Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Kadınlar yaşamı özgürleştirmek için sokakta

Kadınlar yaşamı özgürleştirmek için sokakta

22 Ağustos 2017, 21:57

TJA sözcülerinden Yüksel Yıldırım, kadın soykırımı ve tecride karşı başlattıkları kampanyayı Türkiye’nin tüm illerine yaymayı hedeflediklerini ve eylemlerini Eylül ayıyla birlikte yoğunlaştıracaklarını söyledi.

Tevgera Jinên Azad (TJA), kadına yönelik şiddet ve baskı politikalarına dikkat çekmek amacıyla 3 Ağustos’ta Êlîh’te “Kadın Soykırımını Durduracağız, Yaşamı Özgürleştireceğiz” sloganıyla üç ay sürecek bir kampanya başlattı. Panel, seminer ve sokak eylemleriyle devam edecek kampanyayla eş zamanlı olarak 19 Ağustos’ta İstanbul’da yapılan basın açıklamasıyla tecride karşı bir deklerasyon yayınlandı. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada HDP Milletvekili Feleknas Uca, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan şahsında herkes üzerinde uygulanan tecridin son bulması için kadınların ayakta olacağını söyledi. 

Açıklamanın ardından TJA sözcülerinden Yüksel Yıldırım’la eş zamanlı yürütülen iki kampanyanın amacını ve kadınlar üzerinde yürütülen politikaları konuştuk.  

Yüksel Yıldırım, ‘Kadın Soykırımını Durduracağız, Yaşamı Özgürleştireceğiz’ kampanyasını, DAİŞ’in Şengal’e saldırı başlattığı 3 Ağustos 2014 Êzîdî soykırımının yıldönümünde Êzîdî kadınların mücadelesine atfen Êlîh’te başlattıklarını söyledi. 

Kampanyanın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ne kadar devam edeceğini belirten Yıldırım, “Yayınladığımız deklerasyonla ‘Tecrit kaybedecek, özgürlük kazanacak’ kampanyasını eşzamanlı sürdüreceğiz” dedi. Sadece Kürt kadınları değil, Türkiye ve Kürdistan’daki bütün kadınları bu kampanyaya dahil etmeyi hedeflediklerini belirten Yıldırım, amaçlarını şu cümlelerle açıkladı: “Tecrit sadece Kürt Halk Önderliği  üzerinde değil, Türkiye genelinde yaşanıyor. Sol, sosyalist çevreler, kadınlar, muhalif olan herkes üzerinde tecrit uygulanıyor. HDP’nin ‘Vicdan ve Adalet’ nöbeti bildiğiniz gibi dışarıda yapılıyor ama dört duvar arasında olmaktan farksız. Etrafı çevriliyor polis tarafından. Bununla ilgili seminerler, paneller ve sokak eylemleri gibi çeşitli eylemlerimiz olacak.”

 

Kadına çifte şiddet uygulanıyor

Şirnex ve Cizîra Botan’da sokakta gezen kadınların özel timler tarafından sözlü veya fiziksel olarak tacize uğradıklarını anımsatan Yıldırım, şunları kaydetti: “Türkiye’de kadın üzerinde yürütülen bu politikalar, kadından ne kadar korktuklarını gösteriyor. Çünkü bir toplumun ayağa kalkması, değişip dönüşmesi kadınların öncülüğünde olacaktır. Kadın ne kadar bilinçli olursa toplum o kadar bilinçli olur. Kadının toplumdaki yeri ayrıdır. Kürdistan’da ise hem Kürt olmak hem de kadın olmak çifte bir şiddete neden oluyor. Bu politika OHAL’le birlikte daha da ayyuka çıkmış durumda. Özellikle Cizre bodrumunda yaşananlar, Taybet ananın cenazesinin bir hafta boyunca sokak ortasında yerde kalması bunun somut örneklerinden oldu.”

 

Siyasette kadına yer yok

Kadınların siyasetteki yerinin de hükümet tarafından hazmedilmediğine değinen Yıldırım, “Eşbaşkanlık sistemi uyguluyorduk. Özellikle belediye eşbaşkanlarımızın, milletvekillerimizin, parti çalışanı kadın arkadaşlarımızın çoğu tutuklu. Aynı zamanda Kürdistan ve Türkiye’deki kadın kurumlarının hepsi şu anda kapatılmış durumda. Amaçları tamamen kadını işlevsiz hale getirip dört duvar arasına hapsetmek. Hem Kürt hem de kadınsan ayrı bir muameleye maruz kalıyorsun. Genel olarak bir kadın düşmanlığı, bir hazmedememe var. Daha fazla Kürt kadınları  ötekileştirme, toplumdan tamamen izole etme, korkutma ve sindirme sözkonusu” diye konuştu. 

