Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ALATURKA FAŞIZM!

ALATURKA FAŞIZM!

05 Temmuz 2018, 14:58

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik düzenlemeler içeren 477 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK), Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni KHK, Erdoğan’ın Pazartesi günü yemin töreninden sonra yürürlüğe girecek. Erdoğan hemen bakanları da açıklayacak.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş için ilk adım atıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan 74 maddelik 477 sayılı KHK ile bazı kanunlarda değişiklik yapılarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik düzenlemeler yer aldı. Yeni KHK ile bazı kanunlarda yer alan Bakanlar Kurulu’nun yetkileri Cumhurbaşkanı’na devredildi. Yeni KHK, Cumhurbaşkanı’nın ant içerek göreve başladığı gün yürürlüğe girecek.

477 sayılı kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması, 7142 sayılı kanunun verdiği yetkiye dayanılarak 2 Temmuz’da Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Söz konusu KHK’da yer alan 74 madde ve geçici 2 madde ile bazı kanunlarda yer alan Bakanlar Kurulunun bazı görev ve yetkileri Cumhurbaşkanına devredildi. Yeni KHK ile 1924 yılından 1960’a kadar çıkarılmış bazı kanunlarda yer alan ‘İcra Vekilleri Heyeti’ ibaresi ile 1963-2017 yıllarındaki bazı kanunlarda geçen ‘Bakanlar Kurulu’ ve ‘Başbakanlık’ ibareleri, ‘Cumhurbaşkanı’ ve ‘Cumhurbaşkanlığınca’ olarak değiştirildi. Söz konusu düzenlemeyle, yürürlükte bulunan kanun ve KHK’larla 10 Mayıs 2018 tarihli ve 7142 sayılı kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan KHK’ların yürütme maddelerindeki Bakanlar Kurulu ve bakanlara yapılmış olan atıflar, Cumhurbaşkanına yapılmış sayılacak.

Bu KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce, değişiklik yapılan kanunların ilgili maddeleri gereğince yürürlüğe konulmuş tüzükler, nizamnameler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürecek.

Pazartesi’den önce bir KHK daha bekleniyor. İkinci kararname, hükümetin aldığı yetki yasası çerçevesinde tüm bakanlıkların teşkilat yasaları mülga olacak şekilde iptal edilecek. Bu hafta, Cumhurbaşkanı’nın yemininden önce çıkarılacak bu KHK’ler nedeniyle devlet işleyişinde bir boşluk olmaması için yürürlük maddelerinde önlem alınacak. Yürürlük maddelerinde, yenileri kurulana kadar mevcut sistemin devam edeceği belirtilecek.

Pazartesi günü başlayacak

Yeni KHK’daki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin düzenlemeler, 24 Haziran’da birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının yemin ederek göreve başladığı tarihte yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Temmuz Pazartesi günü Meclis’te yemin edecek. Yeminin ardından Saray’da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş töreni düzenlenecek.

Cumhurbaşkanı’nın yemin edip göreve başlamasıyla yeni hükümet kurulmuş olacak ve yetki yasası görevini tamamlayacak. Cumhurbaşkanı tarafından 1 No’lu kararname yayınlanacak. Bu kararnameyle bakanlıkların kuruluşu gerçekleştirilecek, yeni teşkilat şeması belirlenecek. 16 bakanlığın kuruluşuna ilişkin kararnamelerin yayınlanmasının hemen ardından da yeni bakanlar atanacak. Ardından sıra bürokrat atamalarına gelecek.

Kabine için adı geçen isimler

16 bakan ve en az 3 cumhurbaşkanı yardımcısından oluşacak yeni kabine konusu, AKP kulislerinde gündem oluşturdu. Geçmiş dönemlerde, “seçim bölgesi dengeleri ve deneyimli siyasetçi hesapları” nedeniyle yaklaşık olarak tahmin edilen yeni hükümet üyeleri, ilk kez uygulanacak yeni sistem nedeniyle eskisi kadar öngörülemiyor. Yeni sistem de hem milletvekili hem de bakan olunamıyor. Bakan yapılacak milletvekilinin, istifa etmesi gerekiyor. Hürriyet’ten Nuay Babacan’ın kulis haberine göre, Erdoğan’ın yeni grup başkanvekiliği görevine Nurettin Canikli, Bekir Bozdağ, Bülent Turan ve Özlem Zengin gibi isimleri getireceği iddia ediliyor. Meclis Başkanlığı için Binali Yıldırım’ın adaylığına kesin gözüyle bakılırken, yapılacak yeni düzenleme nedeniyle ‘grup başkanı’ seçiminin yapılmayacağı belirtiliyor. Mevcut grup başkanvekilleri ile bazı eski bakanların komisyon başkanı olarak değerlendirilmesi gündemde. AKPi’nin yeni genel merkez yönetimi, 18 Ağustos’ta yapılacak büyük kongreden sonra değişecek. Erdoğan, yeni MKYK’sının içinden yeni genel başkan yardımcılarını seçecek.

