Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Dersim’de av: Kim karar veriyor?

Dersim’de av: Kim karar veriyor?

26 Ocak 2019, 11:05

Dersim’de tepki çeken avcılık faaliyetlerine kim nasıl karar veriyor, yeterli koruma önlemleri mevcut mu, insanlar neden tepkili?

Alevlerin taşıyla, toprağıyla, kurduyla, kuşuyla, börtü böceğiyle kutsal kabul ettiği Dersim orman yangınlarından sonra şimdi de yaban hayata zarar veren avlanmayla gündemde. Dersim’de tepki çeken avcılık faaliyetlerine kim nasıl karar veriyor, yeterli koruma önlemleri mevcut mu, insanlar neden tepkili?

Dersim, gerek endemik bitki çeşitliliği gerekse de yaban hayatı zenginliğiyle Türkiye’nin en bakir alanlarından birine sahip. Bu zenginliğin korunmasında Alevilik inancının önemli bir yer tuttuğunu söylemek abartı sayılmaz. Çünkü yöredeki insanlar yabana, dağa, taşa, ağaca, nehre hayatlarına sundukları katkıdan ötürü kutsiyet atfediyor. Ancak kent son zamanlarda kaçak avcılar tarafından vurulan vaşak, dağ keçileri ve yurt dışından gelen yasal avcılar tarafından avlanan yaban domuzları nedeniyle yeniden gündemde.

Kentte tüm avcılık faaliyetlerinin yasaklanması amacıyla doğaseverler tarafından change.org üzerinden imza kampanyası başlatılırken Tunceli Barosu eski başkanlarından Avukat Barış Yıldırım tarafından da Cumhuriyet Başsavcılığı’na avcılıkla ilgili suç duyurularında bulunuldu.

 

 

KİM KARAR VERİYOR?

Peki, kentte tepki çeken avcılık faaliyetlerine kim nasıl karar veriyor? Türkiye’deki avcılık faaliyetleri Çevre ve Orman Bakanlığı’nın denetiminde gerçekleştiriliyor. Avcılık açısından ülkemiz 9 coğrafi bölgeye ayrılmış durumda. Ekim ayında başlayan av sezonu Mart ayına kadar devam ediyor. İllerde vali ya da vali yardımcısı başkanlığında ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla Şubat sonu yada Mart ayı başında il av komisyonu toplantıları gerçekleştiriliyor. Bu komisyonlar, avlak alanları, avlanacak türler ve sayıları konusunda tavsiye kararları alarak Ankara’da bulunan merkezi av komisyonuna iletiyor. Av kulüpleri ya da federasyonlarından 9 kişi, üniversiteler, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı temsilcilerinden oluşan 21 kişilik heyet de Mayıs ayında toplanarak illerden gelen tavsiye kararlarını değerlendiriyor. Komisyon, ilin ava açık ve kapalı alanları, avlanma süreleri, avlanacak tür ve sayıları, biyolojik özellikler ve mevsimsel özellikleri de göz önüne alarak karar veriyor.

Merkezi av komisyonu illerden gelen tavsiye kararlarına ne kadar uyuyor sorusuna en çarpıcı örnek yine Dersim.

2014 yılında Dersim’de valilik yapan Hakan Yusuf Güner, doğa koruma gönüllülerinin talebi üzerine ildeki tüm avcılık faaliyetlerinin yasaklanması yönünde il av komisyonuna talimat vermişti. Komisyonun bu yönde almış olduğu tavsiye kararı merkezi av komisyonu tarafından kabul görmemişti.

İLDEKİ YABAN HAYATI POPÜLASYONU HAKKINDA BİLGİ VAR MI?

Dersim’de uzun yıllardır devam eden çatışmalı ortam ve askeri yasak bölgeler uygulaması nedeniyle kentin yaban hayatı zenginliği tam anlamıyla kayıt altına alınabilmiş değil. Dağ keçisinden vaşağa, ayıdan kurda, ur kekliğine çok sayıda yaban hayvanına ev sahipliği yapan kentin bu zenginliğinin kayıt altına alınamamış olması büyük bir eksiklik. Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi tarafından dağ keçisi popülasyonu ile ilgili en son 2011 yılında sınırlı alanda yapılan çalışmada sonraki yıllara ait net bir veri mevcut değil. Kentte yaban hayatı açısından en zengin bölgelerin yasak bölgeler olduğu düşünülüyor.