Belediyelere atanan kayyumların ilk icraatlarının kadın kurumlarını kapatarak, çalışmalarını durdurmak olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Kürdistan’da kadın istihdamına yönelik çalışmalarımız vardı, tamamen askıya alındı ve durduruldu. Kadın ekonomisini kazandığında kendisine özgüveni artıyor. Şimdi yine işlevsiz ve birilerine bağımlı kılmaya çalışılıyor” dedi.

 

Tecrit kabul edilemez

Kim için olursa olsun hukuki olarak tecritin kabul edilemez olduğunu ifade eden Yıldırım, “Türkiye Cumhuriyeti deniliyor, laiklikten, özgürlüklerden bahsediliyor ama bir tecrit uygulaması var. İnsanların bu işlevsiz durumu kabullenmesi ve sineye çekmesi isteniyor. Tecrit, bir kişinin hukuki olarak haklarına erişememesidir. Aynı zamanda onu irade olarak kabul etmiş milyonlarca insanın ondan haber alamamasıdır” şeklinde konuştu.  

Amaçlarının kampanyayı Türkiye’nin tüm illerine yaymak olduğunu söyleyen Yıldırım, Eylül ayından itibaren eylemlerinin yoğunlaşarak devam edeceğini ifade etti. 

 

Kadın cinayetleri artıyor

Her gün onlarca kadın cinayetinin işlendiğine dikkat çeken Yıldırım, bu cinayetler gerekçelendirildiği ve ceza indirimi uygulandığı için vakaların arttığını söyledi. Yıldırım, “Bu ülkede 45 erkek çocuğunun cinsel istismara uğradığını ancak kimsenin buna karşı etkili bir tepki göstermediğini görüyoruz. Kimseden çıt çıkmıyor. Özgecan örneği kadına görülen revanın özetidir. Suudi Arabistan’daki bir panelde ‘kadın insan mıdır, değil midir’ diye bir tartışma yürütülüyor. O derece vahim bir durumdayız” diye konuştu.

 

Kazanımlarımıza sahip çıkmalıyız

Kendilerini bekleyen tehlikelere karşı kadınların sokağa çıkması gerektiğini belirten Yıldırım, ”Tüm kurum kuruluşlarda çalışan, evdeki, sokaktaki, toplumun her alanındaki kadını büyük tehlike bekliyor. Bugün kıyafete karışmaya, hamile kadınların dışarıda dolaşmasına, gülmesine kadar kadınların her şeyine karışılmaya başlandı. Bu tamamen kadınları hedef göstermektir. Artık toplu taşıma araçlarında açık giyindiğinizde insanların size tuhaf şekilde bakışlarıyla karşılaşabiliyorsunuz. Bu çok ciddi bir durumdur. Toplumun kadına bakış açısı negatif anlamda yönlendiriliyor. Bu, ayrıştırma ve kadınları izole etmektir. Başka bir sınıf, başka bir güruh olarak görmedir. Pembe taksiler, pembe otobüsler, sadece kadınların çalıştığı işyerleri, kadınlar için ayrı üniversite bile gündemde. Çalışmayıp evde oturan kadınlara aylık bağlanması gibi politikalar uygulanarak, kadının söz hakkının olmadığı muhafazakar bir ortama doğru ilerliyoruz. Bu çok korkunç bir şey. Türkiye ve Kürdistan’daki kadınların bir sürü hak kazanımları, eylemlilikleri oldu. Elde ettiğimiz kazanımların bir anda elimizden alınmaya çalışılmasına göz yumamayız. Kadın sığınma evleri, dayanışma merkezleri, kadın kooperatifleri, kadın yaşam evleri kapatıldı. Tamamen kadını çaresiz bırakma ve kendine muhtaç etmeye çalışma söz konusu. Kazandığımız haklara sahip çıkmalıyız.”

Bu haber 294 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıkladığı Ekim ayı raporuna..