Kabine için adı geçen bürokratlar arasında Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşarı Faruk Özçelik, Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal da bulunuyor. Tekin, Özçelik ve Kartal’ın müsteşarlık yaptıkları bakanlıklarda değerlendirileceği, İstanbul Valisi’nin İçişleri Bakanı yapılacağı iddia ediliyor.

 Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Dışişleri Bakanı olarak kabineye alınması durumunda, Ömer Çelik’in Kalın’ın görevini üstleneceği konuşulurken, Çelik’in cumhurbaşkanı yardımcılarından biri olacağını öne sürenler de bulunuyor.

 Milletvekili listesine alınmayan Mehmet Şimşek ve Naci Ağbal’ın bakan yapılıp yapılmayacağı da halen belirsizliğini koruyor.

Müsteşarlıklar kaldırılacağı için

Cumhurbaşkanlığı kaynakları, öncelikle yeni hükümet sisteminin işleyişini sağlayacak ana düzenlemelerin yapılacağını, sistemle ilgili diğer uygulamaların kademeli olarak devreye gireceğini bildirdi. Yeni sistemde müsteşarlıklar kaldırılacağı için birden fazla bakan yardımcısı atanacak. Müsteşar altı kadrolar korunacak. Milli İstihbarat ve Savunma Sanayii ‘başkanlık’ olacak; diğer başkanlıklarla birlikte Cumhurbaşkanlığı’na bağlanacak. Bu iki kurumun yanı sıra MGK, Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı da Cumhurbaşkanı’na bağlanacak.

Halen müsteşardan il müdürlerine kadar bin 800 kadronun cumhurbaşkanının onayıyla atandığı, üçlü kararname kalkacağı için bu sayının değişeceği, cumhurbaşkanıyla gelip-giden kadrolar dışındaki atamaların bakanlara bırakılacağı dile getiriliyor. Başbakanlığın arşiv ve evrakları Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmeye başlandı.

Sistemin temel özelliği

Anayasa Hukuku ve İnsan Hakları alanında çalışan Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Nihan Yancı Özalp, Evrensel’den Serpil İlgün’e ‘tek adam tek parti’ sistemine geçişi anlattı:

Bu sistem başkanlık ve yarı-başkanlık sistemlerine benzemeyen, kendine özgü bir sistem. Son derece güçlü bir Cumhurbaşkanı ve yetkileri azaltılmış bir Meclis modeli ile karşımıza çıkıyor. Başkanlık sisteminde olduğu gibi güçlü yürütme organının karşısında güçlü bir yasama organı bulunmuyor.

Adıyla da uyuşmuyor

Sistemin kendisiyle adının uyuşmadığı açık. Çünkü ortada ne bir hükümet, ne de yönetimde söz sahibi olacak bir kurul var. Bu sistemle hükümet ortadan kaldırılmışken adında hükümet sözcüğünün kullanılması çelişkili bir durum. Yani çocuğa yanlış ad konulmuş!

İki ihtimalde sorun

Sistem iki ihtimalde de sorun yaratacak nitelikte;

*  İlk ihtimal olarak Cumhurbaşkanı ve Meclis çoğunluğunun aynı siyasal parti mensuplarından oluşması hali değerlendirilebilir ki, şu an mevcut olan durum bu. Her ne kadar Cumhurbaşkanının lideri olduğu parti tek başına çoğunluğu elde edememiş olsa da  Cumhur İttifakı Meclis’te çoğunluğu sağlamış bulunuyor. Bu ihtimalde demokrasinin en temel prensiplerinden olan kuvvetler ayrılığının tamamen ortadan kalkması ve yasama ile yürütme yetkilerinin fiilen Cumhurbaşkanı tarafından kullanılması tehlikesi mevcut. Bu durumda Meclis tamamen etkisiz hale gelir. Ancak eğer Cumhurbaşkanı yasama çalışmalarına müdahale etmez ve Meclis de yetkilerine sonuna kadar sahip çıkarsa bu tehlike ortadan kalkar. Parti disiplini olgusu ve parti içi demokrasisizlik ise bu tehlikenin bertaraf edilmesine pek elverişli gözükmüyor.

