Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / HDP’nin zor seçimi / Ahmet Kahraman

HDP’nin zor seçimi / Ahmet Kahraman

05 Nisan 2019, 11:43

''Ama Amed’de, Hakkari’de bile oy oranı düştü. Neden? 2014 yılı seçimlerinde 11 şehir, toplam 101 belediye elde kazanmıştı, HDP’nin misyonu. Bu seçimde üç şehir (Şırnak, Ağrı, Bitlis) ile birlikte, her biri ayrı ayrı o kadar önemli, onlarca ilçe kaybedildi.''

Kol kırılır, ama kırık, yen içinde kalır, düşmana gösterilmez” deme, günü değildir. Tersine, kırığı saklamak çare değildir. Çare tedaviye geçmektir.

Bir süreden beri, diktatoryal zulmün darbeleri altında hasar gören, yaralar alan HDP’den söz ediyorum.

Hasar tesbiti ve yaralarını sarma, en önemlisi yeniden zamanı gelmedi mi, acaba?

HDP, başka iklimlerin yapısıdır. “Barış süreci” denilen zamandan kalmadır. Yapılanma amaçlarından biri de, sürece katkı, köprü veya pepırık idi.

Ancak, o günden bugüne, köprünün altından nice sular geçti. Koşullar değişti. O günün koşulları için, gereklilik olan, bazı tercihler, bugün gereksizdir.

Devir, ona bağlı olarak koşullar değişti. HDP’nin değişime ayak uydurması, kendini yenilemesi gerekiyor.

Bir siyasi partinin başarısı, aldığı oy sayısı ile ölçülüyor. Baksanıza, bu nefes aldırmayan ırkçı rejime rağmen, oyları artması gerekirken, HDP’nin başarısı düşüyor.

Evet, şartları anlıyor ve gerçeği kabul ediyorum. Zulmün padişahlığını da biliyorum. Kürdistan, 2015 yılından beri “Olağanüstü hal“ şartları altında nefesleniyor. Kürtler esir, Kürdistan esir kampıdır. HDP’nin lider kadrolarıyla, alt yöneticileri, üye ve sempatizanları zindan mukimidir.

Kürt, bırakın yurttaş olmayı, insan bile değildir. Üniformalı, kalçası silahlı, eli coplu adamlar, polis kılığında ama polis değildir. Onlar, rejimin düşman dövücüleri, Kürtlerin sokak işkencecileri, kemik kırıcılardır.

Onlara rağmen, zulmü fısıldamak için sokağa çıkan kadın milletvekillerinin polis kalkanlarıyla barikatlanın nasıl dövüldüklerini biliyoruz. Kürtler, göz yaşlarını yüreklerine akıtarak bu manzarayı seyretti, seyrediyorlar. Ama kinleri taşmadı, sandıklara.

Başarı ise eğer, Kars MHP’nin elinden kurtarıldı. Ama Amed’de, Hakkari’de bile oy oranı düştü. Neden? 2014 yılı seçimlerinde 11 şehir, toplam 101 belediye elde kazanmıştı, HDP’nin misyonu. Bu seçimde üç şehir (Şırnak, Ağrı, Bitlis) ile birlikte, her biri ayrı ayrı o kadar önemli, onlarca ilçe kaybedildi.

Elbette bu gerilemenin bir değil, birçok sebebi var. Faşizm, bu sebeplerin ana kaynağıdır. HDP, bu nedenle seçimde rakiplerle yarışma yerine, Faşist rejimin darbeleri karşısında ayakta kalmaya mücadelesi vermekle meşgul. Bu gerçeği biliyoruz.

Dahasını söyleyeyim: Şırnak kaybedildi. Doğru. Ama Şırnak, yok edilerek kazanıldı. Nasıl mı? 2015 yılında başlayan ve aylar süren tanklı, toplu, uçaklı muhasara boyunca, şehrin en az yüzde 70’i yerle bir edildi. Molozların kaldırılması da AKP beslemelerine ihale edildi. Dümdüz edilmiş arsaya dönüştürüldü sokaklar, caddeler. Füzelerle yıkılan şehir evsizlerinin, o yakınlarda çadır açıp barınmalarına da izin verilmedi. Namlunun ucu ve dipçik darbeleriyle, uzak ötelere sürüldüler.

 Şehir halkı diye geride korucular kaldı. Korcuların, etrafında nöbet tuttuğu askeri kışla, dev polis karakolları kuruldu. Ve bu seçimde polisler, korucular ve askerler tabur tabur oy kullandılar. Sürülmüş halkın adına da mı bilmiyorum, ama onların oylarıyla belediye yönetimi seçilmiş oldu…

Ağrı yıkılmamıştı, ama şehir, işgal altındaki Kürdistan‘ın en büyük askeri kışla ile polis karakolları bütününü barındırıyordu. Ayrıca ellerinde, 500’er yüz liralık banknot dolu çantalarla, kara gölge misali mahalle aralarına dalan kimileri, “makbul şahıslar“a teslimat yapıyordu.

Ayrıca kaç sandık dolaşıp oy kullandığı ise belli değildi. Muş Belediye Başkan adayı Sırrı Sakık, nafile yere nefes tüketip “gaspçı var” diye bağırıyordu. Sesine ses olacak hukuk yoktu…

Bitlis’in kaybı da, bu üç şehrin kaderi bileşkesiydi.

Faşizmin sefaleti böyle de, ev sahibi olan HDP’nin hiç kabahati yok muydu?

Unutmamak gerek: Kürdistan, yüz yıllık bir savaşımdan geçiyor. Yüz yıldır, koyun boğazlanır gibi insan kesiliyordu.

Ama Kürtler, her vahşi dalgadan sonra, daha çok bilendiler. Umutlarını tazeleyerek, amaca giden yolda mücadeleye hazırlandılar.

Son 40 yıldırdır, kesintisiz hüzün ve acı yaşayan Kürtler, yaşadıklarını dayanak yaparak direndiler. Böyle çoğaldılar.

Durup dururken meydanlarda, acılı Kürdün gözler içine bak baka, “biz Kürt partisi değiliz“ demenin alemi ne?

Türklerin var olması ve yaşaması (beka) için, bütün Kürtlerin susturulup bastırılması gerektiğini, ardından “defolun, buradan gidin“ diyen kanlılara, “gelin sizinle birlikte yaşayalım“ deme İsacılığının çekiciliği ne?

Her şey iyi de, HDP’nin oy oranı neden düştü?

Devam edeceğiz…

Özgür Politika

Bu haber 68 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Türk devletinin Efrîn’den Dêrik’e kadar büy..