 

 

YETERLİ KORUMA ÖNLEMLERİ MEVCUT MU?

Dersim’de Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Şube Müdürlüğü’ne bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü mevcut. Ancak şube gerek personel açısından gerekse de hasta ya da yaralı yaban hayvanlarına müdahale konusunda yetersiz. Sınırlı sayıdaki personelle geniş bir alana yayılan yaban hayatı korunmaya çalışılıyor. Buna rağmen kentte 2018 yılında kara avcılığı kanununa muhalefet eden 55 kişi hakkında 81 bin lira cezai işlem uygulanırken 10 silah ile çeşitli av malzemelerine mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere el konuldu. Yaban hayatının son derece zengin olduğu kentte hasta veya yaralı bir hayvana müdahale edecek bir klinik ya da hayvan hastanesi bulunmaması da eksikliklerin başında geliyor. Yaban hayvanlarına müdahale kurumun anlaşmalı olduğu bir veteriner hekim tarafından yapılmaya çalışılsa da hasta ve yaralı hayvanların büyük bölümü ileri tetkik ve tedavilerinin yapılması amacıyla Elazığ Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ne gönderiliyor. Başta vaşak olmak üzere yaban hayvanları bu yolculuk stresine dayanamadıkları için çoğu zaman yolda ölüyor.

DOĞA AKTİVİSTLERİ AVCILIK FAALİYETLERİNE NEDEN TEPKİLİ?

İldeki avcılık faaliyetlerinin tümden yasaklanması amacıyla başlatılan kampanyaya öncülük eden Doğa Aktivistlerinden Haydar Çetinkaya bu durumu şu sözlerle dile getiriyor: “İlimiz genelinde son yıllarda yaban hayatına yönelik avcılık faaliyetlerinde hem yasal hem de kaçak olarak ciddi oranda bir artış meydana gelmiştir. Gerek bu işi yasal gerekse de kaçak yapan avcıların çoğunda vicdan yoktur. Nesli tehlike altında bulunan dağ keçileri bu avcıların en büyük hedefidir. Daha birkaç gün önce bile bir vaşak katledildi. Doğada bu ağır kış koşullarında soğuktan donmak ve açlıktan ölmek üzere olan kekliklerin her gün yüzlercesi katledilmektedir. Madem kendine avcıyım diyorsun, hiç değilse etik kurulların olur, doğaya birazcık da olsa saygın olur. Maalesef bunu görmek mümkün değil. Yasal olarak ava çıkanlar biz yasal avcıyız diyor. Fakat bunları denetleyen dahi yok. Günlük avlanma limitlerini kat ve kat aşıyorlar. Kalabalık gruplar halinde il dışından gelip burada katliam yapıyorlar. Doğa Koruma müdürlüğünde yeteri personel bulunmadığından denetimler yetersiz kalıyor. Onlar da ancak her iki vadiye çıkabiliyorlar. Muhtarlıklar, jandarma gibi kolluk kuvvetlerinin denetimleri yetersiz kalıyor. Mevcut koşullarda bu iş çığırından çıkmış durumda. Bu nedenle derhal her türlü avcılık yasaklanmalı ve yeterli koruma tedbirleri alınmalıdır. Yetkiler diyor ki ‘Yaban hayatında popülasyonu sağlıyoruz’. Buna katılmıyoruz. İnsanoğlu doğal yaşama müdahale etmemeli çünkü zaten doğal dengeyi alt üst eden insanoğlu değil midir? Bizim bütün çabamız doğal yaşamı, doğayı ve çevreyi korumaya dönüktür. Avcılık derhal yasaklansın istiyoruz.”