* İkinci ihtimalde ise ittifakta çözülme olabilir ve Cumhurbaşkanının mensup olduğu siyasal parti azınlığa düşebilir -ki bu daha düşük bir ihtimal- bu durumda da birlikte yönetme sorunu daha doğrusu yönetememe sorunu ortaya çıkabilir. Zira Cumhurbaşkanının münhasır yetki alanı var, münhasıran kanunla düzenlenebilecek alanlar var ve hem kanun hem de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebilecek alanlar var ve bu ortak alanda öncelik kanunlarda. 2017 Anayasa değişiklikleri uyarınca Meclis çıkardığı bir kanunla, Cumhurbaşkanlığı kararnamesini etkisiz hale getirebilir. Bu da yetki çatışmalarına neden olacaktır. Tabii burada yeni sistemde Anayasa Mahkemesi’nin yeni bir rolü ortaya çıkacak, o da yetki hakemliği. Yani aslında yasama ile yürütme arasındaki yetki uyuşmazlıklarını AYM çözecek. Burada da 15 üyesinden 12’si, partili bir cumhurbaşkanı tarafından dolaylı ve doğrudan seçilip atanan bir AYM devreye girecek.

Meclis çoğunluğunun önemi

Yeni sistemde Meclis etkisizleşiyor olmakla birlikte, sınırlı da olsa muhalefetin çoğunlukta olmasının sıkıntı yaratacağı alanlar var. Cumhurbaşkanının kararname ile düzenleyemeyeceği konular var, münhasıran kanunla düzenlenecek alanlar var. Üstelik Anayasa uyarınca Meclis’in aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelecek. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin kanunla ortadan kaldırılmaması için ve ayrıca Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanacağı için yasa yapacak ve diğer anlamda da Meclis’in geri kalanına yasa yaptırmayacak yasama çoğunluğunun elde edilmesi önemli.

MHP desteği de kritik

Yeni sistemin işleyişine ilişkin düzenlemelerde de MHP’nin desteği gerekecek evet, çünkü AKP tek başına parlamentoda çoğunluğu sağlayamıyor ve geçiş döneminde yoğun bir yasama çalışması yapılması gerekiyor. İhtiyaç duyulan bütün yasaların çıkarılması için de sayısal desteğe ihtiyacı var. Özel karar yeter sayısı gerektiren işler dışında kanunların çıkarılmasında gerekli genel karar yeter sayısı Anayasanın 96. maddesinde düzenleniyor. O da toplantıya katılanların salt çoğunluğu. (Her halükarda karar yeter sayısı Meclis üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasının altına düşemez.) Yani Meclis fire vermeden toplandığında bir kanunu geçirmek için 301 milletvekilinin oyuna ihtiyaç bulunmakta.

Meclis onayına sunulmayacak

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri OHAL KHK’lerinin yerini almıyor. Olağan rejime geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı kararnameleri olağan KHK’lerin yerini alacak, tabii önemli farklılıklarla. Eğer olağanüstü rejim, yeni dönemde de devam ederse çıkarılacak “olağanüstü dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri” OHAL KHK’lerinin yerini alacak. Olağan rejime geçme varsayımında Cumhurbaşkanı olağan dönem kararnameleri çıkarabilecek. Olağan dönemde çıkarılacak Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, Anayasada olağan KHK’lerle paralel bir şekilde düzenleniyor ama arada çok önemli bir fark var. 1982 Anayasasının yürütme organı, olağanüstü rejimde sahip olduğu asli ve ilkel düzenleme yetkisini 2017 değişiklikleriyle olağan dönemde de kazanmış oluyor. Cumhurbaşkanı doğrudan Anayasadan aldığı yetkiye dayanarak, Meclis’ten bir yetki kanunu çıkarılmasına ihtiyaç duymaksızın, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek. Üstelik bu kararname olağan KHK’lerde olduğu gibi Meclis’in onayına da sunulmayacak.

