Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ''Dersim’de kullanılan zehirli gazlar Almanyadan''

''Dersim’de kullanılan zehirli gazlar Almanyadan''

11 Mayıs 2019, 12:27

Dersim’de zehirli gazlar kullanıldığını ilk kez Dr Nuri Dersimi yazmıştı. Daha sonra dönemin Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil ‘itiraf’ etmişti. Dersim Gazetesi ise bu haberleri 83. sayısında manşete taşıdı. Hüsnü Gürbey ve Mahsuni Gül ise soykırımda kullanılan zehirli gazların Nazi Almanyasından alındığına dair Mustafa Kemal imzalı belgelere ulaştı.

DERSİM SOYKIRIMI BELGELERİ  –  1 

HÜSNÜ GÜRBEY / MAHSUNİ GÜL

Dersim’de zehirli gaz kullanıldığını ilk Nuri Dersimi yazmıştı. Daha sonra Türk Dışişleri Bakanlığı, Senato üyeliği ve 12 Eylül 1980 darbesinden önce Cumhurbaşkanlığını vekâleten yürüten İhsan Sabri Çağlayangil ‘itiraf’ etmişti. Anılarında, Seyit Rıza ve arkadaşlarının hukuk dışı yollarla nasıl yargılandıklarını, Seyid Rıza’nın son anlarını ve son sözlerini anlatan Çağlayangil, tarihe not düşmüştü. (Çağlayangil:1990)

Çağlayangil, şimdiki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği röportajında şunları anlatır: “Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi. Ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekât oldu.”

19. 11. 2014 yılında Seyid Rıza’nın idam edilişinin 77’nci ölüm yıldönümünü anarken, Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) tarafından Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapılan anma töreninde Dersim katliamıyla ilgili önemli bir belge açıklandı. Kalan Müzik’in de sahibi olan Hasan Saltık’ın arşivinden alınan belge, 19.02.1942 tarihli olup, Başbakan İbrahim Refik Saydam tarafından dönemin Genelkurmay Başbakanı Mareşal Fevzi Çakmak’a yazdığı telgraftır. Telgrafta Saydam, “Kendi halkına kullanılan bu gazların toplu sivil ölümlere yol açtığı görülmektedir. Düşmana karşı bile kullanılmasına karşıyım” diyor ve utanç duyduğunu vurguluyor.

Telgrafın tamamında şunlar yazılı:

‘’Çok sayın komutanım Fevzi Çakmak, Tedip ve Tenkil harekâtının neticeleri ve sonuçları hakkında rapor hazırladığımızı bir üst yazı ile size iletmiş idim. Alpdoğan Paşa’ya kızmanıza gerek yok, bir hekim olarak, yakıcı ve boğucu gazların, düşman askerlerine bile uygulanmasına karşı olduğunu belirtmeliyim. Tunceli’de kullanılan bu gazların bir daha kullanılmaması için yasa teklifi hazırlamaktayız. Ön hazırlıklar raporunda ifade edildiği üzere kendi halkına kullanılan bu gazların toplu sivil ölümlere yol açtığı görülmektedir. Bir hekim olarak da, bir insan olarak da bundan utanç duyduğumu belirtmeliyim. Bir daha tekerrür etmemesi için gerekli yasal çalışmaları başlattığımı belirtmek isterim.” (Dersim Gazetesi: 2014)

Harekâtın neye mal olursa olsun bir an evvel bitirilmesinden yana olan dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, “saldırıyı gerçekleştiren Kalan Aşireti ve diğer aşiretlerden bunun bedelini çok ağır şekilde ödetileceğinden hiç kuşku duymadığımı belirtmek isterim” diyecektir. Oysa bir saldırı söz konusu değildi.

Anlaşılıyor ki, Ankara Hükümeti “çıbanbaşı” olarak gördüğü Dersim sorununu kökünden halletmek için, zehirli gaz dâhil her türlü öldürücü ve boğucu silahı kullanmaktan çekinmeyecekti. Fakat bugüne kadar Dersim’de ne tür boğucu gaz veya gazlar kullanıldığı ve bu gazları hangi ülkeden temin edildiğine dair elimizde bir belge yoktu.

Yazar Nesimi Aday ‘’Karga Bülbül Olmaz’’ (Dersim Gazetesi: 2015) ve ‘’Dünya Kan Akan Munzur’un Sesini Duymadı (Pirha: 2018) başlıklı makalelerinde, Dersim katliamında kullanılan zehirli gazların İngiltere’den mi, Almanya’dan mı alındığına dikkat çekip ‘’Türkiye, Dersim Soykırımı’nda kullandığı gazları Almanya’dan almış olabilir mi? Naziler bu zehirli gazları Türkiye aracılığıyla mı test ettiler?’’ diye sormuştu.

İlk belge

Bizler de yaptığımız arşiv çalışmasında bu gaza ve ülkeye nihayet ulaşabildik.

