Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / DAD, "Taleplerimizle siyasete dahil olmalıyız"

DAD, "Taleplerimizle siyasete dahil olmalıyız"

13 Mayıs 2018, 18:44

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde DAD Adana Şube Başkanı Pir Zeynel Kete’nin HDP’den milletvekili aday adaylığını açıkladı. Açıklamada, Kete’nin kurumsal rızalıkla aday aday olduğu belirtildi.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde DAD Adana Şube Başkanı Pir Zeynel Kete’nin HDP’den milletvekili aday adaylığını açıkladı. Açıklamada, Kete’nin kurumsal rızalıkla aday aday olduğu belirtildi.  
 
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 24 Haziran seçimlerine dair ‘Alevilik-Siyaset İlişkisi ve Seçime Yaklaşımımız’ başlıklı basın açıklaması yaptı.
 
Nergiz Güzel, Selda Güneş ve Mehmet Taş’ın hazır bulunduğu açıklamayı, DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel okudu. Açıklamada, Alevilerin toplumsal sorunları ve taleplerinin demokratik güçlerle ve siyasal partilerle kabul görülerek deklare edilip mücadele verilmesi şartına bağlı olarak HDP’nin destekleneceği belirtilerek, DAD Adana Şube Başkanı Pir Zeynel Kete’nin kurumsal rızalıkla milletvekilliğine aday aday olduğu kaydedildi.
 
Açıklamada, “Sistemsel kaotik bir süreçte ‘İmdat Seçimi’ olarak tanımladığımız 24 Haziran seçimlerinde Hakk Yol Alevi halklarına, Türkiye halklarına, inançlara, farklılıklara, yönetimsel yaklaşımlarına ve yurttaşlık kavramına yaklaşımını önemsediğimiz siyasal organizasyon olan HDP ile HDK sürecinde izlediğimiz ortaklaşma sürecini güçlendirerek HDP’ye ve şahsında Sayın Selahattin Demirtaş’a destek vermeyi ve bu yönüyle kurumsal olarak Reya Heq / Raa Heqi, Hakk Yol Alevileri güçlü temsil edeceğine inandığımız Adana DAD şube başkanımız Sayın Pir Zeynel Kete’nin kurumsal rızalığımızla milletvekilliği aday adaylığını da açıklıyoruz” denildi.
 
Demokratik Alevi Dernekleri’nin açıklamasının tamamı şöyle:
 
“DEMOKRATİK VE YAŞANABİLİR GELECEK İNŞASI İÇİN ORTAK MÜCADELEYE”
 
Bir bütün olarak ülkenin geleceğinde belirleyici bir önemi olan ve baskın biçimde dayatılan yeni bir seçim dönemine girmiş bulunuyoruz. 24 Haziran 2018’de gerçekleştirilecek ve yaşadığımız ülkede en az bir yüz yılı belirleyecek olan bu seçimlerin sonuçları, ülkenin toplumsal gerçekliklerinden biri olan biz Aleviler açısından da yaşamsal bir öneme sahiptir. Hak Yol-Alevilik, düşünsel-toplumsal bir sistem olduğundan yaşamın her alanına dair düşünme ve algı biçimi; buna bağlı olarak ta söylenmiş sözü, çözüm önerisi vardır. Bu bağlamda yaşanan siyasal sürece dair kendi toplumsal ufkumuzdan perspektif sunmak, toplumsal varlığımızın savunulmasına ve halklarımızın ortak yaşam alanı olan ülkeye dair özgürlükçü, eşitlikçi bir geleceğe katkı sağlamak sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Toplumsal varlığımızı yaşayabilmemiz, yaşatıp geleceğe taşıyabilmemiz ise kendi toplumsal hakikatimizle yeniden buluşarak, “iradeleşmiş bir toplumsal gerçekliğe” ulaşabilmemiz ile mümkündür. Bu anlamda mevcut siyasal süreci kendi gerçekliğimizle buluşarak netleşme, iradeleşme ve bu temelde bütün ötekileştirilenlerle beraber demokratik ve daha yaşanabilir bir gelecek inşası için ortak mücadele süreci olarak değerlendirmeliyiz.
 
“SİYASET ALANINA YAKLAŞIMIMIZ NASIL OLMALI SORUSUNU CEVAPLAMALIYIZ”
 
Bilindiği gibi siyasal partiler bir ülkenin iç-dış olmak üzere bütün demokratik, siyasal, sosyal, ekonomik, ekolojik vb. sorunlarına dair çözüm önerileriyle topluma seslenir ve destek talep eder. Bütün toplumsal grup ve renkler, cinsler, emekçiler siyasal süreçlere toplumsal ya da sınıfsal talepleri üzerinden katılmakta, ülkeyi yönetmeye talip olan siyasi partilere desteklerini ise kendi sorunlarının da sahiplenilip çözüm önerileri sunulması, dile getirilmesi ve takip edilmesi şartına bağlamaktadırlar.Aleviler, kendilerine; sürece ve bir bütün olarak siyaset alanına yaklaşımımız, tutumumuz nasıl olmalıdır? Sorusunu sorabilmeli ve cevaplamalı, duruşlarını buradan hareketle belirlemelidirler.
 
