Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ''Açlık grevleri kritik aşamada herkes harekete geçmeli''

''Açlık grevleri kritik aşamada herkes harekete geçmeli''

13 Nisan 2019, 12:36

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, açlık grevlerinin geldiği aşamaya dikkat çekerek, herkesin harekete geçmesi çağrısında bulundu.Temelli seçim sonuçlarına ilişkin birlikte mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye sadece İstanbul’dan ibaret değil, Muş var Ağrı var. Tüm demokrasi güçleri bu adaletsizliğe karşı yan yana gelmeli" dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, açlık grevleri ile seçim sonuçları ve Yüksük Seçim Kurulu (YSK) kararlarını değerlendirmek üzere partisinin Genel Merkezi'nde bir araya gelen Parti Meclisi (PM) toplantısının açılış konuşmasını yaptı.
 
Temelli ilk olarak, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 157 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in öncülüğünde devam eden açlık grevlerine ilişkin konuştu.
 
‘ADALET BAKANI YASALARIN GEREĞİNİ YAPSIN’
 
Temelli, açlık grevlerinin kritik aşamada olduğunu ve şuana kadar tecridi protesto etmek için 8 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Temelli, “Bu ölümlerin olmaması için 157 gündür Leyla Güven ve onunla birlikte bir sesi yükseltiyoruz. Adalet Bakanlığı'na çağrı yapıyoruz; gelin bu haklı talebe cevap verin yasaların gereğini yerine getirin. Bu mutlak tecride son verin. Sayın Öcalan ailesi ve avukatlarıyla görüşebilsin.  Bu meşru ve yasal bir taleptir. Bunu duymazlıktan  gelmek  Türkiye’deki hukuksuzluğun devamdır” dedi.
 
‘HERKESİ HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ’
 
Türkiye’de şiddet ve baskı politikalarıyla ayakta durmaya çalışan bir iktidar olduğunu belirten Temelli, açlık grevlerinin son bulması mutlak tecride son verilmesinden geçiyor. İktidarı teşhir ettiklerini dile getiren Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “ AKP-MHP bloğunun yürüttüğü kampanya bu adaletsizliğin teşhiridir. Kendi koyduğu yasaya ve içtihatlarına karşı çıkan bir anlayış ile karşı karşıyayız.  Bu olağanlaşmış bir hal aldı. Nereye gitsek, nereye el atsak bir hukuksuzluk karşımızda duruyor. Bu tecrit buna işaret eden bir konudur. Bu hukuksuzluğun adaletsizliğin ifadesidir. O yüzden cezaevinde kritik aşamaya gelen insanların durumunu da göz önüne alarak herkesi harekete geçmeye çağırıyoruz.”
 
‘BİRBİRİNE BENZEYEN İKİ ÜLKE İSRAİL VE TÜRKİYE’
 
İsrail cezaevlerinde ki 400 Filistinli tutuklunun durumuna dikkat çeken Temelli, “Dünyada bir birine benzeyen herhalde iki tane devlet yönetimi var. Biri İsrail diğeri Türkiye. İkisinin de nasıl bir yönetimi olduğunu anlamak istiyorsanız,  iki ülkedeki cezaevine bakabilirsiniz. Türkiye cezaevlerindeki zulmün aynısı Filistin cezaevlerinde de mevcut. Filistin halkının haklı direnişi devam ediyor. Bu direnişin bir parçası olarak Filistinli mahkumların açlık grevleri de giderek yaygınlaşmaktadır” ifadesinde bulundu. 
 
'TECRİT HER YERİ KAPLADI'
 
Tecrit politikalarının sonuçlarına değinen Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tecride  son verin. Tecride son vermek, Türkiye’nin tecritleşmesine son demektir. 4 yıldır yaşananları değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan etkiye, domino etkisi diyoruz. Küçük bir taşın devrilerek daha büyük taşları da ardından devirdiği bir etkidir. Her geçen gün daha büyük hukuksuzluk ve adaletsizliğe şahit oluyoruz. Bu domino etkisi her yeri kapladı, tecrit her yere yayıldı.”
 
‘SİYASETİN KULVARINI DEĞİŞTİRDİK’
 
31 Mart seçimlerinin tecride karşı bir itiraz olduğunu dile getiren Temelli, “31 Mart'a giderken bir seçenek yarattık. Türkiye’de siyasetsiz kalmış siyasetten uzaklaşmış toplum için bir seçenek yarattık. Stratejimiz sadece belediye kazanmak üzerinden yürümedi. Stratejimiz Türkiye’nin tıkanmış olan demokrasi ve barış yolunu açmak için Türkiye halkları ve demokrasi güçleri uzun süre sonra birlikte siyaset yapmanın olanağını yarattı. Önemli bir başarıdır seçeneğimiz, siyaset kulvarını değiştirmiştir. İktidar ne kadar direnirse dirensin tecrit, baskı politikalarında ne kadar ısrar ederse etsin, artık Türkiye’nin siyaset kulvarı değişmiştir. Şimdi hep birlikte Türkiye’nin demokrasinin, barışının önünü açmak için hep birlikte adım atma zamanıdır. Sandıkta buluşanlar şimdi demokrasi ve barış mücadelesinde de ama ve fakatlara başvurmadan buluşmak zorundadır. Türkiye halklarının ve toplumun beklentisi budur” diye belirtti. 
 
