Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Yolda olmak – Hasan SAĞLAM

Yolda olmak – Hasan SAĞLAM

08 Haziran 2019, 10:55

Aleviliği herkes kendince yorumluyor. Devlet ayrı, sol sosyalist devrimciler ayrı, müslümanlar ayrı…

“Mutluluk varılacak yerde değil, yoldadır.” Bern Williams

Aleviliği herkes kendince yorumluyor. Devlet ayrı, sol sosyalist devrimciler ayrı, müslümanlar ayrı…

Her gelen Alevileri yazmış giden onları çizmiş. Oysa Aleviler inançlarını sadece yaşarlar. Sokak ortasında, otobüste, uçakta, seccade serip, sürekli dönen bir kıbleyi kimsenin gözlerine sokmazlar, yüksek yerlerden bağırarak kimsenin kulaklarını sağır etmezler. Davul çalıp, zil vurup, top patlatıp, kendi cenneti için kimseyi rehin tutmazlar.

Ancak gel gör ki öyle değil; kendisinde bu hakkı gören güruh, “Alevilik” başlığı altında, “ana bacı tanımayan, yani ensest ilişki yaşayan, mum söndücü, zındık” gibi, insanlık ve onun tüm değerlerinden uzak, dinci, ırkçı, cinsiyetçi cenah, kendi literatüründe aşağılık bir terminoloji ile Aleviliğin değerlerine saldırarak, tarihleri boyunca cürüm eylemiştir.

Aleviliğin ilim-irfan yolu, hak-hakkaniyet gibi adil duyguları bu sapkınlarca sürekli hedef haline geldi, sabote edildi. Zira onlar cehaletin aymazlığında cennetine gemi sürmeyi amaç edinmişler.

Ancak Alevi öğretisi ciddi anlamda bunun mücadelesini vererek; bugün dünyanın birçok ülkesinde, hayvanın, doğanın ve insanın yaşamını üstün kılan değerleri en üst seviyede tutarak örgütlenmiştir. Alevi kadınlar ve gençleri, savaşların; ırk, din, cinsiyet semiyolojisi üzerinden yürüdüğü dünyamızda, hak ve hakikatin, barışın, eşitliğin, kardeşliğin mücadelesini veriyorlar.

Alevilikte; “Yol bir, sürek bin bir” deyiminde anlaşılacağı üzere; itikat ibadet özgürlüğü bireyin kendi tasarrufundadır. İtikat ve ibadet terimleri üzerinden burada mutlaka bir şerh koymak gerekir ki; Alevilik bazı dinlere benzer ritüeller taşısa da bu onlardan olduğu manasında değildir. Aleviler somut olarak doğayı kutsamışlardır, asla bir dini kanıksamamışlardır. Korkunç baskılar altında kalmış yazılmamış çizilmemiş, Alevilik üzerinden her gelenin dem vurmasıdır sadece. Bunu Afrika atasözü ile açıklarsak; “Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız.” Aleviler, kendilerini bir kuzu gibi kurtlaşmış dinler ve devletler sarmalından çıkararak yazdığında tarih başka konuşacaktır. Marx, Komünist Manifesto’da “Şimdiye kadar ki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.“ der. Alevilik tam da bu sınıfların dahilinde yani; haklılar ve haksızlar savaşımında hep mazlumlar sınıfının yanında durmuştur. Alevi tarihi üzerinden konuşulacaksa eğer; “Kalu bêla”dan beri diye bir ahir zamandan sesler yükselir. Bu yüzden Alevilikte aslolan “yol”dur. Yol cümleden uludur, zira yolun öncesi ve sonrası yoktur.

Alevilikte paylaşım doğaya ve doğanın sahiplerine karşı ciddi bir sorumluluk hissi ve bilinci ile yerine getirilir. Devlete asla tamah etmeyen ve simbiyotik bir yaşam biçimi ile arzulanan Rıza Şehri’dir. İhtiyacından fazlası verilmez, verilse de alınmaz.

Bu yolun dervişlerini de “hü” diyerek Hallac-ı Mansur, Hasan Sabbah, Şeyh Bedrettin, Dede Sultan yanı sıra Börklüce Mustafa, Torlak Kemal ve Pir Sultan’ı da unutmamak gerek.

Alevi terminolojisi ciddi anlamda elimine edilmiştir. Israrla dinsel muhteva ile eril ve erkek bir inanç biçimine dönüştürülüyor. Oysa Hak ve Hakikat içinde her şey yolunu bulur, beşerî dinlerin katacağı bir şey yok, hatta alacağı çok şey olmuştur. Bundan dolayı yaratılmak değil de doğmak vardır. Ölmek yok, hakka yürümek vardır, cenaze namazı yok, cenaze erkanı vardır. Afiyet olsun yok, helal û xoş olsun vardır. Sahur, oruç özellikle şatafatlı iftar sofraları asla yoktur. Allah ve tanrı yoktur, Hak ve hakikat vardır.

Politika

Bu haber 20 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
AKP’ye yakınlığıyla bilinen Uluslararası Demokratlar Birliği’nin (UID) Alev..