Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Dersim’in (Tunceli) olarak anılması Dersimlilere ve insanlığa hakaret!’

‘Dersim’in (Tunceli) olarak anılması Dersimlilere ve insanlığa hakaret!’

30 Mayıs 2019, 22:55

''Dersimliler ve demokrat kamuoyu, "Dersim" isminin "Tunceli"ye çevrilmesinin nedenlerini biliyor ve bunu bir "hakaret" adlandırması olarak kabul ediyor''

Dersim isminin kökenine dair değişik görüşler bulunmakla birlikte; yaygın görüş buranın Milattan Önce Yunanlı tarihçiler tarafından "Daranis" adıyla anıldığı ve süreç içerisinde halk arasında "Gümüş kapı" anlamına gelen "Dersim" olarak adlandırıldığı tarzındadır. Geçmiş Osmanlı kaynaklarında da, bu bölge bazen "Desim" tarzında yazılsa da, çoğunlukla "Dersim" olarak adlandırılmaktadır.

Bu bölgenin geçmişte "Keban – Madeni" adıyla maden işletmeciliğiyle meşhur olmuş bir yerleşke ve maden alanı olduğu da unutulmamalıdır.

Dersimliler ve demokrat kamuoyu, "Dersim" isminin "Tunceli"ye çevrilmesinin nedenlerini biliyor ve bunu bir "hakaret" adlandırması olarak kabul ediyor.

Çünkü, biliniyor ki bu adlandırma, 1937/38'de gerçekleştirilen en büyük Kürt soykırımından iki yıl önce ortaya çıkıyor. 1921'de Koçgiri katliamında, 1928-30'da Ağrı- Zilan katliamında kurmay subay olarak görev aldıktan sonra, 1935'te Korgeneral rütbesinde "Kor-Vali" olarak Dersim soykırımını yöneten ve halk arasında "Dersim Kasabı" olarak adlandırılan Abdullah Alpdoğan, bu aşamada, "Devletin tunç elinin, tunç yumruğunun yöre halkının tepesine ineceği" tarzında beyanatlarda bulunduktan sonra, bu beyanatını şu traji-komik açıklamayla kamufle etmeye çalışır:

"Bizim büyük dedelerimiz henüz Orta Asya'da yaşadıkları zamanlarda (tunç) yapmasını öğrenmişlerdi. Bugünkü medeniyetin bayraktarlığını yapan Avrupa kıtası daha taş devrini yaşamakta iken Orta Asya'da Türkler, Tunç Devri'ne çoktan girmişler ve tunç medeniyetini de çok ileri götürmüşlerdi (...) İşte, büyük göç ve akın günlerinde Asya dağlarını yol tutan Türkler, bu yolları takip ederek bugün Dersim dağları dediğimiz bu bölgede kendilerine en uygun tabiat şartlarını buldukları için burada yerleşip kalıyorlar. Maden işlemesini çok iyi bilen adamlar, Dersim'de bakır ve kalay madenlerinin yan yana ve pek zengin halde bulunduğunu görüyorlar ve burada yerleşiyorlar. (...) İşte, şimdiye kadar zanlar ve tahminlerle Dersim adıyla anılan bu güzel yarlara en uygun ve tarihin özünden süzülüp çıkarılan bu ad yani TUNÇELİ adı verilmiştir. Bu bölgenin bakırı ve kalayı, taşı ve toprağı kadar sakinleri de Türk'tür. Hem de soyları karışmamış dipdiri ve tam manasıyla öz Türkler'dir." (Bkz. Altan Dergisi, Sayı:15/ 1936).
Dersim onarıcıdır

İşte, ırkçı- bölücü devlet anlayışıyla, 1915'teki Ermeni soykırımından sonra 1937/38'de "Tunç yumruk"la en büyük Kürt soykırımını gerçekleştiren bir zihniyetin, aynı zamanda bir "büyük hakaret" içeren adlandırmasını değiştirip, "Dersim" ismine yeniden dönmek büyük önem taşımaktadır... Türk Devleti'nin 1928'den başlayarak günümüze kadar 15 bin dolayında yerleşim biriminin ismini ve bir o kadar da "çay, ırmak, dere, tepe, dağ" gibi tabii yer ismini değiştirdiği biliniyor. Bunları eleştirmekle birlikte, "Tunçeli" gibi bir soykırımı çağrıştıran bir ismin devam ettirilmesi, bir "hakaretin devam ettirilmesi" anlamına geldiği ve insanlarda travma yarattığı için mutlaka değiştirilmesi ve "Dersim" kadim isminin iade edilmesi son derece gerekli ve önemlidir...

Yukardan beri söylediklerimiz, "Tunçeli" isminin ayırıcı ve "bölücü"; Dersim isminin ise onarıcı ve bütünleştirici olacağını kendiliğinden gösterecektir. Çünkü bu isim, bölgenin etnik ve kültürel özelliklerinden kaynaklanan "doğru" bir adlandırmadır...

Mehmet Bayrak

Kaynak; Rojevakurdistan

Bu haber 41 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Cumartesi günü kaybolan Engin Eroğlu hâlâ bulunamadı. Kayıp Eroğlu'nun ..