‘TÜRKİYE’DE İKİ TARZ SİYASET VAR’
 
Türkiye’de iki tarz siyaset olduğunu, bunlardan birinin iktidar siyaseti diğerinin ise HDP siyaseti olduğunu belirten Temelli, şöyle devam etti: “Bir yanda iktidarın dayattığı siyaset. Evet Türkiye bir nefret söylemi ile iki aya yakın süreyi geçirdi. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere AKP-MHP bloğu nefret söylemi ve ayrımcı dil ile toplumu böldüler. Kürt halkına ‘defolun gidin’ diyen, HDP’yi 'terörist' itham eden, her türlü hakareti kullanan, medya ambargosu ile kalmayıp o medyayı psikolojik savaş aparatı haline getiren bir iktidar ile karşı karşıya geldik. Bunun karşısında HDP barışın diline her zamanki gibi sahip çıktı. Nefret söylemine karşı bütünlüklü olarak Türkiye toplumunun geleceğini savunan bir dil ve üslup ile siyaset yaptı. Barış diliyle tecride ve savaşa karşı çıktı. Yerel demokrasi için mücadelesini verdi. Buradan çok önemli sonuçların çıktığına inanıyoruz.”
 
‘MECLİS KÜRSÜSÜNDEN  KORKUYORLAR’
 
Seçimlerin üzerinden 13 gün geçtiğini ve Meclis'in hala açılmadığını belirten Temelli, “Meclis kürsüsünden korkuyorlar. Neden açılmıyor diye sorduğunuzda, işleri varmış. Ne işiniz var? Şu anda halkın iradesini gasp etme peşindesiniz. Halkın iradesi sandığa yansımıştır bunun gereğini yapın. İki tür belediye seçim sonuçları ile karşı karşıyayız. Hangi partiden olursa olsun meşruiyet sorunu olmayan bütün kazananları kutluyoruz. Bir de gasp edilen belediyeler var. Hem iktidar marifetiyle hem de üzülerek belirtmek isterim ki YSK marifetiyle” diye konuştu. 
 
Temelli konuşmasına şöyle devam etti: "Belediyeleri ve belediye meclislerini gasp etmek, yeni bir kayyım için ellerinden geleni ortaya koydular. Tüm bunlara rağmen başarılı olamadılar.  Olamadıkları için de 31 Mart sonrasında yeni yöntemler devreye soktular. Farklı farklı yöntemlerden bahsettik. Aslında birçok il özelinde bunları ayrıntılı raporlarla ortaya çıkaracağız. Örneğin askeri zorla gasp edilen Şırnak Belediyesi, iktisadi zorla gasp edilen Ağrı, Muş bütün itirazlarımıza rağmen sayılmadı. Malazgirt 3 oy farka rağmen sayılmadı. Viranşehir, Tatvan, onlarca böyle yer var.
 
TÜM İTİRAZALARIMIZ REDDEDİLDİ
 
Sadece bize ait olanları dile getirmiyoruz. Balıkesir için de dile getiriyoruz. Bursa da yeniden sayılmalıydı. İktidar YSK’ye yağdırdığı talimatlarla nerelerin sayılacağını belirledi. Oysa bir ilke bir standart geliştirilebilirdi. Oy farkı geçersiz oylardan azsa sayılabilirdi. İtirazlarımız da zaten bu anlamda yoğunlaşmıştı. Bizim tüm itirazlarımız reddedilirken AKP-MHP itirazlarının yüzde 90'ı kabul edildi. Bu tablo nasıl bir tarafgirliğin hukuku ele geçirdiğini ve ortadan kaldırdığını gösteriyor. İşte tecrit budur. Hukuku, adaleti yok saymaktır. Hukuki kurumların bile tarafsızlığını yitirmesidir.
 
YAN YANA MÜCADELE ETMELİYİZ
 
İstanbul seçimleri bir türlü sonuçlanmamıştır, oysa açıktır. Biz her yerde bütün adaletsizliklere müdahale ediyoruz. Her yerde bizim stratejimiz, oylarımız var. Oylarımız her yerde İstanbul’da da, Muş’ta da, Malazgirt’te de, Viranşehir’de de. Türkiye’ye sesleniyorum siz de sahip çıkın Türkiye sadece İstanbul’dan ibaret değil, Muş var Ağrı var. Tüm demokrasi güçleri bu adaletsizliğe karşı yan yana gelmeli, birlikte mücadele etmelidir. Bu seçim sonuçlarına  karşı yapılan bu adaletsizliklere karşı da yan yana mücadele etmeliyiz.
 
'YSK UTANÇLA ANILACAK'
 
YSK bütün ayrıntıları ile tartıştı. Tartıştıkları şey bir yüksek mahkemenin yargıçlarının asıl bu denli adaletsizliğe imza atabileceği üzerineydi. Yüksek mahkeme, seçim adaletinden sorumlu bir üst yargı, bizatihi hem içtihadına aykırı davranıyor hem de suç işliyor. Başta YSK başkanı olmak üzere hiç kuşkunuz olmasın tarih sayfalarında yerinizi aldınız. Herkes tarih sayfalarında bir şekilde yerini alır ama siz utanılacak bir adımla yer aldınız. Utançla anılacaksınız.
 
'GASP ETMİŞ OLMANIN RUH HALİYLE YAŞAYACAKSINIZ'
 
Bugün gasp edilmiş belediyeler var. Halk içinde hiç bir zaman seçilmiş bir belediye başkanı olarak geçemeyeceksiniz. Tıpkı kayyımlar gibi gasp etmiş olmanın ruh haliyle gezeceksiniz. Bir kez daha çağrı yapıyorum, bu görevleri kabul etmeyin. YSK eliyle yapılan bu atamaları kabul etmeyin. Siz seçilmediniz, seçilmişlerin hakkını gasp etmeyin. Hala mazbataları verilmeyen adaylarımız var. KHK ile ihraç edildi diye mazbataları verilmeyen arkadaşlarımız var. Bu a
Bu haber 26 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Ermeni Soykırımı’nın 104. Yılı vesilesi ile bir açıklama yapan Dersim’i Yen..