İlk belge Dördüncü Umumi Müfettişliğine ait. Müfettişlik Tayyare Alay Kumandanından yangın, Milli Müdafaa Vekâlet’inden de yakıcı ve boğucu gaz bombaları istiyor.

Dördüncü Umumi Müfettişi General Alpdoğan,  resmi yazışmaların dışına çıkacak şekilde oldukça samimi ve duygusal bir telgrafı Başvekâlete (Başbakana) çekiyor ve şunları yazıyor:

“C: 27/3/937 gün ve 263 sayılı yüksek buyruklarına:

1- Tayyare Bölüğü bu gün Elâzize (Elâzığ’a) geldi. Çanakkale’den tertibine emir buyrulmuş olan jandarmaların Balıkesir’den bindikleri trenin dün hareket ettiği haberi de alındı. Her sıkıntılı zamanlarda vazifelerimizi kolaylaştırıcı ve bizleri kuvvetlendirici yüksek eli, yardımı yetiştirmekle minnetimizi artıran Hükümetimizin kudretli başı siz büyüğümüzü arzı şükrana müsaraat ederim.

2- Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa’dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim.(*1)

Bu talep üzerine Milli Müdafaa Vekilliği (Milli Savunma Bakanlığı) Hükümet ve Maliye Bakanlığı nezdinden harekete geçer ve aşağıdaki gizli kararname çıkartılır.

KARARNAME

Hava Silahlanma Programının tahakkukunu temin maksadile muhtelif cins Tayyare bombaları için muhtelif evsaftaki —Chloracetophenon, İperit ve saire gibi— gazlardan yirmi tonunun ve bunları bombalara koymağa mahsus Komple otomatik doldurma tesisatının Berlin Büyük Elçiliğimiz emrinde Vekalet Gaz Mütahassısı ile Ateşemiliter veya hava ateşemiz tarafından yapılacak inceleme üzerine verilecek kararla tayin edilecek. Almanyadaki firmalarından, tahmini tutarları olan 150.000 lirayı geçmemek üzre Almanya ile aramızda mevcut kliring mukavelesi hükmüne göre kliring yolile tediye edilmek şartile ve mahremiyet ve hususiyetine binaen 2490 sayılı Artırma, eksiltme ve ihale kanunun 46.ıncı maddesinin (K) fıkrası mucibince gizli pazarlıkla satın alınmasına izin verilmesi; Milli Müdafaa Vekilliğinin 26/ 7/ 1937 tarih ve 871 sayılı tezkeresile yapılan teklif ve Maliye Vekilliğinin 5/ 8/ 1937 tarih ve 3930 sayılı mutalaanamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetince 7/ 8/ 1937 de onanmıştır.

7/ 8/ 1937                                                                                                                                   Reisicumhur Kemal Atatürk

Nazı Almanyası’ndan 20 ton zehirli gaz

Nazi Almanyası’ndan 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatları almak için Maliye Bakanlığı’na 26/7/1937 tarihinde 871 sayılı tezkere ile başvurur. (*2)

Maliye Bakanlığı, o zamanlar ticari ilişkilerin oldukça iyi olduğu Almanya’dan, 150 bin Türk lirasını geçmemek ve takas (klering) usulü ile ve eksiltme ve artırma yoluyla bu gazın alınmasına 5/8/937 tarihinde onay verir. Ayrıca Milli Müdafaa Vekilliği hükümetçe bir karar alınması için 27/7/1937 tarihinde Başbakanlığa’ da başvurur. (*3)

7/8/1937 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in başkanlığından toplanan hükümet Nazi Almanyası’ndan 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatları almayı hükme bağlar. (*4) Maliye Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı’nın istediği 150 bin Türk lirasının kullanmasını serbest bırakır.  (*5, *6)

Tabii bu gazı kullanacak uçaklara da ihtiyaç duyulacaktı. İlk uçaklar Marten cinsi olup ABD’den 1937 yılında 200.000 dolara satın alınacaktır. Bu konuda Milli Savunma Vekilliği, Hava Müsteşarlığı 2.’ci Şube Müdürlüğü 20/10/1937 tarihinde Başvekalete yazdığı yazıda:

“Amerikadan satın alınan Marten Bombarduman Tayyareleri son partisi müsteana diğerleri yurdumuza gelmiştir.

Bu Tayyarelerle yakında uçuşlara başlanacaktır. Bu Tayyareler için lazım olan bir yıllık malzeme cetvelleri tanzim edilmiştir. Bu listeler tutarı 200.000 Amerikan dolarıdır.

Bu miktar paradan 90.000 Dolarının [1]937 takvim yılında, mütebaki 110.000 Dolarının da [1]938 takvim yılında serbest döviz olarak sarf edilmesi ve bu malzemenin Vaşington Büyük Elçiliği tarafından alınması hususunda gereken Vekiller Hey’eti kararının alınmasına müsaade ve yüksek buyruklarınızı arz ederim.