“TOPLUMSAL İRADE VE TALEPLERİMİZLE SİYASETE DAHİL OLMALIYIZ”
 
Öncelikle temel bir tespitten yola çıkmamız gerekir. Alevilik derken, tarihsel-toplumsal bir gerçeklikten söz ederiz. Yani Alevilik-Hakk Yol, bizi insan kılan-karakterize eden inançsal – düşünsel-toplumsal gerçekliğin adıdır. Alevilik aynı zamanda bir toplumsal örgütlenme modelidir.Alevilerin sorunlarından bahsederken gerçekte“toplumsal bir sorundan” bahsederiz. O halde siyaset alanıyla ilişkilenme biçimimizi de “toplumsal taleplerimiz” üzerinden belirlemek zorundayız. Toplumsal taleplerimizi ise “toplumsal sorunlarımızdan” hareketle belirleyebiliriz.
Böyle bir yaklaşım ise, “iradeleşmiş bir toplumsal gerçeklik” olarak duruş kazanmamız anlamına gelecektir ki bu durumda toplumsal varlığımızı savunmanın ve geleceğe taşımanın en temel adımlarından birini atmış oluruz.
Şu temel ayrımı da özellikle vurgulamak gerekir ki, esas mesele Alevi inancını içselleştirmiş ruhsal ve bedensel ikrarlaşmasını tamamlamış kimi canlarımızın şu ya da bu partiden milletvekili olarak parlamentoya girmesiyle sınırlı olmayıp toplumsal irade ve toplumsal taleplerimizle siyasete, süreçlere dahil olmamız, temsil edilmemizdir.
Kalıcı bir şekilde herhangi bir siyasal çizgiye yada partiye irademizi teslim etmemiz söz konusu olamayacağı gibi, toplumsal taleplerimize ve kendi Hakk Yol temsiliyetimize verilecek olumlu karşılık üzerine ” Yol cümleden uludur” düsturundan hareketle yolun kemaletini cümle cana göstermektir.
 
“TEMEL KRİTERLERİMİZİ HAK YOL ALEVİLİK ÖĞRETİSİ ÜZERİNDEN BELİRLERİZ”
 
Kendi toplumsal irade ve gerçekliğimizle ittifaklara kapıyı açık tutar ve arayışlara girerken ise temel kriterlerimizi Hakk Yol-Alevilik öğretisi üzerinden belirler, onun Rızalık-Razılık esası üzerine kurulan ve ”kâinatı yar eylemeyi” temel yaşamsal ilke olarak ele alırız. Bundan hareketle kadın mürşidi kâmilullahtır hakikatinden hareketle “Kadın özgürlükçü bir yaşam”, ”Cem erkaninda ki gibi” toplumsal eşitlikçi, doğrudan demokrasi”, müsahiplik ve kirvelikten hareketle “Toplumsal dayanışma ve paylasimcilik”. Hava , şu, ateş ve toprağa ikrarlık ve rizalik esas alınarak” ekolojik model”, 72 millete bir nazardan bakarak “evrensel eşitlik ve barış”,aslını inkâr eden haramzededir diyerek ” kendine ait dil, kültür, tarih, yurt gibi toplumsal değerleri koruma, Ocak örgütlenmesi ile “kendi kendini yönetme”gibi ahlaki ve politik toplum değerlerini esas alırız. Bu manada, yukarıda ifade edilen perspektifimizden hareketle gerçekleştirdiğimiz ittifaklara toplumsal irade ve taleplerimizin temsilcileri olarak kendi adaylarımızla süreçlere katılırız. Yani Alevileri değil Aleviliği esas alırız.
 
“ALEVİLİK KİMLİK EREZYONU, KÜLTÜREL VE FİZİKİ SOYKIRIM TEHDİDİ ALTINDA”
 
Aleviler, yüzyıllardır katliam, göçertme ve asimilasyon sacayaklarından oluşan bir şiddet sarmalında ciddi biçimde darbelenmiş, ulus devlet süreciyle ise tektipleştirmeyi esas alan politikalar nedeniyle Alevi toplumsallığı tarihinin en vahim çözülme sürecine sokulmuştur. Aleviler belki de hiç bir zaman günümüzdeki kadar kurum sahibi olmadılar ama hiç bir zamanda günümüzdeki kadar asimile olmadılar. Alevi inancıyla ilgili kimlik erezyonu, kültürel ve fiziki soykırım tehdidi devam etmektedir.Baha Sait ile başlayan ittihatçı çizgi günümüzde farklı araçlarla devam etmektedir. Eskiden “mülhit, zındık, kâfir ” denilerek katliamlar meşrulaştırılırdı. Günümüzde ise” Ya din dışıdır yada dinselleşeceksin” denilerek tartışma sürdürülmektedir.İradesi kırılan, toplumsal gerçekliğinden koparılan Aleviler siyaset alanıyla kendi toplumsal gerçeklikleri üzerinden ilişkilenememiş, asimilasyoncu yaklaşımları gögüsleyememiştir. Türkiye’de siyaset alanı, Alevilerle ilişkilenme biçimini Alevi tarihsel-toplumsal gerçekliğini tanıyan, kabul edip gereklerini yerine getiren bir anlayışla gerçekleşmemiştir. Başta resmi ideolojiyi esas alan siyasal partiler olmak üzere, geniş bir siyasal yelpazede Aleviliği asimile eden, toplumsal gerçekliğinden kopararak kendi toplumsal tabanı olarak değerlendiren bir zihniyet hakim olmuştur. Bu yaklaşım demokratik örgütlülükleri dahi etkisi altına aldığı gibi halihazırda da tamamen aşılabilmiş değildir.
 
Aleviler olarak bu durumu bilince çıkarıp iradeleşmeyi, irademizi hiç kimseye teslim etmemeyi esas almalıyız. İrade teslimi değil, ikrarlı birliktelik esas yaklaşımımızdır.
 
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
PİRHA – Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklama ile 15 Ağustos’da PSAKD y..