Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Ortaca katliamı’ olarak bilinen olayın gerçek yüzü -1-

‘Ortaca katliamı’ olarak bilinen olayın gerçek yüzü -1-

05 Haziran 2019, 12:03

Muğla’nın Ortaca ilçesinde tarla yüzünden çıkan ve yıllardır katliam olarak kınanan olayın tanıkları, “Olay bir tarla yüzünden çıktı. Devlet müdahale etseydi olaylar çok büyümeyecekti” dedi.

Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı Fevziye Köyü’nde 1966 yılının Haziran ayında çıkan arazi kavgası Alevi Sünni çatışmasına dönüştürülmüştü. 5 Haziran 1966 yılında çıkan çatışmalarda uzatmalı başçavuşun kabzasından çıkan kurşunla 15 yaşındaki Halil Sarı adındaki Sünni bir çocuğun yaşamını yitirdiği Ortaca olaylarında bunun dışında can kaybı yaşanmadı.

HALK ÇIKMAK ZORUNDA KALMIŞ

Ortaca olayı yaşanmadan önceki dönemde, Hidivi Abbas Paşa’nın arazilerine ödeyemediği borçlarından dolayı el konulduktan sonra 1928 yılında devlet tarafından işletilmesi için Fransız bir şirkete kiralanmış. 1938 yılına kadar çiftliğin işletmesi Fransız şirkette kalırken daha sonra Dalaman Devlet Üretme Çiftliği’ne (TİGEM) dönüştürülmüş. Halk dilinde Kargılık olarak bilinen bu bölgede yaşayan yurttaşlar bu verimli araziden başka bir yere göç etmek zorunda kalmış. Böylece Dalaman Çayı’nın batısından doğusuna yerleşen halkın bir kısmı Güzelyurt ve Fevziye Köyü’ne bir kısmı da Ortaca Cumhuriyet Mahallesi’ne yerleşmiş.

 

 

TİCARET ALEVİLERİN ELİNDEYDİ

 1966 yılında Ortaca olaylarından önce ağırlıklı olarak Alevilerin yaşadığı Fevziye Köyü’nde Arap, Yörük, Çerkez gibi farklı etnik kimlikler de bulunuyordu. O dönemde Fevziye Köyü’nde 2 ayrı yazlık sinema salonu bulunuyordu. Fevziye köyünün genel kültür düzeyi diğer köylere oranla daha yüksekti. Günümüzde Ortaca merkezde bulunan Fevziye Mahallesi’nde yaşayanların bir kısmı bu köyden oraya göç etmiş. Şimdi Cumhuriyet Mahallesi olarak bilinen mahallenin tamamında Alevi yurttaşlar yaşıyor. Fevziye Köyü 1966’da bölgede etkiliyken, Ortaca merkezde ise ticaretin büyük bir kısmı Alevilerin elindeydi.

NAZMİ YAVUZ ARAZİYİ 10 YILLIĞINA KİRALAR

Çatışmayı ortaya çıkaran sürecin başlangıcı ise o dönem Kızılyurt Köyü olarak bilinen ve şu an Güzelyurt olarak anılan yerde, toprak sahibi olan Sünni bir kişi, Alevilerin yaşadığı Fevziye Köyü sınırları içerisindeki bir kısmı bataklık olan araziyi devletten kiralamasıyla başlar. Devlet Alevilere (Feyziye köylülerine) bu alanı kiralamak istese de Alevilerin ekonomik anlamda gücü olmadığından dolayı (traktör-makine) arazileri işletemez. Bunun üzerine bir kısmı su ile kaplı bataklık alanın Akçagöl mevkiinin Kızılyurt köylüsü olan Nazmi Yavuz 1957’de 10 yıllığına kiralar. Bu alanı Nazmi Yavuz’un kurutup, tarım alanına çevirmesi gerekir. 10 yılın sonunda yüzde 61’i Sünni yurttaş Yavuz’un, yüzde 39’u ise devletin/hazinenin olacaktır. 1963 yılına kadar Yavuz, bu araziyi tarım alanı olarak ıslah ederken, 1963 yılında devlet tek taraflı olarak sözleşmeyi fesh eder. Yavuz araziyi işletmeye devam ederek, daha geniş bir alanı tarıma elverişli hale getirir.

