Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Sanatçı ve aydınlar, "Açlık değil sessizlik öldürür"

Sanatçı ve aydınlar, "Açlık değil sessizlik öldürür"

25 Şubat 2019, 09:20

İmralı tecridine karşı açlık grevinde olan Leyla Güven’in talebinin kabul edilmesini isteyen sanatçı ve aydınlar, “Açlık değil sessizlik öldürür” Güven’in çığlığına ses vermeye çağırdı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi 110 gündür devam ediyor. 
 
Yeni Yaşam gazetesinden Elif Aydoğmuş’a konuşan sanatçı, yazar, şair ve aydınlar, tecrit uygulamasının hukuksuz olduğuna dikkat çekerek, “Yetkililerin o canların ölmesini değil, o canların yaşamasını savunması lazım” dedi.
 
LEVENT ÜZÜMCÜ: YETKİLİLER O CANLARIN YAŞAMASINI SAVUNMALI
 
Oyuncu Levent Üzümcü: “Bir ülkenin içerisinde insanların açlık grevinde ölmesini başarı olarak görecek bir kitle varsa, o ülkedeki herkes kendinden utanmalıdır. İnsanlara ucuz yollu etiketler yapıştırmak ve bu etiketler sayesinde insanların vicdanlarını rahatlatması utanç verici. Bir can canını ortaya koyarak yanlış bulduğu bir şeyi protesto ediyorsa, yetkililerin oturup düşünmesi lazım. Yetkililerin o canların ölmesini değil o canların yaşamasını savunması lazım, devlet budur çünkü.”
 
ORHAN ALKAYA: DEVLETİN HUKUKTAN ARINDIRILMASI DURUMUNA İŞARET EDİYOR
 
Oyuncu Orhan Alkaya: “Sayın Leyla Güven, halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekilidir. Belediye Başkanlığı’nı da katarsak, halkın halis bir temsilcisidir. Temel hukukun yok sayılması anlamına da gelen ‘tecrit’ uygulamasına yahut hukuksuzluğuna karşı, Meclis’teki ifade olanaklarının hiçe sayılması üzerine başladığı açlık grevi, bir ‘liceat statum’ durumuna yani devletin hukuktan arındırılması durumuna işaret ediyor. Gene de, kendimde bu hakkı bulabilseydim, Sayın Leyla Güven’in önünde diz çöküp, açlık grevini sonlandırması için ona yalvarırdım. Çünkü hayatın, halkın halis temsilcilerine ihtiyacı var. Leyla Güven’in yaşaması büyük dileğimdir.”
 
BARBAROS ŞANSAL: ADİL HUKUK DERHAL SAĞLANMALIDIR
 
Moda Tasarımcısı Barbaros Şansal: “Demokrasiye, özgürlüğe ve hukuka aç kalmış bir coğrafyada Leyla Güven ve nicelerinin direnişi dünyaya mesaj veriyor. Tecrit, işkence, iftira ve otokrasi halkların kardeşliğine ve mücadelesine engel koyamıyor. Bedenlerini yarınlar uğruna siper eden insanlar ‘Hayata Dönüş’ operasyonlarıyla, bombalı katliamlar, asit kuyuları, yakılan mezralar ve talimatla hazırlanmış fezlekelerin ardındaki karanlık zihniyeti bir kez daha gözler önüne seriyor. Eşit yaşam hakkı korunmalı. Adil hukuk derhal sağlanmalıdır.”
 
AHMET TELLİ: BU DİRENİŞ ALFABESİNİN SON HARFİDİR
 
Şair Ahmet Telli: “Leyla Güven’in açlık grevi aslında bir çığlıktır. Bu çığlık ancak vicdan kulağına gidebilir. Eğer o kulak sağırsa, kuşkusuz ki bu çığlık oraya ulaşmayacaktır. Bu açlık grevi direnme noktasının ölüme dayandığı yerdir. Bu direniş alfabesinin son harfidir.” 
 
AHMET ÜMİT: ADALET OLMALI Kİ KİMSE CANI PAHASINA ADALET ARAYIŞINA GİRMESİN
 
Yazar Ahmet Ümit: “İnsaların bir ülkede canı pahasına açlık grevine gidiyor olması çok kötü ve üzücü bir durum. O nedenle ülkede öyle bir adalet ve özgürlük olması lazım ki kimse kendi canı pahasına adalet arayışına girmemeli.”
 
