMM’de Bakanlar Kurulu 1935 yılında yani Cumhuriyet’in ilanından sonra “Dersim Tenkil Kararları” adında özel bir kararname çıkarır. ‘Gayet gizlidir ‘ibaresiyle, şunlar belirtilir: “Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar vermeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.”

Bu raporları dikkate alan meclis, 18 maddeden oluşan “Tunceli Kanunu (1935) olarak bilinen bir bölgeye özgü özel kanun çıkarmıştır. Bu net bir soykırım belgesi niteliğindedir.

Çıkarılan bu kararname Dersim Tertelesi’nin resmi başlangıç tarihidir.

Aslında Osmanlı’dan, Abdülhamid döneminden bu yana devam eden zaman zaman Dersim raporlarının tutulduğunu biliyoruz. Bu raporların bazıları çarpıcıdır. Dersim’e ilişkin tutulan raporlardan ilki 1841 de Dersim’e vali olarak atanan Arif paşa adında bir askerin araştırmalarıyla başlar. Sonra bu raporların tümü dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Dersim adlı bir kitapçıkta toplanır ve sadece 100 adet basılır.

Tabii rapor bu yazıya sığmayacak kadar uzun ancak en çarpıcı olanlardan bir tanesi, “Dersim halkı aslında Oğuz boylarından gelmiş Türkmenlerdir. Sonradan bölgedekilerin tesiriyle Kürtleşmişlerdir der”.

Dersimli’leri Türk kökenlerine geri çevirmek için bölgede kışlaların yanında okullar da yapılmalı diyor. Yine raporda Dersim olaylarının tekrar etmemesi için,”evler ve köyler yakılmalı, halk topluca ülkenin başka yerlerine iskan edilmeli. Ova kanunlarına alıştırılmalı” diyor.

Genelkurmay notlarında “Dersimli’nin okşanmakla kazanılamayacağı” notu da yer alıyor. Zaten Osmanlı’yla barışık olmayan Dersimli’lerin sorunları Cumhuriyet’le birlikte çözülmüyor ve tek çözüm imha, katliam oluyor.

Bunun için 1925 deki Şark Islahat Planı’na bakmak gerekiyor. Tek ırk ,tek inanç yaratma projesinin ürünüdür. Bu planın özü şudur; o dönemin başbakanı İsmet İnönü “Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır. Türk’lüğe ve Türk’çülüğe muhalefet edenleri kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır”(Başbakan İsmet İnönü 1925).

Kız çocukları ganimet olarak Türk subaylarına verilir. Alevi Kürt Kızılbaş inancından koparılıp Türkleştirme politikasıyla asimilasyona , soykırıma uğratılırlar. Bu katliamların sonunda 15 Kasım 1937 yılında Seyid Rıza ve yedi arkadaşı Elazığ Buğday Meydanı’nda bir Pazar günü apar topar  idam edilirler. Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri hala bilinmemektedir. Bu katliamda her türlü silah kullanılır. Mağaralarda gizlenen Dersimli’ler zehirli gazlarla topluca katledilirler.

Bu soykırımın nedenleri çok açık ki Türkleştirme politikasıydı. Türkiye’nin Cumhuriyet sonrası Ulus Devlet yaratma projesinin sonucudur. Aynı zamanda İslamlaştırma politikası Alevi olan bu kenti Müslümanlaştırmak amacı da vardır ancak, asıl hedefin Kürtlük olduğu açıktır. Özerk yaşamak isteyen Dersimli’lere yönelik bu soykırım Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke ,bir soykırım suçu olarak geçmiştir.

Bu plan kişilerin değil, bir devlet projesi ve planlamasıdır. Dünyanın ilk savaş pilotu olan Sabiha Gökçen Atatürk’ün manevi kızıdır. 1956 yılında Halit Kıvanç’a verdiği bir röportajda, “Canlı ne görürseniz ateş edin! emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçilere dahi ateş ediyorduk” diyordu.  30 Mart 1937’de, Umumi Müfettiş Abdullah Alpdoğan’ın Başbakanlığa yazdığı yazının 2. maddesinde “Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa’dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim” diyecektir.

Bu katliamın yarattığı travma ve ağır sonuçları devam ediyor. Asimilasyon derinleşerek günümüzde de devam ediyor. İnancımıza ve dilimize, kültürümüze, saldırılar sürüyor.

Dersim toprakları hala kan ağlıyor. Katliamdan kurtulanların tanıklıklarıyla sözlü tarihle kuşaktan kuşağa aktarılan bu acılı tarihimizi bizler de unutmuyoruz, unutturmayacağız.

Onun içindir ki her yıl 4 mayıs Dersimliler için kara gündür…

/Nupel/

Bu haber 52 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 düş yolcusunun aileleri, Peri Beledi..