Yavuz’un bataklığı kurutarak ektiği alanı artırması kimi Sünni kişilerle aralarında yer yer tartışmalara neden olurken; olay, Alevilerin dahil olmasıyla birlikte daha da büyür. Yaşanan olayda bir kişi yaşamını yitirir. 1966 yılından bu yana yaşanan bu olay katliam olarak anılıp kınanırken, o dönemin tanıkları ise bunun “katliam” olmadığını söylüyor.

 

 

Biz de dönemin tanıklarına ulaşarak yaşanan olayları onlardan dinledik.

YÜZDE 61’İ DEVLETİN, YÜZDE 39’U TOPRAK İŞLETENİN

Şu an olaylara neden olan Akçagöl mevkiindeki bataklık arazide yaşayan Nazmi Yavuz’un oğlu Selahi Yavuz, o yıllarda yaşananlara dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Maliyenin arazileri üzerindeki toprakları hak edinmedeki anlaşma şekli belliydi. Bataklık olarak bulunan toprakların ıslah edilip, tarım haline dönüştürüldüğü yerin yüzde 39’u devletin, yüzde 61’i de toprakları işleyen kişinin olurdu. Babam bu şekilde 1956 yılında devletle anlaşma yapmıştı. Biz Güzelyurt Köyü’nde otururken buradaki 80 dönüm arazimizi satıp tüm gücümüzü Akçagöl’e aktarıyorduk. O yıllarda özellikle kışın Akdoğan Ovası çok su tuttuğundan Güzelyurt’tan Sarıgerme’ye ulaşmak oldukça güçtü. Bu nedenle Akçagöl’e gitmek için Fevziye Köyü’nün içinden geçip Çürükardı mevkii Kükürt yolunu kullanıyorduk. Osmaniye Köyü’nde oturanlar da Ortaca’ya ulaşmak için Mergenli Köyü Güvez Mahallesi’ne dolanan dağın eteğini kullanırdı. 365 dönümlük arazinin büyük bölümü bataklık ve su altındaydı. Kışın yağan yağmurla birlikte Dalaman Çayı taştığı zaman bu bölge zaten göl oluyordu. Araziye sahip olabilmemiz için bir an önce bataklık alanın kurutulması gerekiyordu. Babam bunun için traktör satın aldı. Kendi gücümüzle bu işin üstesinden gelmemiz oldukça zordu. Zaten benim de askerlik çağım gelmiş, Ortaca yerlilerinden birkaç kişiyi çalıştırmak için yevmiyeci adam tutmuştuk.”

“OLAYI ALEVLENDİREN TECAVÜZ OLDU”

Şu an Fevziye Köyü’nde yaşayan emekli öğretmen Enver Duran, asıl mevzunun arazi davası olduğunu kaydetti. Duran, o dönem yaşananları şöyle anlattı:

“550 dönümlük arazi bir göldü. ‘Devlet burayı temizle senin olsun demiş’ Nazmi Yavuz’a. O adam da bizim köy hudutları içeresinde burayı yıllarca sürdü. ‘Bizim köyde bu kadar aç varken, bize de pay verilsin’ denildi. Adam çiftçiler tutmuş, bizimkiler de onlara müdahale ediyorlar. Daha sonra ‘Aleviler şunu dövüyor, bunu dövüyor’ diye ortalığa yaydılar. Köyü ablukaya aldılar. Ortaca’da sinema bastılar. Sinemacılar Aleviydi. Sinemayı parçaladılar. Bizim köyü ablukaya aldılar. Tek bir köprümüz vardı dışa açılan, o köprüyü yıktılar. Geceleri sabaha kadar silah sesleri geliyordu. Biz burada bir ay boyunca aç kaldık.”