METİN KAHRAMAN: AÇLIK GREVİNDEKİLERİN ÖLÜMÜNE İZİN VERİLMEMELİ
 
Sanatçı Metin Kahraman: “Leyla Güven son birkaç yıldır gelişen antidemokratik uygulamalara karşı bu direnişi gerçekleştiriyor. Giderek 12 Eylül’ü aratmayan dönemler yaşıyoruz. Fakat bu dönemi ancak mücadele ederek atlatabiliriz. Abim Kemal’le çağrımız, açlık grevindekilerin ölümüne izin verilmemesi.”
 
FÜSUN DEMİREL: BİR AN ÖNCE TALEBİN KONUŞULMASI LAZIM
 
Oyuncu Füsun Demirel: “Leyla Güven’in açlık grevinde olması elbette çok üzücü. Bir an önce taleplerin konuşulması lazım.”
 
MEM ARARAT: TALEP KARŞILANMALIDIR
 
Sanatçı Mem Ararat: “Kuşkusuz tecrit insalık onuruna yakışmayan kırıcı bir tutumdur. Burada kangrenleşmiş bir Kürt sorunu var. Gün geçtikçe çözümden uzaklaşan ve maalesef böyle bir umudun da gittikçe azaldığı bir ortamda, bir insanın ölümü göze alarak bu tür bir eylemde bulunması, kuşkusuz kulak verilmesi, dinlenilmesi gereken bir eylemdir. Bu talepler ve uğruna yapılan eylem son derece barışçıldır. Yetkililer tarafından çok dikkatli bir şekilde dinlenmeli ve talepler karşılanmalıdır. Leyla Güven bir halkın seçtiği milletvekilidir, bu da göz önünde bulundurulması gereken bir durum. Bir yurttaş olarak, bir Kürt olarak bu durum beni derinden üzüyor. Umarım bu sorun sağlığında çok derin izler bırakmadan çözülür. Tek temennim budur.”
 
DENİZ TÜRKALİ: TECRİT YASALARA AYKIRIDIR
 
Oyuncu Deniz Türkali: “Çok üzülüyorum, bu açlık grevinin olmamasını istiyorum. Leyla’yı çok seviyorum. Tecrit yasalara aykırıdır. Tecrit meselesinin tamamiyle yok olmasını istiyorum. Hukuka tamamen aykırı olan bu durumun yok edilmesi gerekiyor. Tecridin kendisine itirazım var.”
 
ÖZCAN ALPER: SESİN DUYULMASINI UMUT EDİYORUM
 
Yönetmen Özcan Alper: “Leyla Güven, bu topraklarda bir an önce barış gerçekleşsin ve yeniden savaş değil çözüm konuşulsun diye bir insanın, bir annenin, bir milletvekilinin gerçekleştireceği en son şeyi, yani bedenini açlığa yatırmış. Ve tüm bunlara rağmen, sesi duyulmaz kılınmaya çalışılıyor. Çok geç olmadan, bir an önce bu sesin duyulmasını umut ediyorum..”
 
VEYSİ ALTAY: BU SUÇA ORTAK OLMAMALIYIZ
 
Yönetmen Veysi Altay: “Tecrit bir bedenden çok düşüncenin tutsaklığı, insanın kişiliğini parçalamaya ve yok etmeye yönelik bir eylem biçimidir. Devlet, tecrit suçunu ‘siyasi olarak’ işlemektedir. Tecride dur demek, vicdanlı herkesin öncelikli görevidir. Çünkü tepkisiz kalındığı sürece, süreklileşen bir işkence biçimini almıştır. İmralı tecridi, artık intikam ve toplumu cezalandırmaya dönüşmüştür. Tecridi kırmak için, Leyla Güven ve arkadaşlarının bedenini ölüme yatırmış olması, herkese umut olmakla beraber öfkeye dönüşmüştür. Tecridin kırılması, Leyla Güven ve arkadaşlarının yaşaması, toplumsal olarak vereceğimiz güçlü tepkiyle mümkündür. Sessiz kalındığında, Leyla ve arkadaşlarının direnişine ortak olamadığımızda, yaşanacak olası bir ölümün en az devlet kadar ortağı olacağımız ortadadır. Bu suça ortak olmamalıyız.”
 
MELDA ONUR: İKTİDARI BU TALEBE KULAK VERMEYE DAVET EDİYORUM
 
HP eski milletvekili Melda Onur: “Bu talep bir barış talebidir. Çünkü bu ülke hakikaten eksikleri de olsa önemli bir barış sürecinden geçti. Barış sürecindeki ülkenin haline baktığımızda ve bugüne baktığımızda aradaki farkı da görebiliyoruz. En kötü ha
Bu haber 20 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Almanya’nın Frankfurt kentinde Newroz on binlerce kişinin katılımı ile kutl..