KUTSALLIK TEPKİSİ

Dersim coğrafyasında başta dağ keçileri olmak üzere doğada yaşayan kurt, kuş, nehirdeki balık kutsal kabul ediliyor. Özellikle yaşlı insanlar sabah dualarında, “Yaradan’dan önce; yabandaki kurdu kuşu doyurmasını ardından da kendilerine yardımcı olmasını” istiyor.

Dağ keçilerinin Dersim Alevilik inancındaki kutsiyetine ilişkin açıklama yapan Alevi Dedesi ve Akademisyen Kadir Bulut, “Dağ keçileri, geyikler, kırmızı benekli alabalıklar, güvercinler, turnalar… Daha nicesi tarihin derinlerinden gelen nice büyük inançları bağrında taşır. Ne güzel bir kutsallıktır! Abdal Musa geyik olur, Kaygusuz’a pir olur. Geyikli Baba geyikleri ile salınır Bursa’ya mekan olur. Hünkar Hacı Bektaş Veli, Geyik ile Aslanı dost eder, sır eder kucağında. Şeyh Ahmet Dede’nin keçileri. Daha nice pire sır; nice evliyaya nişan oldular. Hepsi toplandı cem oldu herdo dewreste (Kutsal topraklarda.) Bu erenlere, ikrar verenlere ise çıla oldular. Karda, kışta, sıkıntıda, zorda onlar görüldü mü, ardı sıra ferah, berekettir, huzurdur ve biliriz ki ardı sıra da Hızır gelir. Lokmalar dağıtılır, sevinç kaplar alemi. Bozatlı Hızır her gün güneş doğarken sallar davarlarını doğaya koşun der, sırrımın değmediği yer kalmasın. Bakın kim darda, kim çağırır varın gelin bildirin. Dolanır geyikler, dolanır bezuvarlar kainatı güneş batarken varırlar evliyaların serdarı Hızır’a anlatırlar; kuşu, kurdu, yolda kalanı, darda olanı ve kendisini çağıranı. Biz biliriz ki Hızır hemen ardı sıra koşar gelir. Yetişir darlara. Kim ki bu sırlara dokunur, incitir yolumuzda düşkündür. O kişi ceme alınmaz. Kimse onunla konuşmaz, toplumdan dışlanır. Çünkü o evliyaların sırrını yoldaşlarını incitmiştir.

Kadir Bulut

Pirlerimiz anlatırdı, bu topraklarda yedi tür dağ keçisi vardır. Hepsinin nişanı, görevi ve sırrı ayrıdır derlerdi. Kimdir bunlar dediğimizde anlatırlardı:

Sarık Sıvan

Şeyh Ahmet Dede tarafından Dersim’e gönderilmiştir. Sarık sardığı için ‘sarıklı çoban’ denilirmiş. Dağların sırrı bu evliyadaymış. Herkese yardım edermiş. Kırklar Dağı’nda bir mağarada kalırmış. Tekeleri çokmuş. Sarık Sıvan keçileri, Hozat’ta Yılan Dağı ve Ali Boğazı taraflarında yaşarlar. Bunları nişanı yani belirtisi; kulaklarının bir tarafı bıçakla kesilmiş gibidir.

Gergis Aleyhisselam

Bu evliya, inanca göre ilk Hıristiyanlığa inanan dervişmiş. Bunu duyan zamanın kralı onu Kemah’ta yıllarca zindana attırır ve yıllarca orada kalır. Ne zaman ki kral hastalanır derdine çareyi bulur. O zaman serbest bırakır ve gelir Dersim’e Bağır Gölü civarına yerleşir. Kimi zaman kurtlarla kimi zaman meleklerle kimi zaman insanlarla görülür ama keçileri hep yanındadır. İşte bu yörede ki keçiler Gergis Alayselam’ındır.

Şıx Çoban

Mazgirt bölgesindeki keçiler bu evliyaya aittir. Onlara çobanlık yapmıştır.

Bu haber 44 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Almanyanın Frankfurt kenti yakınlarındaki Oberursel kasabasında Alevi Kültü..