“BİZLERİ ASMAK, KESMEK İSTİYORLARDI; DEVLET PASİFTİ”

Köylerinde yaşayan herkesin paylaşımcı olduklarını ifade eden Duran, “Köy bir mozaikti. Alevi, Roman, Çerkez, Yörükler vardı. Köyde un kalmamıştı. Un öğütmek için Ortaca’ya gittiler. Orada bunları ‘siz bunları Alevilere yapıyorsunuz’ diyerek dövmüşler. Amaçları bizi aç bırakmaktı. Bir ay boyunca geceleri nöbet tuttuk. Bizleri asmak ve kesmek istiyorlardı. Devlet bu işte pasif kaldı, olayların büyümesini istedi. O zamanlar Haydar Sükan diye biri jandarma genel komutanıydı. Ortaca’ya bir yarbay bir karargah kurdu. Kendisi de orada yatıyordu, kalkıyordu. Köprünün oraya bir seyyar karakol yaptı. Adam geceleri gidiyordu. Köye, Aydın il komutanı geldi. ‘Baskın yapacaklar’ dedim. Bana ‘Ulan benim bir anda 7 kişiyi vurma yetkim var. Sen ortalığı mı tahrik ediyorsun’ dedi. Ben de ‘Öyle bir düşüncem yok’ dedim. Bizim köyden isim verilmiş 10 kadar kişiyi aldılar, hapishaneye götürdüler. Bir de burada yaşayan gözü görmez kulakları sağır bir kadına tecavüz olayı oldu arazinin olduğu yerde. Bu durum yaşananları alevlendirdi.” ifadelerini kullandı.

“OLAY TARLA YÜZÜNDEN ÇIKTI”

Olaylar sırasında Tuğlu’nun (Nazmi Yavuz’un) kızı Ayşe Çelik’in tahra ile başına darbe almasının ardından ‘Aleviler bizim kızlarımıza tecavüz ettiler’ diye dedikodular dolaşmaya başlamış. Bu dedikodulardan rahatsız olduğunu söyleyen Çelik, durumu şöyle anlattı:

“Sabah Akça Köyü’ndeki arazimizde işçilerimizle çalışmaya başladık. Dağdan silah sesleri geliyordu. Elleri silahlı adamlar ve yanlarında kadınlar yanımıza geldi, buradaki çalışmayı bırakmamızı söylediler. Babam onlara her şeylerini satıp buraya geldiğini anlatmaya çalışırken, kavga başladı. Kardeşlerimi dövdüler. Babama vurduklarında ben de kavgaya karıştım. Bir kadın elindeki tahrayı başıma vurdu, bayılmışım. Akçagöl’de traktörümüzün mazot deposuna kum doldurmuşlar. Ön tekerleklerini de söküp atmışlar. Babam benim başımda kan görünce ağaçları göle atıp yol yapmaya çalıştı. Bu şekilde canımızı kurtardık. Bizler de bir ay evlerimizde yatamadık, korktuk. Babam bizi akrabaların yanına götürdü. Eve gelmedi, biz de korkuyorduk. O dönemde “Aleviler camiyi basacaklar, evlerimizi basacaklar, öldürecekler, camiye saman koyup yakacaklar” korkusu yaşadık. Ben o dönemleri unutamıyorum. Bir de bazı gazeteciler babam için ağa diye yazmışlar, hakaretler etmişler. Bu bizi öfkelendiriyor. Olay arazi üzerine başladı. Biz tarlayı yapınca Fevziye’dekiler de bizim arazimizdir dediler; bir sürü olay yaşadık.

KÖYDE ‘KAVGA ÇIKACAK’ SÖYLENTİLERİ

 

Bu haber 41 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) HDP’li belediyelere atanan ka..