M.M. V. /Kazım Özalp  (*7)“

ABD’den Heinkel bombardıman uçakları

Belgede kaç uçağın satın alındığı belirtilmiyor. 12 Mayıs 1938 tarihli Reisicumhur Atatürk’ün ve Vekiller Heyeti’nin imzasını taşıyan kararnamede, Heinkel bombardıman uçakları için muhtelif cins ve ebatta ve bedeli 300.000 Lirayı geçmemek üzere, İstanbul Zeytinburnu’nda kâin Nuri Killioğlu demir eşya fabrikasından pazarlıkla satın alınması için onay veriliyor. 12 Mayıs 1938 tarihli, Reisicumhur Atatürk ve Vekiller Heyeti’nin (Hükümet üyelerinin) imzasını taşıyan kararnamede şunlar yazılı:

“Heinkel bombardıman tayyareleri için lüzum olan muhtelif cins ve ebad’da Heinkel tayyare bombasının, bedeli 300.000 lirayı geçmemek kaydile 2490 sayılı arttırma, eksiltme ve ihale kanununun 46 ıncı maddesinin K fıkrasına tevfikan İstanbulda Zeytin Burnunda kâin Nuri Killioğlu demir eşya fabrikasından pazarlıkla satın alınması; Milli Müdafaa Vekilliğinin 20/4/938 tarih ve 151/470 sayılı teklifi ve Maliye Vekilliğinin 11/5/938 tarih ve  13163/251/2595 sayılı mutaleanamesi üzerine İcra  Vekilleri Heyetince 12/5/938 tarihinde onanmıştır.

12/5/1938

Reisicumhur/Atatürk  ve Vekiller Heyeti ” (*8 )   

 

Sabiha Gökçen: Keçileri dahi ateşe tutuyorduk

Savaştan yeni çıkmış ve oldukça yoksul olan bir ülke, kıt olan kaynaklarını, kalkınmasına değil de, neden bu kadar para harcayıp, zehirli gaz, uçak ve bombayı alıyor? Bu sorunun tek bir cevabı var; Dersim’i bombalayıp haritadan silmek…

Satın alınan bu uçak ve bombalarla Dersim’i bombalayan Atatürk’ün manevi kızı, Ermeni asıllı olduğu iddia edilen Sabiha (Sebilciyan) Gökçen, Oktay Verel’in kaleme aldığı ve Atatürk’ün doğumunun 100. yılında, 1981’de Türk Hava Kurumu’nca yayınlanan kitapta 1 Mayıs 1937’de katıldığı bombardıman olayını şöyle anlatır:

“Dersim harekâtı bir ay kadar sürdü. Hava harekâtı bitmişti. Haziran ortalarında da benim sınavlarım başlayacaktı. Orada yapılan bir törenden sonra Ankara’ya döndüm. Meydana indiğim zaman Atatürk, hemşiresi ve Ata’nın birçok yakın arkadaşı beni büyük bir heyecan ve coşku ile karşılamışlardı. Ben uçaktan iner inmez doğruca Atatürk’ün yanına giderek elini öptüm. O da beni alnımdan ve yanaklarımdan öperek şunları söyledi: ‘Seninle iftihar ediyorum Gökçen! Yalnız ben değil, bu olayı çok yakından izleyen bütün bir Türk ulusu iftihar ediyor. Genç kızlarımızın neler yapabileceklerini bir kez daha bütün dünyaya ispat ettiğin için övünsen yeridir. Bilinmelidir ki, herhangi bir ayaklanma değil, en büyük ayaklanmalar, en büyük istilâ plânları memleketimizi ve ulusumuzu bölemeyecektir. Türkiye Cumhuriyetine, Türk ulusunun mutluluğuna kastedenler hüsrana uğrayacaklar, hareketlerinin cezasını en ağır şekilde ödeyeceklerdir.” (Oktay Verel, Atatürk izinden bir ömür böyle geçti)

Vazifesini başarıyla tamamlayarak 22 Mayıs’ta Ankara’ya gelen Gökçen’e 28 Mayıs 1937 tarihinde Türk Hava Kurumu’nun Murassa (değerli taşlarla bezenmiş) Madalyası verilir. Törende başta Cumhurbaşkanı Atatürk, Başbakan İnönü ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ta hazır bulunur.

Gökçen 1956 yılında Milliyet gazetesine verdiği bir demecinde; “canlı ne görürseniz ateş edin emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk” diyecekti. (Milliyet 25/11/1956)

Yarın:

Belgelerle Mustafa Kemal’in Dersim soykırımındaki rolü

DERSİM GAZETESİ / Y.ÖZGÜR POLİTİKA

Bu haber 117 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
HDP Milletvekili Alican Önlü, Dersim Soykırımı’nın tüm yönleriyle ortaya çı..