Bakan sayısının önemi yok

Bakanlıkların sayısının azaltılması ya da artırılması çok fazla anlam taşımıyor. Önemli olan bu şema içerisinde yeralanların Cumhurbaşkanı tarafından atanması ve bunların Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olması. Cumhurbaşkanlığı sisteminde, Amerika’daki Başkanlık sisteminde olduğu gibi, Cumhurbaşkanı tarafından atanan bakanların yasama organı tarafından onaylanması da söz konusu değil. Yani tamamen Cumhurbaşkanının kararlarının önem taşıdığı tek kişilik bir yürütme sistemi.

Başta erkler ayrılığı noktasında sorunlu. Erkler ayrılığı noktasındaki sorun parti-devlet kaynaşmasına neden olacak nitelikte ve çoğulcu değil çoğunlukçu bir yapıya işaret ediyor. İkinci olarak yürütme organı içerisinde tek kişinin sözünün geçmesi noktasında da aynı problemler söz konusu. Ayrıca sistem, parti disiplini olgusu ile de kaynaşınca çoğulcu yapı iyice sıfırlanmış oluyor.

HABER MERKEZİ


Şunları da yapabiliyor

* Bakanlar Kurulu’nda olan kararname yetkisi artık Cumhurbaşkanı Erdoğan’da: İdari düzenlemeleri, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapabiliyor.

* Erdoğan üst düzey kamu görevlilerini kararnameyle atıyor ve görevden alıyor.

* Kurumlarla ilgili idari düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılıyor.

* Bütçe Kanunu teklifini hazırlayıp Meclis’e sunma yetkisi artık Erdoğan’da. Meclis onaylamazsa öncelikle geçici bütçe hazırlanıyor. Bu da olmazsa bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak yürürlüğe konuyor.

* OHAL yeniden tanımlanıyor. Bakanlar Kurulu yetkisinde olan OHAL ilanı, yeni sistemde Erdoğan’a veriliyor.

* Cumhurbaşkanı seçim kararı alabiliyor.


Resmi bir yalan

Anayasa hukuku alanındaki yetkin bilim insanlarından, insan hakları savunucusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, referandum metninde olmayan ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ isminin bir algı operasyonu ve resmi yalan olduğunu söyledi.

Kaboğlu, sistemle ilgili Serpil İlgün’ün sorularını yanıtlarken şu yorumu yaptı: 16 Nisan’da Meclis yetkilerinin önemli bir bölümü Cumhurbaşkanlığına geçirildi. O kadar ki en az beş ayrı kategoride Cumhurbaşkanlığı kararnamesi var. Bu beş kategorinin önemli bir kısmında Meclis’in sahip olduğu yetkiler Cumhurbaşkanı tarafından kullanılacak. Bunlardan biri var ki, (Anayasa Madde 106, fıkra son) şöyle diyor: “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri ile teşkilat yapısı, merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.” Bu bir anayasa hükmüdür. Bu yetki, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden yapılandırılması demektir. Şimdi diğer hepsini bir yana bırakalım, bu madde varken siz “Meclis güçlendiriliyor” diyebilir misiniz? Meclis’e ait olan bir yetkiyi, bir kişiye veriyorsunuz. Bu, Kanun-i Esasi’de bile olmayan bir yetkidir. Olamaz bu!

Dolayısıyla bu da bir algı operasyonu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kavramı nasıl resmi bir yalansa bu da resmi bir yalan. Getirilecek sisteme en ılımlı kavram olarak, monokrasi dedim. Çünkü monokraside anayasa var, anayasal maddeler var fakat “Anayasal maddeler değil, benim dediğim olur” diyorsunuz. Burada da bu geçerli. Siz bundan kalkarak İstanbul’u bir gecede iki ile ayırabilirsiniz. “Peki, niçin ayırdınız” diye soranlara, “Anayasa bana bu yetkiyi verdi” dersiniz. İşte bu monokrasidir!

Yeni Özgür Politika

Bu haber 559 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Dersim İnşa Kongresi (DİK) dahil Avrupa'daki 8 sivil toplum kurumları, ..